Toplumsal Yapılanmada Dinin Yeri - IV PDF Yazdır e-Posta

(6 Temmuz 2020, Pazartesi)

RİSALET/NÜBÜVVET

Risalet; sözlükte "göndermek; elçilik, mektup, mesaj" gibi anlamlara gelir. Fıkıh terimi olarak bir kimsenin irade beyanını -tasarrufta dahli olmaksızın- diğer bir kimseye tebliğ etmeyi ifade eder. Risâlet için sifâret ve resul için sefîr kavramları da kullanılır.

Risalet, Allah Teâlâ'nın beniâdeme emir ve yasaklarını bildirmesi, Allah-insan ilişkisinin nasıl oluşudur da denilebilir.

Nübüvvet kelimesini Râgıb el-İsfahânî, "Allah ile akıl sahibi kulları arasında dünya ve âhiret hayatlarıyla ilgili ihtiyaçların giderilmesi için yapılan elçilik görevi" diye tarif etmiştir (el-Müfredât, "nb'e" md.)

Risalet kavramı ile Nübüvvet kavramı eş anlamda da kullanılır.  Onun için Nebi ve Rasul kavramları birbirleri yerine de kullanılır.

Farsçadan Türkçeye geçen Peygamber (peyamber; haber getiren) de bu anlamda kullanılagelmiştir.

Her iki kavramda da asıl unsuru, Allah'ın vahiy yoluyla öğrettiği bilgileri ve O'nun emirlerini insanlara ulaştırıp ilâhî elçilik görevini yapma teşkil eder.

Bu kutsal vazifeyle görevlendirilenlere Rasul veya Nebi denilir. Cenâb-ı Hak, insanlara yaratılıştan itibaren peygamberler vasıtasıyla doğru yolu gösteren vahiyler ve bunları içeren kitaplar indirmiş, ilk peygamber olarak da Hz. Âdem'i seçmiştir (el-Bakara 2/30, 37; Âl-i İmrân 3/33)

Daha sonra Yüce Allah, her millete/ topluluğa o toplumun diliyle birbiri ardınca, iman edip iyi davrananları müjdeleyen, inkâra saplanarak kötü davrananları uyaran nebîler ve rasuller göndermiş, onlarla birlikte ihtilâfa düştükleri konularda hüküm vermek için gerçekleri içeren ve doğruya ileten kitaplar, sahifeler indirmiştir.  (el-Bakara 2/213; Yûnus 10/47; el-Mü'minûn 23/44; Fâtır 35/24). Aydınlatıcı bir kandile benzettiği (el-Ahzâb 33/46). Son Elçi Hz. Peygambere de geçmiş bütün nebî ve rasullerin getirdikleri ilâhî kitapları tanıtıp doğrulayan, sapkınlıklarını da bildiren Kur'an'ı indirmiştir (Âl-i İmrân 3/3-4; en-Nisâ 4/136; el-Mâide 5/44-46; el-Furkân 25/1).

İlahi Risalet'in sonuncusu Hz. Muhammed'e indirilen Kur'an-ı Kerim'dir. İnanan, inanmayan herkes Kur'an mesajına muhataptır.  Fıtratı bozulmamış ve inançsızlık körlüğüne saplanmamış, Allah'a inanan herkes Kur'an'ın emirlerine ittiba etmelidir. Artık diğer suhuf ve kitapların hükmü Kur'an ile anlaşılır. Kur'an'a uyan emirler İlahi sayılır, uymayanlar ilahi hükmü taşıyamaz. Kur'an, diğer nebilere gönderilenlerin tümünü ihtiva ettiği ve insanlık için ilahi emirlerin kemale erdirdiği son ilahi mesaj olması sebebiyle, diğer kitap ve suhufların hükmünü kaldırmıştır. Çünkü Kur'an, insanlık için lazım gelen ne varsa onu biz beniâdeme sunmuştur.

Kur'an'ı iyi tetkik eden görecektir ki; Kur'an önceki Risaletlerin tümünü kapsamaktadır. "(Ey İsrailoğulları!) beraberindeki Tevrat'ı müeyyid/musaddık olarak indirdiğim Kur'an'a iman edin. Yoksa tutup da onu inanmayanların birincisi (ilki) olmayın. Hem Benim ayatımı hakir bir menfaate değişmeyin ve yalnız Benden çekinin" (Bakara, 41) meal, Merhum M. Akif'indir (Ona aitliğini doğru kabul ederek) Kur'an'da geçen (musaddıken) kelimesini/kavramını, teyit edici ve doğrulayıcı olarak açıklamıştır.

Kur'an bize, önceki peygamberlere indirilenlerin bozulmuş olan ile muhafaza edileni doğrular. Yani önceki kitapların ilahi olup olmaması Kur'an ile sağlanır.

Son Rasul Hz. Muhammed (sav), son kitap da Kur'an'dır.

Kur'an-ı Kerim; evrenin yaratılışını, oluşum şekillerini, geçirdiği safhaları bize bildirir. İnsanın yaratılışını ve zihni serüvenini de bize bildirir.

İlk insan Adem (a.s.) aynı zamanda ilk nebidir. O, topraktan (yani anne-baba olmadan) Allah'ın emriyle var edilmiştir. Hz. İsa ise anne var baba olmadan dünyaya gönderilmiştir. Diğer beniâdemin yaratılış safhaları teferruatlı bir şekilde bize bildirmiştir.

İnsanın yapısını, karakterini, duygularını, zaaf ve meziyetlerini, içinde taşıdığı düşüncelerini... Elhasıl insana ait ne varsa hepsini veciz bir şekildi Kur'an beyan etmiştir. Evrenin varoluş safhalarını, göklerin ve yerin yaratılışını bize açıkça beyan etmiştir. Kâinatın deveranını, suyun, havanın, toprağın, ateşin vb. her şeyin özelliklerini de bize bildirmiştir.

İlk insandan Hz. Muhammed'e (sav) kadar geçen beniâdemin serüvenini, insanoğlunun hırslarını, meziyetlerini, tarihte yaptıkları iyilik ve kötülük adına ne varsa hepsini bize gerekli olanlarını anlatmış ve ders çıkarmamızı istemiştir.

Bu dünya diriliğinin geçici olduğunu, asıl hayatın ahiret diriliği, yaşamı olduğunun özellikle sarih bir şekilde beyan etmiştir. Yüce Allah, öldükten sonra dirilmenin ve ahiret hayatının nasıl olacağını da Kur'an'da çeşitli misaller vererek, tablolular sunarak aklı sahiplerine bildirmiştir.

Burada iki ana hususa dikkat edilmelidir.

Birincisi; Kur'an'ın kişi, toplum, devlet ve bütün insanlık için önerdiği emir ve yasaklar bütün insanların yararınadır. İnsanlar inansın veya inanamasın, Kur'an'ın önerdiği adalet düşüncesini anlar, adalet işleyişini uygularlarsa, onu yaşanır hale gelir, getirilebilirlerse bundan sadece inananlar değil bütün insanlar faydalanır. İnsanlık eğer Kur'an'ın önerdiği sistemi uygulasaydı, bugün içine sürüklendiği kötü badirelere sürüklenmezdi. Akl-ı selim insanlar bunu ne zaman anlayacaklar bunu bekliyoruz.

İkincisi; Kur'an'a inanan ve onun emir ve yasaklarına uyanların bu dünyada bütün insanlar gibi yaşanabilir bir hayat sürerler. Ahirette de Allah'ın vaad ettiği nimetlere de gark olurlar.

Kur'an'ın üzerinde çok durduğu konu, Allah inancının ne olduğudur. Allah insanlara gönderdiği kitabında ZATINI nitelendirmiş ve o nitelendirmeye göre inanmamızı istemiştir, istiyor. İkinci sırada üzerinde durduğu mesele, öldükten sonra dirilmedir. Ahiret diriliği, ahiret hayatıdır. Ahiret hayatına inanmayanlar Kur'an'ın hidayetinden mahrumdurlar. Ama toplumsal adaletin işleyişinde, kâinatın muhafazasında, insan neslinin sağlıklı ve sıhhatli oluşunda inanan-inanamayan ayırımı yoktur. Bu hususta ilahi emirler bütün insanlığı koruma altına almıştır.

Risaletin diğer bir veçhesi ise, Allah'ın Hz. Peygambere verdiği yetkidir. Kur'an'ın canlı şahidi Hz. Muhammed aleyhiselamdır. Kur'an nasıl yaşanır sualinin cevabı Hz. Muhammed'in yapıp ettikleri, söyledikleri ve beyanlarıdır, yani sünnetidir.  Bu konu İslam'a inanların meselesidir. İnanmayanların bu meyanda söz söyleme hakları yoktur, çünkü bu bir iman meselesidir. Akademik araştırma konusu edilemez, bilgi iman değildir, iman Allah'ın emirlerine şek şüphe etmeden inanmaktır.

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

ÜMMETÇİLİK - YERELLİK
Yerellik- Yerlilik Yerellik İng. Local...
12 Eylül Değerlendirmesi / Independent Türkçe Röportajı
(12 Eylül 2020, Cumartesi) Kazım Sağ...
Nisyan
(18 Ağustos 2020, Salı) İnsan nisyan...
Say ü Gayret
(14 Ağustos 2020, Cuma) Bir adale ne k...
Yardım Kuruluşları
(4 Ağustos 2020, Pazartesi) İnsanın ...
Asım Gültekin Rahmet-i Rahman'a Kavuştu
(24 Temmuz 2020, Cuma) İNNA LİLLAHİ ...
15 Temmuz
(17 Temmuz 2020, Cuma) 15 Temmuz darbe ...
Toplumsal Yapılanmada Dinin Yeri - V
(11 Temmuz 2020, Cumartesi) MODERN DÜN...

Kimler Sitede

Şu anda 20 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 557
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 3654289
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >