Saldırı Ahlakı PDF Yazdır e-Posta

(20 Mayıs 2021, Perşembe)

Rahmetli Nurettin Topçu "İsyan Ahlakı" diye bir kitap yazdı. Yani isyanın da bir ahlakı olması lazımdır der. İnsan başıboş yaratılmamış, bir sorumluluğu var. Bunu idrak etmesi gerekir. Amacım Nurettin Topçu'nun kitabını değerlendirmek değil, ondan yola çıkarak başkasına saldırmanın da bir ahlakı, bir edebi, bir hukuku, bir anlayışı, bir sınırı olmalı.

Birine muhalif olmak, bir kişiyi veya bir düşünceyi, bir inancı beğenmemek, hatta düşman olmak da mümkündür, olabilir. İnsanlar birbirilerine itiraz edebilir, birbirlerine muhalif olabilir, yekdiğerine düşman da olabilir. Nerede durursak duralım, hangi kültür havzasında bulunursak bulunalım, hangi inanca sahip olursak olalım, insaniliğimizi, ahlakımızı, vicdanımızı köreltecek eylem ve söylemlerden kaçınmalıyız. Bir de Müslüman isek bu hassasiyet daha da önemli, çünkü mensubu bulunduğumuz din, her konuda olduğu gibi bu hususta da bize uymamız gereken kurallar koymuş. Yüce Allah Kitabında bize hitap ederek şöyle buyuruyor; "Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır." (Maide, 8)

Saldırı ahlakını ikiye ayırmak mümkün; a- Fiili saldırıda uyulması gereken kurallar, kaideler... b- Fiili olmayan saldırılarda uyulması lazım gelen ahlakî kural ve kaideler...

 

Fiili Saldırılarda Ahlaki Kurallar

Savaş hukuku diye bir kavram var. Uluslararası hukukta böyle bir söylem geçerli, ama fiiliyatta uygulanıyor mu? Uygulandığı söylenemez. BMGK beşli çetesi istediği ülkeye yaptırım uyguluyor istemediğine engel oluyor.

Şu an Filistin'de İsrail işgal şebekesinin yaptığı, bunun açık fiili örneğidir. Dünyadaki taraftarları da kavramları, kelimeleri yerinden kopararak İsrail'i meşru gösterme gayretindedirler. Kısmen de beceriyorlar, günün sonunda İsrail'in yaptığı yanına kâr kalacak.

Açık fiili saldırılarda güçlü devletler saldırı ahlakına riayet etme ihtiyacı duymuyorlar. Dünyanın gidişatını onlar belirliyor, neyin doğru neyin yanlış olduğuna onlar karar veriyorlar. Hakim güce destek verenler her zaman haklı kabul ediliyorlar. Önce bir hikaye uyduruyorlar, ürettikleri yalan makinalarıyla aslı astarı olmayan bu hikayeyi dünyaya ellerindeki vasıtalarla kabul ettiriyorlar. Sonra oluşturulan bu atmosfere göre istediklerini haklı(!) gösterebiliyorlar.

Sadece İsrail bunu yapmıyor. İsrail benzeri zorbaların yaptıklarına daha önce Afganistan'da, Bosna'da, Çeçenistan'da, Irak'ta da bunlara şahit olduk. Elan Suriye'de, Yemen'de, Libya'da... da bunları müşahede etmekteyiz.

Ahlak dışı saldırılar ülkelerin içinde de oluyor, kimin gücü kime yetiyorsa onu eziyor ve buna her zaman bir kılıf bulma da mümkün.

Bu bir ruh hali, yaşam tarzı, inanış ve yaşayış biçimidir. Aile içinden başlar beynelmilele kadar uzanır. Tabii aile içi ahlak dışı saldırı daha hafif şiddette olur, bazen de fark edilmeyebilir.

Birkaç örnekle mesele daha iyi anlaşılır;

Birbirleriyle iş tutanlar herhangi bir sebepten ötürü farklılaşınca biri diğerine olmadık hakaretler yağdırıyor. Daha önce yere göğe sığdıramadığı kişiye ağza alınmadık laflar ediyor. İster ticari ortaklıklarda olsun, ister cemiyet yapılanmasında olsun. Buna çokça şahit oluyoruz. Birbirlerinin sırlarını ifşa ediyorlar, olduğu gibi de ifşa etmiyorlar, ilaveler yaparak, bazen işine gelen kısmını anlatarak gelmeyen kısmını ketmederek aktarıyorlar. Hiç yalan kelime söylemeden açıkça yalan söylüyorlar. Kelimeleri bağlamından kopararak, konulması lazım gelen yerden kaydırarak iftira ediyorlar. Rabbimiz aynı Sûrenin 13. ayetinde şöyle buyuruyor: "İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar". Bu durum kaypak insanların tavrıdır.

Bu ruh hali siyaset sahnesine aktarılınca, siyasi rekabet edenler birbirlerine muhalefet etmeye başlayınca, durum çok daha vahim hale geliyor. İftiralar, hakaretler havada uçuşuyor. Maalesef bu iftiralar ve asılsız ithamlar taraftar da buluyor. Her kesim kendi yalanına sarılarak karşı tarafa saldırıyor. Saldırı pirim yapınca, yandaşlar tarafından rağbet görünce, bunun dozajı artıyor.

Bu sadece ülkemize has bir durum değildir. Bu ahlak yoksunu saldırı anlayışı dünyada da geçerli.

Gerek fiili saldırı gerek sözlü saldırı; ahlak, hak-hukuk, vicdan, izan, insanlık tanımıyor. Yeter ki ötekileştirilsin. Öteki oldu mu, günah keçisi addedip yardan atmak, artık bir vazife sayılıyor. Vazifeyi ifa etmek de çok erdemli(!) bir iştir.

Bu konuda ülkemizdeki siyasi tartışmaların kalitesi(!) de ortaya çıkıyor. Siyasi rakipler birbirlerine saldırmaya başladılar ve giderek tansiyonu yükseltiyorlar. Haklı bir gerekçeyle söze başlayıp sonunda öyle yerlere varıyorlar ki, akla ziyan.

Dünyadaki siyasi söylem ve eylemler birbirine ulanıyor. Biri diğerine bağlanıyor dersiniz ki aynı mihraktan çıkmış. Böyle olunca da komplo teorileri havada uçuşuyor.

Son zamanlarda Türkiye'de siyasetin saldırgan dili çok manidardır. Türkiye Cumhuriyeti başkanı Tayyip Erdoğan'a saldırı ahlak tanımıyor. Bu saldırılar hem dışarda hem içerde yapılıyor. Kullandıkları saldırı dili aynı. Sanki bir yerde pişirilmiş, hazırlanmış, servis edileceği ülkeye göre biraz baharat katılmış, sosu farklı.

ABD başkanı Biden'in başlattığı saldırı dozajını artırarak devam ediyor.

Buna AB de katıldı. Son Türkiye Raporu dikkatle incelenmeli ve oradan dersler çıkarılmalıdır, ülkenin geleceği açısından. Önce insanların kabul göreceği hususlarla başlıyor, insan hakları, basın hakkı vb. yavaş yavaş tansiyon yükseliyor/yükseltiliyor, Doğu Akdeniz'deki Türkiye tavrına, oradan Ermeni Soykırım safsatasının kabulüne, Suriye'den elini çekmesine değin uzanıyor. İşte burada herkes işine gelen tarafına yapışıyor. Kimi gazeteciler içerde diyor, kimi fikir özgürlüğü yok diyor, kimi aşılamada aksamalara sarılıyor. Yani herkesin sosu farklılaşıyor. Uluslararası siyaset, diplomasi bu tür ahlak dışı saldırıları nasıl meşrulaştırılır vasıtasına dönüşüyor.

Bunu iç siyasiler de işlerine geleni alıp kullanıyorlar.

Biraz geri çekilip fotoğrafın bütününe bakılınca resmin tamamı ortaya çıkıyor. Türkiye çizmeyi aşmış, beynelmilel şebekeyi dinlemiyor, ona göre bir yapılanmaya ve hazırlığa başlamış derhal önü kesilmesi lazım. İşin özeti budur.

Lakin AKP camiası da yapıp ettikleriyle iç-dış ahlaksız saldırılara çanak tutuyorlar. Ya kendilerine çekidüzen verirler veya hem Tayyip Erdoğan şahsına hem de AKP'ye ve ülkeye zarar verirler. Türkiye'nin beynelmilel adil çıkışı engellenirse, İslam dünyası da insanlık da zarar görür.

Şunu da unutmamalıyız ki erk, sulta, güç daima dönüşümlüdür. Zaman zaman yer ve aktör değiştirir. Bu ilahi bir yasadır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Kur'an-ı Kerim önceki toplulukların nasıl adaletsizlikler yaptığını bize beyan ediyor. Ama şuna da dikkat çekiyor; ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar zulüm ile zorbalıkla kaba kuvvetle hiçbir toplum hayatiyetine ilelebet devam ettirememiş. İlahi bir ceza ile cezalandırılmışlar. Bugünkü zorbaların da bir gün mutlaka sonları gelir, güçleri yere serilir. Ama asıl olan bizim nerde ve kimin yanında durduğumuzdur.

 

 

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

15 Temmuz / Öznesiz Eylem
(15 Temmuz 2021, Perşembe) 15 Temmuza ...
Sadr (Sine, Göğüs) - 2
(26 Haziran 2021, Cumartesi) Nisa sures...
Sadr (Sine, Göğüs) - 1
(19 Haziran 2021, Cumartesi) Sadr; bir ...
Tenzil - Tefsir - Tevil
(12 Haziran 2021, Cumartesi) Tenzil N...
Makamatu'l-Kulub
(4 Haziran 2021, Cuma) Şeyh muhakkik E...
Saldırı Ahlakı
(20 Mayıs 2021, Perşembe) Rahmetli Nu...
İsrail Küstahlığının Sebepleri
(11 Mayıs 2021, Salı) Batı emperyali...
Adaleti İkame Etmek
(2 Mayıs 2021, Pazar) Adalet; İnsanla...

Kimler Sitede

Şu anda 19 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 589
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 3993960
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >