HAS Parti’nin Siyasetteki Yeri PDF Yazdır e-Posta

HAS Parti’nin Siyasetteki Yeri

 Türkiye’de siyaset yapmak çok çetrefilli ve riskli bir amel, tutunabilmek için de çok risk almayı ve tahminlerin fevkinde ilişkiler ağı kurmayı gerekli kılar.

Ayrıca siyaset, bir halk hareketidir ve halkla birlikte yapılır, daha doğrusu halk ikna edilir veya inandırılır, iktidar olunca biraz başkalaşma başlar. Bu sefer yeni partiler ve yeni aktörler ortaya çıkar. İşte bu yeni parti ve aktörlerin söylem ve eylemleri halkın nezdinde nasıl yankı bulur asıl olan budur gerisi teferruattır.

Bugüne kadar siyasi partilerin ortaya çıkışlarına baktığımızda; iki tip partileşme görüyoruz.

Birincisi halkın dertlerini ve isteklerini iyi tayin ve tesbit ederek ona göre bir yapılanma ve siyaset dili oluşturan ve yola koyulan yapılanmalar. Bunlar ayrıca halkın bildiği ve güven duyduğu kadroyla milletin huzuruna çıkar. Perde arkasında hangi güçler var, hangi tür ilişkilere girmiştir halk nazarında bu çok önemsenmez. Gördüğüne bakar ve önceki iktidarla kıyas yaparak bir tavır takınır.

Bu tarz hareket sadece siyasette geçerli değildir, gazete çıkarmaktan, dernek kurmaya kadar her alana teşmil edilmesi lazım gelen genel bir kuraldır.

Bu tür siyaseti DP, ilk dönemlerinde Adalet Partisi, Özal ve son olarak AKP becerdi.

İkinci tip partileşme, orta yerde bir yanlış var, bazı şeyler doğru gitmiyor, siyaset arenasında yeri doldurulması gereken parti boşluğu var o zaman hemen alelacele bir organizeye gidilir ve yola çıkılır. Böyle yola çıkanlar ilk önce mevcudu tayin ve tesbitte adil ve tarafsız davranamıyorlar, muhalif oldukları veya ileride muhalefet edecekleri mevcudun yanlışlarını fazlasıyla abartırlar. Araziye çıkarak gerçekleri tesbit etme yerine masabaşı değerlendirmeler yaparlar, söylediklerinin çoğu da doğrudur. Fakat doğru olan bu yanlış tesbiti tüm iktidarların işlemek zorunda olan gerçekler olduğunu unutuyorlar. Böylece hayattan kopuk gerçekleri, siyaset dili olarak kullanmaya başlar konumuna düşüyorlar.

Böyle yola çıkanların sarıldıkları tek şey, lider karizmasıdır. Türkiye toplumun yapısı da bu tür liderlerin çıkmasına uygundur fakat lider halkla aynı dili konuşmaz ve halkın istediği tonda dil üretemezse akim kalır. İşçi Partisi, BBP bunun açık örnekleridir. Çok doğru şeyler söylediler ve fakat halk bu söylenen doğruları siyaseten bir yere koyamadı ve eriyip gittiler.

Bu gazete için de böyledir, dernek için de böyledir, yardım kuruluşu için de böyledir.

Türkiye’de siyaset üç ana damar üzere yürür. Sağcı muhafazakâr çizgi, bu ana çizgidir. Solcu çizgi bu da muhalefet çizgisidir ve daima yedekte kalmak zorundadır, sağcıları kontrol etmek ve hizaya getirmek için zinde güçlerle irtibatlı çizgidir.  Üçüncü çizgi İslâmî çizgidir bu da son zamanlarda ortaya çıkmış (1969) dünya sistemi ve yerel temsilcileri tarafında henüz nereye yerleştirileceği netleşmeyen önü ve geleceği belirsiz çizgidir. Bu son siyaset çizgisi gelecekte Türkiye’de ve dünyada aslî çizgi haline gelebilme istidadını gösteren bir çizgidir.

İşte tam burada İslâmî bir siyasî duruşa ihtiyaç vardır, fakat bu duruş çok muhkem olması lazım gelen bir duruştur. Geçici ve hazırlıksız bir kadroyla harcanacak bir kalkış ve duruş değildir. İleride kadrolaşır ve gerçek mecrasına döner diye harekete geçmek doğmadan bu umudu tüketmek anlamına gelir.

Bu genel değiniden sonra HAS Parti’ye dönersek, evvela Numan Bey bir şanstır, efendiliği, birikimi ve bugüne kadar olan hayat çizgisi tertemizdir. Halk da bu tarafını gördü ve ona bir teveccühte bulundu, siyasette olumlu manada bir aktör olarak yerini aldı. Numan Bey’in bu olumlu kişiliği parti kadrosuna yansıdı mı, buna muadil, buna müsavi bir kadrolaşma ve yapılanma olabildi mi? Bu hususta kimse net olarak bu sağlandı diyemiyor.

Fakat Türkiye’de üçüncü siyaset yolunu izleyecek bir partiye bir harekete mutlaka ihtiyaç vardır, bu ihtiyacı karşılayıp karşılamaması söz konusudur.

HAS kendine has bir siyaset yapılanması ve dili oluşturmalıdır, bunun da merkezine Türkiye insanın ortak değerlerini yerleştirerek yapmalıdır.  Sola veya liberallere özenmemelidir. Kendisi olarak ve kendisi kalarak bunu sağlamalıdır. Şimdiden AKP yerini almak için ona özenmemelidir yahut AKP gibi olmayacağım diye yersiz saldırılarda da bulunmamalıdır.

Kendi olmak ne demek?

Kendisi olmak, bugünün diliyle İslâm’ı halka götürmektir,  İslâm adaletini tesis etmek için çaba harcamaktır. Uluslararası konularda İslâm’ı ve Müslümanları merkeze koymaktır. En önemlisi kadrosunu Müslümanların güveneceği insanlardan seçmektir. Şimdiden tüm Türkiye’yi kuşatıyorum diye düşünüyorsa yanılıyor ve sonunda hiç kimseye yaranamayacağını da anlayacaktır. Tabii ki bir partiden İslâmî bir ekol gibi davranmasını istemek değil benim demek istediğim, fakat Müslüman tabana sağlam basmadan liberallere, solculara, gayr-i Müslimlere yelken açması partiyi halka kabul ettirmesini zora sokar.

Bugünkü sistem içerisinde bunlar ne kadar yapılabilinir o ayrı bir konu belki HAS Parti bunu da zorlaması lazım gelir. Artık alalamalı ve şifreli konuşmak vakti değildir.

İslâm medeniyeti, İslâmî bir yapılanma ve Müslüman bir kadroyla hayat bulabilir.

HAS Parti’nin Türkiye insanına ve Müslüman dünyaya bir umut olma şansı vardır ama çok dikkatli ve sabırlı davranması gerekir. Çıkardığı gazeteye bakılırsa henüz arayış içerisindedir nasıl hareket edeceğini dışarıdan biri olarak kestirmekte zorlanıyorum veya beklentilerim çok yüksek parti onlara cevap veremiyor.

AKP sonunda yıpranır ve siyasette geriler veya merkeze yerleşir, her iki halde de bu Müslümanların dertleriyle hem dert olmayı tali bir mesele addediyor manasına gelir.

Hâsılıkelâm, HAS kendi dilini oluşturmalı ve şarkısını söylemelidir. Bunun sağlaması için de güfte ve beste lazım. 

24 Mayıs 2011  / Timeturk

 

 

 

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Davet-Hizmette Öncülük
(16 Aralık 2018, Cuma) Her bir fikrin,...
Ne Olmadığını Söylemek
(9 Aralık 2018, Cuma) Ne olmadığın...
AKP Değerlendirmesi
İlgilenen ve merak edenler için ...
Ziya Gökalp'e Dair
(26 Ekim 2018, Cuma) Birlik Gazetesinde...
Cemal Kaşıkçı Vesilesiyle
(12 Ekim 2018, Cuma) Suudi vatandaşı ...
Kışkırtıcı Sorular
Dertlerin çoğaldığı döne...
İnsanın Kendisiyle Konuşması
(14 Eylül 2018, Cuma) İnsanın ke...

Kimler Sitede

Şu anda 37 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 487
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 2514893
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >