HİCAB PDF Yazdır e-Posta

(08 Temmuz 2025, Salı)

Hicab, örtü, tesettür, Müslüman hanımların, düşüncelerinin, imanlarının, ahlaklarının, kişiliklerinin alameti bariz bir nişanesidir.

Her amelin bir şekli bir de o şeklin gerektirdiği bir anlamı, ruhu, edebi ve adabı vardır.

Hicabın iki önemli vazifesi ve hususiyeti vardır: Biri, kendini muhafaza etmek, yabancı kem bakışlara karşı kendini korumak, diğeri de bunun temsiliyetini hakkıyla ifa edebilmek.

Kelimenin anlamları da sayılan hususları fazlasıyla ihtiva eder.

Hicab: Arapça; engel olmak, örtmek, gizlemek, anlamlarına gelir, ayrıca perde, iki nesne arasına konan engel... Türkçe'de aynı anlamlarda kullanıldığı gibi, utanma, arlanma, çekingenlik... anlamlarına da gelir. Örtü de aynı şekilde fiziksel cazibesini kapatmak, bir kalkan gibi dış tehlikelere karşı kendini muhafaza etmek demektir. Bu yönüyle örtü, Müslüman kadının çağın sapkınlıklarına karşı sığınaktır demek abartı olmaz.

Tesettür setretmek; gizleme, kapama, kamufle etme... bu da bir bayanın; göstermemesi gereken yerlerini göstermemek, oraları kapamak, yad ellere karşı kamufle etmek.

Hicab, bu maddi örtünmeyi aşan yönleri de muhtevidir. Sadece vücudu örtmek tek başına yetmez. Oturup kalkmasında, yürümesinde, konuşmasında, alış-verişinde, eğitim görürken takındığı tavırda, elhasıl hayatının bütün veçhelerinde uyum içinde olması, bağlı bulunduğu İslamî umdelere uyumlu olmasını gerektirir.

 

Kadınların Toplumsallaşması

 

Toplumun genel problemlerin yanı sıra ilave olarak Müslüman kızların, hanımların belli başlı sıkıntıları da var. Bunları göz ardı etmeden bu çağda, bu toplumda yaşıyor olmalarını hesaba katmak gerekecektir.

Geleneksel toplumun yapıtaşları ziruzeber olmuş, en çok etkilenen de Müslüman kadınlar olmuştur. Çünkü modern hayatın dayatmaları daha çok kadınlar üzerinde icra edilmeye çalışılmıştır. İslam'a yöneltilen tenkitlerin başında kadın meselesi gelir. Bu yönüyle konu ele alınırken çok hassas davranılmalıdır.

 

a-Giyim-Kuşam

Giyim-kuşamı İslam'ın emirleri doğrultusunda ele almalıyız. Bölgesel ve geleneksel örtünme eğer genel İslamî kurallara aykırı değilse, kabul etmeliyiz. Tek tip giyim- kuşam dayatması hayırlı neticeler vermez. Ama modern dünyanın tahrik edici giyim-kuşamından da Müslüman kadınların vazgeçmesi lazım. Erkek kıyafetlerini andıran giyim biçimi Müslüman kadına hiç yakışmaz. Lüks ve pahalı giyinmek de ayrı bir sıkıntı. Her güne bir çanta, bir elbise, bir ayakkabı gibi modaya kadınlarımız esir olmamalı...

 

b-Kadın-Erkek İletişimi

Kadın-erkek, nasıl bir iletişim kurar, bunu ele almalı ve makul bir iletişim kurmanın yol ve yöntemini bulmalıyız. İstesek de istemesek de kadınlarımız sosyal hayata katılmışlardır. Bu katılmayışın ne denli İslamî oluşu da ayrı bir konu, üzerinde düşünülmesi elzem... çekirdek ailelerin oluşturulduğu, kadınların genel itibarıyla çalışmak zorunda olduğu bir toplum yapısında kadınlarımızı bundan ayrı tutmanın imkanı yoktur. Maddi durumu iyi olup çalışmak zorunda olmayan kadınlarımız da toplumsal işleyişe katılmış durumundalar. Onlar çalışmıyorlarsa da gene öyle veya böyle evde oturmuyorlar.

İster iş hayatında olsun, ister İslamî faaliyet yürütülen çalışmalarda olsun, ister akademik dünyada olsun, kadın-erkek iletişiminde mutlaka bir mesafe konulmalı. Laubali ve çok iç içe girmiş bir ortam oluşturulmamalıdır. Mümkün ise kadınlar kendi aralarında erkekler de kendi aralarında iletişime geçmeli. Zaruret halinde kadın-erkek iletişimi mahremiyete riayet edilerek yapılmalıdır.

 

c-Annelik İbadettir

Kadınlarımızın birinci vazifeleri anneliktir. Annelik ibadettir. Bu ibadetin vaktinde yapılması için erken yaşlarda evlenilmeli. Evlilik müessesesi canlandırılmalı. Kız babaları bu konuda biraz cesaretli davranarak zorluklar çıkarmamalıdırlar. Damat adayın geçimini temin yolları sorulmalı, bu tabii bir haktır. Lakin bununla beraber damat adayının ahlakı, Müslümanlığı da dikkate alınmalıdır.

Türkiye'de yanlış bir anlayış var; okuyan-bilhassa üniversitede okuyan-çalışmamalıdır. Öğrenci bursla, anne-baba parasıyla geçinir. Kurumlarımız burs verme yarışına girer ve fakat takibatını da az yapar veya yapamaz. Mezuniyetten sonra iş arama veya atamayı bekleme süreci başlar. İş bulunca biraz toparlanayım denilir ve yaş ilerler. Belli meslekler hariç diğerleri biraz para kazanayım öyle evleneyim der...

Yaş ilerleyince annelik de ikincil iş olarak kabul edilir. Çocuk sayısı da iki-üç olur. Bu hal Müslüman kadının asıl vazifesi olan çocuk doğurma, çocuk bakma, çocuk ile hayatını geçirme kayıp yıllar sayılmaya başlanır.

Ayrıca Müslüman kızlarımız, ekonomik bağımsızlık kazanma gibi bir kavram da geliştirdiler. Karı-koca olma kriterleri değişti. Birlikte hayat kurma ve zorluklara göğüs germe devri de kapanmak üzre. Birlikte sıkıntı çekme eşleri daha fazla birbirine bağlar ve kişilikleri beraber oluşur, birlikte pişerler. Bunlar olmadığı için küçük bir pürüz, ayrıntı bir farklılık yuvaların dağılmasına sebep olur.

İslamî edep-adap, ahlak, İslamî hicap erkek çocuklarımız için de geçerli olmalıdır. Edepli fakir bir damat, zengin ve şımarık, edep-adaptan mahrum bir damattan daha erdemli olduğu, Müslüman toplum kabul etmelidir.

Bâlâda mezkur müşkülatı bertaraf edebilmek için çareler aranmalı. Modern dünyanın fıtrat dışı verilerini terk ederek İslam'ın öngördüğü bu konudaki değerlerine dönülmeli. Bu dönüş; mevcut ortamı hesaba katarak yapılmalıdır. Yani gerçekçi olmalı.

Ayrıca evlilik müessesesi kurulmadan önce evlenecek çiftlere evliliğin ne olduğu, karı-koca ilişkilerinin ne olması lazım geleceği detaylı bir şekilde öğretilmeli. Niçin evlendiğini, evlilikle hayatının nasıl değişeceğini bilemeyen çiftlerin küçük bir sıkıntı anında neler yaptıklarını müşahede etmekteyiz.

Müslüman camia, fert fert olarak insanı, aileyi, çevreyi, şehri, ülkeyi, bölgeyi, İslam alemini/tüm Müslümanları ve insanlığı fıtrat üzere kalması için çalışmalıdır, bu son dinin mensubu olmanın getirdiği ilahi bir ödevdir. Aileyi ve kadını ifsat çetelerine karşı korumak da bu genel vazifenin bir parçasıdır. Dünyanın genel gidişatı hesaba katılmadan, kadına yöneltilen beynelmilel tehlikeler ve tuzaklar göz önünde bulundurulmadan, oralardan gelen kötülüklerin önü kesilmeden, oluk oluk ifrazat saçan lağımlar kurutulmadan kadınlarımızın istediğimiz kıvamda hareket etmeleri biraz zor.

Bu zorluğu göğüsleyerek bir çıkış yolunu bulabiliriz.

Evvela, kadının hicabını anlaması ve gereğinin yapılmasının evlilik öncesinden başlandığını bilmekliğimiz;

Saniyen evlatlarımızı yetiştirirken karşılaşacağı ifsat çetesine karşı donatmamız;

Salisen kadınlarımızın kendilerini ifade edecek, sosyal faaliyetlerini icra edecek İslamî ortamın hazırlanmasını sağlamak;

Rabian erkeklerimizin de kadınlar kadar tehlike altında olduğunu kabul edip onlar için de plan programlar yapmak;

Hamisen okuyan ve cemiyet hayatına katılan kadınlarımızın da İslamî mücadelede yer almaları gerekir, bunun için de ortam hazırlanmalıdır.

...

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZÜM YOLLARI - 3
Ülke- Bölge İlişkileri Beynelmilel ...
TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZÜM YOLLARI -2
TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZ...
YENİ AHVAL - 2
(20 Temmuz 2025, Pazar) KUŞATMA ve KAR...
YENİ AHVAL
(24 Haziran 2025, Salı) Kişiler olara...
YEREL SEÇİM SONRASI ÜLKENİN AHVALİ
(1 Nisan 2024, Pazartesi) Yerel seçim ...
İNSAN KENDİNİ KEŞFEDEBİLİR Mİ?...
(26.01.2024, Cuma) Her kişi, 'önce ke...
MİLLİYETÇİLİK- MUHAFAZAKARLIK- ÜMMETÇİLİK
(Yerellik 'Yerlilik' - Muhafazakarlık -...
EY EHL-İ İSLAM, UYAN!
(06.11.2023, Pazartesi) Ey dünyayı g...

Kimler Sitede

Şu anda 10 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 659
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 7640631
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >