Genelleme - Komplo - Teferruat PDF Yazdır e-Posta

(7 Mayıs 2020, Perşembe)

Hangi konu, hangi iddia, hangi tez nerede ve kadar gündeme getirilmelidir. Üzerinde nasıl ve ne oranda durulmalıdır. Bu hal; konuyu gündeme getirenin inisiyatifine ve tarzına bağlı bir durumdur.

Gündeme taşınan, ele alınan konu, anlatanın ana konusu ise üzerinde detaylı durulur, eğer bir tez ve bir iddia ise detay çok önem kazanır.  Hele kişinin ihtisas alanı ise ve bu alanda tez ileri sürüyorsa, tabii ki bıktıracak kadar detaya girmesi mecburidir, çünkü tezini ispatlaması gerekir.

Bir tez ileri sürüp onu destekleyen materyal verilmese, o tez, o iddia havada kalır, slogan düzeyini geçemez. Ciddi iddialar ve tezler, karşı tarafın tezlerine de yer verme mecburiyetindedirler. Çünkü bir tez ileri sürmek, bir iddiada bulunmak, başka bir teze, bir iddiaya, bir düşünceye vs. karşı çıkmak veya yeni bir bakış açısı getirmektir veya öyle olmalıdır. Bu sayılanları içermeyen savlara tez veya iddia, ya da yeni bir bakış açısı denilemez. Öyle bir içerik ihtiva etmediği halde tez veya yeni bir bakış açısı diye ileri sürülen yığınca piyasa malı malzeme orta yerde dolaşıyor.

 

İhtisas uzmanlık ile teferruatta boğulmak farklı şeylerdir. Meselenin anlaşılması sağlanıyorsa daha fazla derine inmek ihtisas kısmına girer. İhtisas ise belli alanlarda ve belli insanları ilgilendiren hususlardır. Genel itibarıyla insanların ihtiyaç duydukları şeyler, ihtisas istemeyen şeylerdir. O konular gündeme taşınırken fazla detaya inmek biraz fuzuli kaçar.

Hangi meseleyi ele alıyorsak önce o meselenin ne olduğunu, boyutlarının nerelere kadar uzanabileceği veya boyutlarını nereye kadar taşıyacağımızı tayin ve tesbit etmemiz gerekecektir.

Ele alınan meselenin, konunun bir ana ekseni, yani konunun, meselenin kendisi vardır, bir de meseleyle ilintili, bağdaşık, bağımlı yan konular, meseleler vardır. Bunları da iyice hesaplamak elzemdir. Ana konuya az yer verip tali konuyu çok öne çıkarırsak meramımızı tam anlatamayız.

Ayrıca bir meselenin birden çok ana konusu, mihveri, ekseni olursa konular, meseleler girift hale gelir ve işin işinden çıkılamaz. Onun için baştan çok dikkatli bir planlama lazımdır.

Burada genelleme ile detay farklılaşır. Genellemeyi sevenler, ele alacağı konu ne olursa olsun, konunun içinde kalmayı beceremezler. Konunun, ele aldığı meselenin içinde kalmayı, bir daralma, bir ufuksuzluk, bir bakış körlüğü olarak görür ve öyle anlarlar. Onun için de onları konunun içinde tutmaya becermek zordur. Konuyla sınırla kalmak onlar için basit ve alelade bir hal olarak algılanır. Bu genelleme bir nevi komploculuktur. Komplocular da bir olayı tekil olarak ele alabilme becerisini gösteremezler. Komplocular nezdine bir olayı sadece kendi ekseni etrafında değerlendirmek biraz saflık ve beynelmilel işleyişi bilememektir. Onlarca hiçbir olay uluslararası büyük güçler işin içinde olmadan cereyan edemez. Hatta hava durumu bile onlarla irtibatlıdır. Dünya, uzay parsellenmiş bütün insanların özgür iradeleri ellerinden alınmış, emperyalistlere karşı oluşun her türlüsü de bir emperyalist oyundur. Bu konuda haklılık paylarını teslim etmek lazım olmakla beraber, bu abartılırsa, İlahî irade ve İlahi kader de ortadan kalkar, büyük güçler ilah yerine konulur, komplocular bu inceliğe pek dikkat etmiyorlar. Hem komplocular, hem genellemecilere göre, insan iradesi de çok mühim değildir. Biraz aşırıya giderek şunu da söylemek mümkün; onlar ilahi takdire de çok bel bağlamıyorlar. Biraz determinist de kokar tavırlarında. Komplo teorilerine önem verir ve fakat ferdi gayretleri, kişisel çabaları çok önemsemezler. Toplumsalcıdırlar, biraz sosyalistlik de kokarlar. Bu anlayış sonunda despotizmi de doğurabilir.

Detaycılar da kendilerine bir alan seçerler, o alanda başarılı da olurlar. Lakin kafalarını kaldırıp yaptıkları o güzel işin neye yarayacağını, kimin işini kolaylaştıracağını düşünme zahmetine de katlanmazlar. İyi ve düzgün iş daima güzeldir diye inanırlar. Sanki çok saf bir duruşları var, lakin saf değildirler. Farkına varmadan hinlik düşünenlere malzeme vermeye de zemin hazırlarlar. Onlarca, toplum için gerekli ve gereksiz diye bir şey yoktur. Bir işe odaklanmışlar, kıyamet kopsa onun dışına çıkmazlar. Bu hal ile bir konuda ihtisas sahibi olmak aynı şey değildir. İlim adamı veya her hangi bir konu uzmanı, yaptığı işin kime yarayacağını ve kim tarafından istimal edileceğini de hesaba katmalıdır. Bazı akademisyenler, bu kısma girer. Detaycılar, kendi konusunun yan dallarına bile bakma tenezzülünde bulunmazlar. Tek düze bir detay ömürlerine yetiyor. Orada mutludurlar. Çünkü bir iş başarmışlar, o başarının tadını çıkarıyorlar. Çoğu insanın her şeye burnunu sokup hiçbir iş beceremediği bir dünyada bir iş becerip onun zevkine varmak ve o zevki sürdürmek de kaydedeğer bir ameldir. Lakin temkini elden bırakmamak lazım. İnsanoğlunun hinliği bitmez, hinoğluhinler başkalarının emeğiyle geçiniyorlar, onlara malzeme vermemek gerekir.

Beniâdemin çocukluğundan, yetişme çağına, oradan olgunlaşma ve nihayet ömrünün sonuna kadar sürdürdüğü bir hayat seyri var. Tek düze bir hayat mümkün değildir, bilgilerimiz, tecrübelerimiz, bizim dışımızdaki dünyanın geçirdiği değişim ve dönüşüm ister istemez bizi de etkiliyor. Bu etkileme düşünme biçimimizi, olayları, meseleleri ele alış biçimimizi de değiştiriyor, en azından değiştirmesi lazım diye düşünüyorum. Genelleme temayülünde olanlar değişimin de zararlı olduğuna inanırlar. Çünkü toplumsal kaideler var, ilahi nasslar var onlar orta yerde dururken değişim acizlerin ve yolunu çizememiş olan zavallıların işidir. Onlara göre tekamül biraz bilgi çoğalmasıdır. Kendilerinin inandığı idealin yaygınlaşması, kök salmasıdır.

Davranış biçimlerimiz, olay ve eşyayı değerlendirme tarzımız, bugüne değin, hayatımızın, yaşantımızın, edindiklerimizin bir neticesidir.

Her şeye ve her işe koşan ve daima bir yerlere bir şeyler yetişmeye kendini mecbur hisseden biri isek, her zaman genelleme yapmayı tercih ederiz ve bir meseleye birçok mesele girdiririz. Çünkü zaman kötü, vakit dar, kısa zamanda bu kötü gidişata dur demeliyiz. Sakin ve aheste aheste olayları değerlendirme vaktimiz yok.

Az zamanda çok iş başarma zorunluluğu, beraberinde genellemeyi ve bir meseleye, bir konuya birçok mesele ve konu girdirme mecburiyetini doğurur. Bu ruh haliyle olay ve eşya değerlendirilirse komploculuk kendiliğinden arkasından gelir.

Derdi çok olanın acelesi de fazla olur, çok dertlenmekle derin ve esaslı dertlenmeyi karıştıranlar çabuk davranmanın saikiyle genellemeye sarılırlar.

Bu ruh halini taşıyanlar, birkaç iş birden yapmaya kendilerini mecbur hissediyorlar. Çünkü zaman çok kötü, gidişat berbat, oturup işlerin taksimatını yapmak, neler daha önceliklidir, neler ertelenebilir, birkaç on sene sonra nasıl bir ortam olabilir, ona göre bir öncelik sonralık yapalım diye bir şey onlar için oyalamadır, mesuliyetten, hizmetten işten kaçıştır. Faaliyet demek onlar için çok koşturmak demektir. Koşturursan ihlasla yola devam edersen Allah (c.c.) da önünü açar.

Bu dünyanın da bu dinin de sahibi ve gerçek manada koruyucusu yüce Allahtır. Beniâdem vazifesini ifa etmekle mükelleftir, herkes üzerine düşen vazifeyi hakkıyla ifa ederse,  işler daha düzgün gider, daha verimli ameller işleyebiliriz. Vazifeler iki kısma ayrılır konumuz bağlamında; olumlu amel işlemek ve olumsuzlara kapıyı kapamak.

 

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

ÜMMETÇİLİK - YERELLİK
Yerellik- Yerlilik Yerellik İng. Local...
12 Eylül Değerlendirmesi / Independent Türkçe Röportajı
(12 Eylül 2020, Cumartesi) Kazım Sağ...
Nisyan
(18 Ağustos 2020, Salı) İnsan nisyan...
Say ü Gayret
(14 Ağustos 2020, Cuma) Bir adale ne k...
Yardım Kuruluşları
(4 Ağustos 2020, Pazartesi) İnsanın ...
Asım Gültekin Rahmet-i Rahman'a Kavuştu
(24 Temmuz 2020, Cuma) İNNA LİLLAHİ ...
15 Temmuz
(17 Temmuz 2020, Cuma) 15 Temmuz darbe ...
Toplumsal Yapılanmada Dinin Yeri - V
(11 Temmuz 2020, Cumartesi) MODERN DÜN...

Kimler Sitede

Şu anda 15 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 557
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 3654220
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >