GENEL DURUM VEYA YENİ AHVAL PDF Yazdır e-Posta

(7 Nisan 2026, Salı)

"Eski hâl muhal; ya yeni hâl veya izmihlâl..."

- Said Nursi

Mütefekkirimiz bununla neyi kastetmiş olursa olsun elan dünyamızın ahvaline uygun bir tesbit.

Üzerinde idame-i hayat ettiğimiz yerküre, üzerimize tavan olan gök kubbe, gezegenler, galaksiler. Bizi ihata eden ne varsa hepsi bir değişim ve dönüşüm içinde.

Mevsimler değişiyor, peş peşe zelzeleler meydana geliyor. Yağışlar yer yer rahmet yerine felaketler getiriyor.

Kâinatın bu sıkışmışlığı zamanla nereye evrilecek, kıtalardaki iklim yer mi değiştirecek. Çöller ormanlık, ormanlıklar çöle mi dönüşecek...  Bunu ancak her şeyin sahibi yüce Allah belirleyecek. Biz seyirciyiz. Bu konularda dahlimiz olmaz. Ancak ibret alıp kendimize çekidüzen verebiliriz/vermeliyiz.

Sosyal-Siyasal Çalkantılar

Benî âdem olarak bizler nerelerde dolaşıyoruz, nereden nereye savruluyoruz veya nereden nereye yol almaktayız. Bu hususta hem insanlık tarihi açısından hem günümüz açısından değerlendirip kendimize bir istikamet belirlemeliyiz.

İnsanlığı/insaniyeti merkeze koyarak yol almak bizim için evla olandır. Gerçek anlamıyla insanilik/fıtratı koruma ile İslamilik örtüşür.

 

Biz insanız ünsiyet peyda ederiz, yani uyum sağlarız. Sağlayacağımız uyum insanlık uyumudur. Kainatla barışık yol almaklıktır.

Teknolojik gelişmelerle uyum; insanlık dışına çıkarsa o artık bize zarar vermeye başlar.

Elan gelişen teknoloji insanlığa zarar verme arifesinde, eğer doğru bir istikamet verilmezse, teknolojik gelişmeye ilahî bir müdahale kaçınmaz olur. İnsanlık tarihini inceleyen ve izleyenler bunun ne anlama geldiğini anlar.

Kur'an, bize önceki kavimlerin/ toplulukların helak sebeplerini bildirir. İnsanlık tarihinde, bizden daha güçlü topluluklar olmuştu, yaptıkları yüzünden helak olmuşlardı.

Bu genel girizgahtan kastım, çevremizde gelişen son olaylarla bağlantılarını kurmak ve nasıl bir dünyada yaşadığımızı fark ederek yol almaklığımızı değerlendirmek.

Çevremizde ve Dünyada Olmakta Olanlar

Beynelmilel güçler kendi topraklarını ve insanını koruyarak İslam coğrafyasında hesaplaşmak istiyorlar, yani kozlarını/ cevizlerini bizim topraklarımızda ve bizim insanımızı kullanarak paylaşmaya çalışıyorlar.

Elde ettikleri teknolojik üstünlükleriyle bizi istedikleri yöne ve istedikleri savaş alanına çekiyorlar. Çektiler demek daha doğru olacak.

İslam coğrafyasını önce kendi istedikleri şekilde isimlendirdiler. O zamanki dünya hâkim gücü Britanya; kendini merkeze koyarak İslam coğrafyasını isimlendirdi ve zihnimize bu yeni isimlendirmeyi yerleştirdi. Sömürü de zaten böyle başlar, önce kavramlar oluşturulur, o kavramlara hâkim güçler, kendi gelecekleri için bir isimlendirme yapar, onu zihinlere nakşeder. Buna insanları alıştırır. Bunda ne var denilir hale gelir dünya.

İngiltere; kendini merkeze koyarak Müslümanların üzerinde yaşadığı ve kendilerince koydukları isimlendirmeleri zihinlere nakşetti. Mağrib'e Yakın Doğu dedi, diğer bölgelerimize Orta Doğu dedi. -Burası bizim ana yurdumuz, Kuds-i Şerif, Diyar-ı Şam, Mekke-i Mükerrem'e, Me-dine-i Münevver'e.., maşrıkımıza da Uzak Doğu dedi. Bu isimlendirmeyi elan biz Müslümanlar bile kullanıyoruz.-

Fiili bağımsızlıktan önce zihni bağımsızlığımızı kazanmamız vaz geçilmez bir gerçekliktir.

Kavramlarımız, kullandığımız dil, bize ait olmalı. Bu konu üzerinde durulması ve çareler sunulması elzemdir. İlk kaybımız Türkiye ve bazı ülkeler için harf inkılabıyla başladı. Latin alfabesi bizim zihin dünyamızı ve kelime-kavramlarımızı karşılamaktan uzak.

Zihni, düşüncesi/ tasavvuru, fıtrata uygun olamayanın analizleri sağlam olmaz. Bilgi birikimi değerlidir ama bu bilgiyi -buna malumat demek daha uygun olur- kullanmak, değerlendirmek ve sonuç çıkarmak malumattan daha önemlidir.

İslam coğrafyasının, coğrafyamızın kalbine yerleştirilen Siyonist çete şebekesi, İslam dışı güçlerin ileri karakoludur.  Siyonist zihin dünyası ve emellerinin ne olduğu, Gazze soykırımında ayan-beyan ortaya çıktı. Görmek istemeyenlere diyecek bir sözümüz yok. Ama gaflet uykusuna dalanlara da artık uyanın deme vakti gelmiştir. Bu konuda asla tereddüt edilmemelidir. Siyonist gücü besleyen, onunla ortak hareket eden kim varsa hepsi deşifre edilmelidir. Bu konuda ilm-i siyaset adına, yumuşama gösterme zamanı değildir, diye kekelemenin mazereti olmaz.

Küreselleşen dünya her ne kadar iç içe girmiş ve birbirine etki eder hale gelmişse de meselenin mihenk taşı; Kudüs, Bilad-ı Şam, Filistin, Mekke-Medine... mukaddes mekanların durumudur. Buralar istikrara kavuşmadan dünyada sulh ve selamet, huzur ve güven asla olmaz.

Onun için yapılan siyasi, askeri, iktisadi, teknolojik hamleler buna matuf olmalıdır.

Dünyanın yeni ahvali nereye evrilir kestirmek zor. Yapılan değerlendirmelerin hepsi boşa çıkabilir. Çünkü ABD-Çin-AB ülkeleri ve onların güdümünde olan ülkelerin bugüne dek yürüttükleri siyaset ziruzeber olmuş durumda. Eski sistem ana hatlarıyla sarsılmış durumda, yeni dünya düzeni nasıl sağlanır, hakim güç hangi ülke/ülkeler olur.

Bunlara biz seyirciyiz. Görünenlerden ders çıkarmak ve kendimize bir yol-yöntem belirlemek durumundayız.

Şu an İslam coğrafyası paramparça, ABD-İsrail-İran savaşı diye nitelenen çatışma nereye evrilir? Meçhul. Günün sonunda, İslam toprakları huzursuz, halkı bedbin, ülkeler(!) birbirine düşman edilmiş bir coğrafya...

Güçlenen Çin ve ona destek veren (zahiren) Rusya ve bendeleri karlı çıkacak ABD ve yandaşları yara alarak çıkacak.

İsrail olanları fırsata çevirip topraklarını/işgalini genişletecek.

Halkı Müslüman ülkeler arasına akan kan düşmanlığa dönüşecek/dönüştü. İnsanlığın umudu başka bir bahara kalacak.

Coğrafyamız gene farklı düşünce ve anlayışlar ile bölünecek, kimi eski ahval üzere Batı blokunda kalacak, kimi yeni gelişen Çin eksenine kayacak ve ümmet gene birbiriyle uğraşacak. ABD-İsrail-İran savaşın enkazı...

Gelişen tekniklerle insanlığı yeniden uyutacaklar. Uyuşan halklar kendilerine gelince de iş işten geçmiş olacak.

Tam bu ahval ve şerait tahtında, Müslüman dünyaya bir ufuk açılıyor, bir imkân doğuyor; dünyanın hâkim güçlerin maskesi düşmüş iken, vicdanı körelmemiş insanların duyarlığı canlı ve diri iken, kendi iç meselelerini belli bir müddet askıya alıp birlikte hareket eder ise, eder isek,

İslam'ın adaletine çeşne insanlık, bize kulak kabartacak ve oluşturacağımız İlahi adalet şemsiyesine sığınacaklardır. Fitne yeryüzünden kalkıp din Allah'ın olunca emrini de ifa etmiş olacağız.

Haydi Müslümanlar! Efendi değiştirme arayışını bırakıp dünyanın adil bir yönetime doğru yol almaya yelken açalım. Tarihin bize yüklediği bu insanlık görevini ifa edelim...

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZÜM YOLLARI - 3
Ülke- Bölge İlişkileri Beynelmilel ...
TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZÜM YOLLARI -2
TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZ...
YENİ AHVAL - 2
(20 Temmuz 2025, Pazar) KUŞATMA ve KAR...
YENİ AHVAL
(24 Haziran 2025, Salı) Kişiler olara...
YEREL SEÇİM SONRASI ÜLKENİN AHVALİ
(1 Nisan 2024, Pazartesi) Yerel seçim ...
İNSAN KENDİNİ KEŞFEDEBİLİR Mİ?...
(26.01.2024, Cuma) Her kişi, 'önce ke...
MİLLİYETÇİLİK- MUHAFAZAKARLIK- ÜMMETÇİLİK
(Yerellik 'Yerlilik' - Muhafazakarlık -...
EY EHL-İ İSLAM, UYAN!
(06.11.2023, Pazartesi) Ey dünyayı g...

Kimler Sitede

Şu anda 6 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 658
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 7599345
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >