Seçim Atmosferinde Türkiye PDF Yazdır e-Posta

Seçim Atmosferinde Türkiye

 Bazı durumlarda insanlar gerçek fikirlerini serdetmek zorunda kalırlar veya fırsat bu fırsattır diye meramlarını kamuya deklere ederler.

Siyasi her çevre beklentilerini ve gelecekteki umutlarını bir bir sıralıyor. Kendilerini kaptırıp hızını alamayanlar da ruh hallerini dışa vuruyorlar.

Plan ve hedefleri olmayanlar da vaatlerde bulunuyorlar. Kim çok vaadde bulunuyorsa o kadar ufuksuz ve siyasetsizdir. Planı ve hedefi olanlar diğerlerini peşine sürüklüyorlar. Bu seçimde iki ana hedef ve iki ayrı tezli siyaset var.

Biri BDP’nin diğeri de AKP’nin siyasetidir. Diğer partiler bunlara bakarak kimi “benim de bir püskevitim olsa…” diyor kimi borçları siliyor, ev hanımlarına maaş bağlıyor.

Seçimlere daha çok zaman var ilerleyen günlerde karşımıza neler çıkacak, Kılıçdaroğlu’na gösterilen bu teveccüh oya dönüşecek mi zaman gösterir oy patlaması da olabilir.

Türkiye’nin geleceğiyle ilgili değerlendirme daha sahici olur. Burada bunun ipuçlarını vermeye gayret ediyorum.

Bu iki partinin seçim programlarını ve seçim çalışmalarını dikkatle takip etmek gerekir.

BDP’nin siyaseti, Kürtlük üzerine bina edilmiş, gözü başka şey görmüyor. Dünyada tükenmeye yüz tutmuş sosyalizan bakış açısıyla yeni bir Kürt ulusu inşa etme kavgasını daha doğrusu savaşını veriyor.

Siyaseti lütfen, tenezzülen kabul buyuruyor. Eğer istekleri olmazsa alternatifi çok bir mücadele yürüteceklerini söylüyorlar, haykırıyorlar.

Bir ucu Kandil’de bir ucu İmralı’da bir ucu Diyarbakır’da, Urfa’da, Adana’da, İzmir’de, İstanbul’da bir siyasettir.

BDP,  normal bir siyasi parti değildir, ondan bugüne kadar alıştığımız düzen partileri gibi bir siyaset beklemek doğru olmaz. Siyasi partiden çok bir ulus- devlet projesini yürüten ve Türkiye sınırlarını da aşan, diasporası, uluslar arası desteği taraftarı olan bir hareket.

Açmazı, silahlı mücadele ile siyaseti iç içe yürütmek istemesidir. Bağımsızlık mücadelesi veren, Mandela’yı kendilerine örnek alıyorlar. Siyaset üretmek diye bir dertleri yok, ülkenin tek bir problemi var onlar nezdinde, o da; Kürtlük meselesidir. Kürt halkının, ulusunun, kavminin istiklali için tüm yollar mubahtır, hata farzdır.

Türk düşmanlığı üzerine bina edilen şöven bir söylem ve eylem. İslâmî söylem ve eylemleri iğreti ve zorakidir. Altan Tan gibi adamların aday oluşu da dolgu malzemesidir.

Devleti AKP üzerinden sıkıştırmak ve ulusu (Kürtlük ) adına ne kadar taviz koparırsa kâr sayan bir siyaset.

Böyle siyaset güden bir parti uluslar arası siyaset kavgalarına ve gizli servis ilişkilerine fazlasıyla bulaşacaktır. Kürtlük hareketini yürütenlerin hepsi, Apo’dan Demirtaş’a bu gizli ve kirli ilişkiler ağının içerisinde bilerek veya bilmeyerek olurlar, onlar istemezse de bu ağlar kurulmuştur.

BDP iç siyasetten çok dış siyasete odaklıdır. İç hukuktan çok dış hukuka bel bağlar. Bölgenin hassas siyasi ortamından istifade eder. Türkiye’nin çok güçlenmesi de işine gelmez, onun için gerektiğinde gelişmekte olan iyi işlerin önünü kesmek için her türlü eylem yapar. Türkiye’ye muhalif olan devletler, uluslar arası kuruluşlar onlar için tabii müttefiktir.

Onun için parti kendini parti gibi görmez devlet gibi görür, yani iktidarı da aşan bir siyasi duruş sergilemeye çalışır. Onlara göre AKP ile MHP, CHP arasında fark yoktur. AKP’ye saldırmaları devleti temsil ettiği içindir. Belki MHP ve CHP daha fazla işlerine yarar.

Türkiye halkını birbirine bağlayan din bağından rahatsızlık duyarlar, çünkü İslâm cahiliye taassubu olarak gördüğü ırkçı zihniyeti mahkûm eder. Dini hassasiyetten sadece BDP değil, MHP de CHP de rahatsızlık duyar. Din, ulusçuluğu ve İslam dışı yaşayış ve düşünüş biçimini kökünden sarsar.

Türkiye’nin yenidünyada nasıl tavır takınacağı, BDP siyaseti şekillendireceğe benziyor. Bu seçimde kartlarını biraz daha açtı, bakalım daha hangi kartları açacak, aslında kartların tümünü açmış ve duruşu nettir, ama kimse adını koymak istemiyor, çünkü bedeli ağır olacak. İsimlendirmeden en çok korkan da BDP’dir.

AKP seçim dolayısıyla siyasetini izhar eyledi; daha çok özgürlük, daha çok demokrasi, daha çok küreselleşmeyle uyum, daha çok kazanç, daha çok dış dünyada etkili olma…

Bu siyasette ülke insanının dış dünyaya karşı hangi ahlak, bilgi ve inançla karşı koyacağı yok. Gelecek nesillerin nasıl bir ahlakî duruş sergileyecekleri belirsiz.  Hangi toplum katmanına dayanacağı muğlâktır.  İslâm’ı savunuyor gösteriyor kendisini ve fakat gerçek manada İslâm’ın inanç ve yaşayışından da çok memnun diyemeyiz.

Açılımı İslâmcılardan çok liberaller üzerinden yürütüyor. AKP, İslâm’ı önce iç siyasete, sonra uluslar arası global sisteme bağlama, onunla uyumlu kılma siyaseti güdüyor.

Seçimde iç meselelerin yanında dış meseleleri de gündemine taşıyor. Suriye, Libya, Mısır vb. ülkelerde cereyan eden hadiseler AKP’nin siyasetinde önemli yer işgal ediyor. Kendini ABD gibi görüp seçim sadece iç politikadan ibaret olmadığına inanıyor. AKP Türkiye’yi bölgesel bazen de küresel güç olarak görüyor ve ona göre siyaset yürütüyor. İç politikasını da buna göre ayarlıyor.

Mesela, “Çılgın Proje” bir iç siyaset değildir. Bir dış siyasettir. Boğazlar hakimiyetini tekrar gündeme taşımaktır. Bu şu demektir, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerle yeniden pazarlığa oturacaktır.

AKP Türk dış politikasını, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne süregelen tarzını tersyüz etmiştir.  Kabuğunu yırtmış ve dünya siyaset arenasına adeta fırlamıştır, bakalım buradan galip mi çıkacak yoksa dayak yiyerek mi çıkacak?

Onun için bu seçimde tezi olan AKP ile BDP’dir. Halk bu iki siyaset tarzının hangisine onay verir bekleyip göreceğiz.

AKP ülkenin imkânlarını genişleterek ve içerde özgürlüğü geliştirerek Kürtlük meselesini çözme gayretinde BDP ise vuruşarak ve zorla hakkını alma azminde.

Dünyanın siyasi durum alışına bakarak Türkiye’nin geleceğini okumak mümkündür, bu biraz acı gelebilir ama vakıa öyle.

Türkiye, küresel kapitalizme tam entegre olmuş durumda. Mevcut dünya işleyişi böyle devam ederse AKP iktidarda kalmaya devam edeceğe benziyor. AKP de haddini bilmesi lazım aksi halde yedekte bekleyen çokça hizmet ehli(!) partilerimiz vardır.

Bütün bunlar çözüm mü? Bana kalırsa değildir tek çözüm var adını koymak riskli ne dersiniz bu riski göze alacak Müslüman kitle bu ülkede var mıdır?

 13 Mayıs 2011  / Timeturk

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Sadrazam Said Halim Paşa
(5 Ocak 2018, Cuma) Mehmed Said Halim P...
Normallik
Normal; kurala, alışılmışa uygun, d...
Ebu Yusuf'un1 Harunurreşid’e Tavsiyeleri2
Bismillâhirrahmânirrahim, Allah, Emir...
Ülke - Bölge - Dünya
(15 Aralık 2017, Cuma) İslam dünya...
Dostum Gazali
                          ...
Aşkın Üç Hâli
                          ...

Kimler Sitede

Şu anda 35 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 454
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 2091570
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >