Sadr (Sine, Göğüs) - 1 PDF Yazdır e-Posta

(19 Haziran 2021, Cumartesi)

Sadr; bir organ, göğüs. Çoğulu sudurdur. Herhangi bir nesnenin ön kısmı. Kitabın unvanı. Sözün başı. Bir tarafa yönelme.  Geri dönme. Dönme yeri ve zamanı. Göz önünde bulundurma. Sadr zikir edildiğinde hem kalbe hem de şehvet, heva, öfke, vb. kuvvetlere de işaret edilir. Şifa bulma yeri, hidayeti kaybetmiş sapkınlık... (Ragıp, Müfredat)

Sadr; göğüs, yürek, baş, başkan, ... (Osmanlıca Türkçe Sözlük M. Kanar)

Sadr; sine, bir şeyden bir bölüğe (kısma), rücu, insanın göğsünün yukarısı ve bu sebebden göğüslük dedikleri libâsa derler... (Vankulu)

Sadr; her şeyin yücesine, önüne, baş tarafına, dönüş ve dönmek haletine denir. İcra eylemek, at yarışında öne geçmek, başlık, ... (Mütercim Asım Efendi)

"Yüce Allah, kalbi dört isimle isimlendirdi. Bu isimler; sadr - kalb - fuad ve lübdür.

...

Sadr; İslam'ın madenidir / yatağıdır.  Yüce Allah; "Allah'ın, sadrını (göğsünü) İslâm'a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah'ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay hâline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler." (Zümer, 39/ 22). (Ebü'l- Hüseyin en-Nuri, Makamatü'l- kulub)

Elmalılı Hamdi Yazır İnşirah Suresi tefsirinde (şerh-ı sadr ile birlikte değerlendirir, burada sadece sadr tarafını ele alacağız, genel değerlendirme adı geçen surenin tefsiri ele alınırken yapacağız) şöyle izah etmiştir:

"SADR, her şeyin ön ve baş tarafı olduğu gibi, insanın gövdesinin de belinden başına doğru ön ve içinden kalp ve ciğerleri kapsayan üst kısmı yani sine, göğüs veya bağır dediğimizdir. Arkadan sırta da zahr denilir. Yer ve cüz olma ilgisiyle kalb veya nefisten kinaye de olur.

Dıştan göğüs darlığı zayıflık işareti sayıldığı ve içten göğüs darlığı (dıyk-ı sadr); nefes darlığı, kalb sıkıntısı, elem, ızdırap ve tahammül edememe olduğu gibi, dışından göğüs genişliği (vüs'at-ı sadr); kuvvet alâmeti, göğüs açılması; bir özlemi ortaya koyma, içten göğüs açılması; nefes genişliği, rahat, kalbin açılması; ruhun sevinç, şevk, fikir, bilgi ve tahammül genişliği manalarını ifade eder. Bu şekilde "şerh-ı sadr", esasen göğsünü, bağrını açıp genişletmek demek olduğu halde bununla kalbe ferahlık vermek ve nefsi herhangi bir fiil veya söze açıp neşe ve sevinç ile o fiil ve sözü almak üzere genişletmek manasından kinaye edilmek de yaygın olmuştur. Öyle ki şerh ve gönlün açılması denildiği zaman maddi olarak göğsü veya kalbi açmak veya yarmaktan ziyade manevi olan bu neşe ve ferahlık manası anlaşılır.

Kalbin mahalli olan göğüsle ilgili olduğu ve göğsü açmak denildiği zaman da böyledir. Bu genel olarak kalp genişliğini de ifade eder. Çünkü normal olarak bir evin etrafını genişletmek evin genişliğiyle uygun olur. Geniş evin etrafı da genişletilir ki şirinliği artsın. Bundan hareketle nefsin neşe ve ferahlığına geçilir.

Kalp ve göğüsle ilgili olduğu zaman bazen da şerhten bilgiyi çoğaltmak manası kastedilir. Denilmiş ki: Sanki bilgiler geniş bir alana muhtaç imiş ve kalp de onun mahalli imiş gibi hayal edilir de bilgiler çoğaldıkça kalbin de geniş olması gerekeceği düşünülür." (Bkz. Elmalılı Tefsiri, 8/5911-5917)

Sadrla ilgili Kur'an ayetlerini inceleyecek ve nasıl kullanıldığına dikkat edilecektir. Bunun için ister istemez tekrarlar olacak okuyucudan sabırlı olmasını ve ilgili ayetlerin tefsirlerine bakmalarını salık veriyorum. Ben de aynı yolu izleyeceğim önce ayetlerin tefsirlerine elimin altındaki tefsirlerine bakacağım ve gücüm nisbetinde sizlerle paylaşacağım.

1- "De ki: Sadırlarınızdaki (içinizdekini) gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir." (Al-i İmran, 3/29).

Ömer Nasuhi sine diye anlamlandırmış. Hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Akide, arzu, kafirlere karşı olan dostluk isteği, akla gelebilecek her şey, diye de izah etmiş. (Tefsir,1/351-352)

Seyyid Kutup, insanların içlerinde gizledikleri şeyin mekânı olarak tarif ediyor. (Bkz. Fizilal, 2/254-258)

2- "Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Sadırlarında (sinelerinde) gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık." (Al-i İmran, 3/118)

3- "İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir." (Al-i İmran, 3/119)

Elmalılı, ayette geçen "bitane" kelimesi, elbisenin astarı demektir, bundan bir kimsenin esrarına vakıf olan pek sıkı dostuna da bitane ıtlak edilir (anlamlandırılır).

...

(İslam düşmanlarının) sinelerinde gizledikleri gayzlar, kinler daha büyüktür. ((Hak Dini Kur'an Dili, 2/1162-1163) buradan en gizli şeylerin mekanı demek mümkün.

İbn Kesir, göğüslerin özü diye vasıflandırır. (Bkz. İbn Kesir Tefsiri, 4/1347-1351)

Kurtubi, sırdaş edinmek, meyl etmek, öfkeyi gizlemek mekanı olarak anlamlandırır. (Bkz. Kurtubi, 4/338-343)

Seyyid Kutub, nefislere nüfuz eden, duygulara hitap eden gizli hisler, zahiri infialler, gelip geçici hareketlerin tümünü kapsayan mekan, yer... böylesi hususlara sahip olan tipler olarak belirtir. (Bkz. Fizilal, 2/401-405).

Daha çok inanmayanların sinelerinde gizledikleri kin, öfke, düşmanlık, gayz, gizli plan ve desiseler...

4- "Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; "Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'ındır." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: "Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir." (Al-i İmran, 3/154)

Ayet-i kerime Uhud savaşını anlatıyor. Oradaki sahneleri ve insanların tutumunu izah ediyor. Müslümanların derin bir yara aldığı, şehitler verdiği, münafıkların bozgunculuk yaptığı, bazı Müslümanların Peygamberin reyine aykırı rey beyan ettiği... hikmetlerle dolu bir savaştır Uhud savaşı. İşte bu hikmetlerden bir kısmı bu ayette de beyan ediliyor. Ayette yenilginin, hüznün o kasvet dolu anın ardından Allah'a, Rasulüne ve ahirete, inancı sağlam olanları bir uyku bir sekinet bürüyor, rahatlama geliyor. Tereddüt geçirenleri, münafıkların etkisinde kalanları ise, bir korku sarıyor, canlarının derdine düşüyorlar, ya düşman geri dönse, halimiz ne olur diyorlardı. Bu işte savaşa çıkmada bizim bir dahlimiz yok, biz müdafaadan yanaydık, Peygamber bizi dinlemedi bak ne oldu, sonucu görüyorsunuz. Allah ve Rasulünün emirlerine karşı çıkmanın gerekçelerini ileri sürüyorlardı. Yüce Allah onlara Peygamberin diliyle cevap veriyor: "De ki: "Bütün iş, Allah'ındır. "Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: "Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi."

Uhud'un hikmetleri arasında olanlardan birine daha açık bir şekilde dile getiriyor ayet; sadırlarınızın içindeki yoklamak ve kalplerinizi temizlemek için. Konumuz olan sadrın içi diye bir durum var ve için kontrol edilmesi lazımdır. Ayet sonunda sadrın özünde olanı Allah bilir diye bitiyor.

Bu ayette sadrın çoğulu olan sudur iki defa peşpeşe zikr ediliyor. Birincide sudurdakileri yüce Allah yokluyor, insanların ne halde olduğunu beyan ediyor, bize de bildiriyor. İkinci anışta ise, Allah sudurlarda olanların hepsini biliyor, O'ndan bir şey gizli kalmıyor. Ayette innellaheye'lemumafissudur. Muhakkak Allah sudurun içinde olanı bilir. Zatu's-sudur için, kalbin içi özü demek mümkün.

.....

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Afganistan
(4 Eylül 2021, Cumartesi) Taliban Afga...
15 Temmuz / Öznesiz Eylem
(15 Temmuz 2021, Perşembe) 15 Temmuza ...
Sadr (Sine, Göğüs) - 2
(26 Haziran 2021, Cumartesi) Nisa sures...
Sadr (Sine, Göğüs) - 1
(19 Haziran 2021, Cumartesi) Sadr; bir ...
Tenzil - Tefsir - Tevil
(12 Haziran 2021, Cumartesi) Tenzil N...
Makamatu'l-Kulub
(4 Haziran 2021, Cuma) Şeyh muhakkik E...
Saldırı Ahlakı
(20 Mayıs 2021, Perşembe) Rahmetli Nu...
İsrail Küstahlığının Sebepleri
(11 Mayıs 2021, Salı) Batı emperyali...

Kimler Sitede

Şu anda 19 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 590
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 4051824
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >