Diriliş Neslinin Amentüsü - II PDF Yazdır e-Posta

(24 Ocak 2020, Cuma)

Dirilişin Devlet Yapısı1

Sekizinci bölüm;

Bu bölümde, İslam Sitesinin kuruluşu ve işleyişi üzerinde durulur.

Şehirlerin ruhu vardır, şehirlerin de, inanmışı, inkarcısı, nihilisti, ate olanı vardır. İslam Sitesi, İslam kenti, tamamen mümin bir hüviyettedir.

Bunun dört temel sütunu vardır. (bu sütunlar tek tek sıralanmamıştır, yazının genelinden çıkarmaya çalışacağım) Diriliş insanı, kent + toplum olan sitenin kurucusudur. Aile, toplumu ayakta tutan en önemli unsurdur, sütundur. Aile sitenin hücresi mevkiindedir, site yok olsa bile aile siteyi yeniden diriltebilir. Devlet aileye topluma hizmet sunar, aile mini sitedir, onu toplum korur ve yüceltir. 

Ailenin mahrem cephesi muhafaza edilecektir. Toplum da sitenin en vazgeçilmez sütunudur.

Toplum örgütü, birbirine girmiş kenetlenmiş duvar gibi olacaktır. Bünyan-ı mersus.

Diriliş erleri, kendi sitelerini muhafaza edeceklerdir. Toplum zararına, çıkar, şöhret tutkusu, faizcilik, emeksiz sırttan geçinme, şehvet pazarcılığı, zevk katliamı, yok edilecek, bunlar düşman sayılacak ve siteye yaklaştırılmayacaktır.

Site, dış taklite kapalı olacak, mukallitlik zararlı unsur sayılacaktır, fakat inceleme ve araştırmaya açık olacak. Dış siteleri daime gözetleyecek oradaki gelişmeleri sıkı takip edecektir. Bilim adamları, siyasetçiler, devlet ricali, askerler ve görevli herkes dışı kollamayı titizlikle sürdürecekler.

Sitenin savaştığı bir konun da kalitesizliktir.

Tüketin çılgınlığına müsaade edilmeyecek.

Kişiler ve aileler, devletin, partinin, tröstlerin, oligarşinin kul-kölesi olmayacak. Kişi ve toplum devlete karşı gerekirse boykot yapabilmelidir.

Yurdun ekonomik imkanları belli bir zümrenin emrine verilerek başkalarını baskı altına alınmasına müsaade edilmeyecek.

Dinamik erdemliler ordusu oluşacak, statik ve donukluğa mahal yoktur.

Allah rızası gözetilecek, merhametlilik öne çıkarılacak lakin bu hal; inkarcılar ve İslam ve insanlık düşmanlarıyla çarpışmaktan kaya gibi sert ve dayanıklı olmalarına engel olunmayacak. Zulme, inkara , küfre karşı İslam ahkamı uygulanacaktır.

Cezalandırma ve ödüllendirme  kuralı kullanılacaktır.

Dokuzuncu bölüm;

Bu bölümde de devletin özelliklerini belirtmeye devam ediyor.

Devletin ana karakteri, ülkü- ideal ve bir idea devletidir. İslam iddiası ve ideali devletidir. Bu ülkü etrafında toplanmış kurum ve kuruluşlar bu düzeni ayakta tutar.

Erdemli öncüler topluluğu bu siteyi yönlendirecek ve ayakta tutacaktır, onu geliştirecektir.

Devlet hayatında samimi eleştiri şarttır, eleştirisiz devlet kısa zamanda çöker.

 

Her sınıf insandan yöneticiliğe yeteneği olanlar yönetime katılırlar.

Güdümlü demokrasi veya kayıtsız şartsız demokrasi türleri ifrat ve tefrittir ve ideal devlet yapısına tıpatıp uymaz.

İdeal devleti, İslam idealini yaşayan ve yaşatmak için gerekirse canını verebilen hazır, er-demli bir topluluğun varlığıyla mümkündür. Devletin temel taşını bu topluluk oluşturur. Bu topluluk iddiayı pratiğe döker. Bu topluluk, kitleye karşı devletin, tek kişinin hegemonyasına karşı toplumun teminatı olacaktır. Bu topluluk, aristokrasi, plütokrasi veya oligarşi değildir. Bunlarda ya soy ya servet veya bir sınıftan olma özelliği vardır. İslam sisteminde erdemli ve aktif, hayırda yarışanlar topluluğu olacaktır. Tarihi ve sosyolojik bir yapı olacaktır. Bir ulema sınıfı veya bir ordu topluluğu değildir.

İslam medeniyet sisteminde, ne doğunun mutlak itaat ve mistik prensibi, ne batının sürekli muhalefet ve başkaldırı ruhu vardır, ikisinin ifrat ve tefritinden kaçınmış bir itidal vardır.

Açık bir erdem toplumu.

Sürekli denetim ve eleştiri kurumları olacaktır, toplum kendini denetleyecek, kendini eleştirecektir. Bu eleştiri hile özlü, makyavelik ruhlu olmayacak, insaf, adalet ve hakikat ru-hundan ayrılmayacaktır. Müminlerin çocukları,bir gün mutlaka maddede ve mana-da,kapitalistve komünist devlet tiplerini aşan, erdem, adalet, eşitlikle örülmüş ve güç-lü,problemlerini aşan bir devleti kuracaklardır.

 

Onuncu bölüm;

Bu bölümde, İslam toplumunun dünyaya bakışı ve dünyayı imar ediş biçimi,kültür ve ekonomi anlayışı üzerinde duruluyor.

Allah, eşya ve tabiata hakimiyetin sırlarını ve anahtarlarını, yine eşya ve tabiata gömmüştür. Ve aklıyla bu sırları, bu kanunları ortaya çıkarmasını insandan istemiştir. Aklı, kullanmayış, nefs esaretinin bataklıklarından biri olan tembelliğe düşüşten ileri gelir.

Halbuki dünya ahiretin tarlasıdır, diriliş erinin eli altındaki dünya, binbir açıdan en elverişli verime kavuşmalıdır.

Diriliş sitesinde dünya da bir misyon sahibidir. Allah?ın yeryüzündeki halifesi olan insanın elinde hamur gibi yoğrulur, eşya ve tabiat insan eliyle gerçek yerini alır.

Müslüman için iş sıradan bir şey değil, bir ibadettir. Hayatın tamamında olduğu gibi.

Müslümanlara hizmet etmek, dünyayı Allah yolunda imar etmek, güveni sağlamak, bun-dan dolayı, ezanların okunması, namazların kılınması, vb. Müslüman ordunun düşman ordula-rından daha üstün bir donanıma sahip olmasına bağlıdır. Bunların hepsi ibadet kapsamındadır.

İnançsız toplumların merhameti yoktur, merhamet sahibi olmak Müslüman topluma yara-şır, onun için Müslümanlar güçlü olmalı ki dünyaya merhamet saçabilsinler. İnançsızlardan neden merhamet dileyelim.

Diriliş eri, ekonominin, kültürün eşyaya dönük yüzü olduğunu bilir. Müslüman ibadetle-rinde en ağır olanı üslendiği gibi, kültürün de sanayinin de en ağırını yüklenir ve insanlığın emrine verir. Hafif kültür, hafif sanayi, seyrek Müslümanlıkla inançsızlara karşı duramayaca-ğını bilir ve ona göre sistemini kurar.

İslam ekonomisinde, kişinin hür teşebbüs yetisini körelten devletçiliğe yer olmadığı gibi, tröstlerin doğumuna sebep olan tekelci kapitalizmine de yer yoktur.Öldürücü rekabete, yalana dayalı reklamcılığa, kapital saltanatına, kişiyi devletin veya partinin, bir grubun kölesi haline getiren tüm yollara da yer olamaz. Bunların önü kapatılır.

Kalkınma, işletme, iş sahası açma vb. kurum- kuruluşlar, sadece maddi olarak anlaşılmaz, aynı zamanda manevidirler. Fabrika, işyeri, dükkân mescidin bir uzantısıdır.

Kapitalizmin patronluk ruhu, onun için Tanrı?ya ortak koşmanın bir kâr payıdır.

İslam?da iş sahibi de işçi de aynı hizadadır Allah katında. Kâr sınırlıdır, kazanç istediği gibi harcanamaz, kuralları vardır, kazanç, mal- mülk Allah?ın emanetidir.

Toplumun genel çıkarını baltalayıcı davranışlardan kaçınılır.

Diriliş eri, bu çağda cihadın/ savaşın sadece cephede olmadığını bilir? ekonomi ve kültür savaşları da cihadın zaruri bölümleridir.

İslam?ın yeniden dirilişinde ekonomi ve kültür alanında da hayatlarını adayan kahramanlar olacaktır, bu da savaşın bir parçasıdır.

Faizin gölgesi bile olmayacaktır diriliş sitesinde.

Zekat, devlet veya toplum hazine kasasında toplanacak oradan kişi veya kurumlara döne-rek toplumsal adaletin ve seyyaliyetin düzenlenmesi sağlanacaktır.

Fiat, kâr, üretim ve tüketim tam bir denetim altında olacaktır.

Devlet veya yönetim kurumu, emek ve sermayeye yol gösterici, iş gösterici, alan açıcı olacak.

Toprak işlenecek, su kullanılacak, madenler, yer altı ve yer üstü kaynaklar kâinatı tahrip etmeden kullanılır ve işlenir hale getirilecektir.

Çağın fatihler, bir sosyal dayanışma düzeni oluşturacak, sosyal adalet ve kardeşlik mües-seseleri kuracaklardır.

 

On birinci bölüm;

Bu bölümde diriliş toplumunun sosyal düzeni açıklanıyor.

Bu toplumun yaşayışı bir ?hukuk düzeni? içinde olacaktır. İslam hukuku bütün saygı ve sevgi düzenini gözeterek yardımlaşma ve yasakları koymuştur. Toplum düzenini sarsan ve bozanlara uygulanacak önleme ve giderme kurallarını bir bütün ve bir sistem olarak ortaya koyar.

Ceza, daha çok toplumu ve kişileri koruma amacı taşımaktadır. Cezanın suç cinsinden oluşu bunu sağlar. Ana prensip; ?kısasta hayat vardır? ve ?suçsuz bir kişiyi öldüren bütün insanları öldürmüştür, dirilten bütün insanları diriltmiş gibidir.? Ölçüsüdür.

Kurallar kesin ve keskindir.

Af, fidye, uygulamaları da devreye girer. ?Öğüt veya uzlaşım örgütleri? nin de katılacağı büyük bir icratopluluğu düzeni sağlayabilir.

Kurallar ve kurumlar toplum yapısına göre şekillenecektir. Ana ilkeler İslam sisteminde belirlenmiştir. Diriliş Programında bunlar detaylı araştırılacak ve bugüne getirilecektir.Yeni ilke temeli aramaya gerek yoktur. Ancak, bu ilkenin en karmaşık toplumun düzenine uygula-nışındaki arayıcılığa mani değildir. Tersine onu buyurucudur.

Çağdaş diriliş eri, bilim ve arayıcılık aşkına sahiptir daima onu sürdürür.

Her kişi, gücünün yettiğince bilim yolunda ilerlemek borcundadır, çünkü bu bir Allah emridir. ?Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu??

Diriliş toplumunda, geçmişi ve şimdiki zamanı incelemek, öğrenmek ve bilmek ibadet olarak benimsenir.

İslam medeniyeti, insana bir cebir ve geometri mizacı aşıladığı gibi, ahlakından inancına, davranışından ruh özündeki sırra kadar bir ahenk ve güzellik ideasını da yerleştirecektir.

Yan ekoller de olacaktır, ancak hepsi de yakın veya ırak derinliklerinde veya yücelikle-rinde bu ?yücelik ideası? nı amaç edinmelidir.

 

On ikinci bölüm;

Bu bölümde, İslam Birliği üzerinde durulur.

Müslümanlar, coğrafyalarını, tarihlerini, kültürlerini, ideallerini birleştirmek mecburiye-tindedirler. İslam uygarlığının, İslam medeniyetinin, İslam milletinin, İslam ümmetinin oluş-masının zeminini hazırlamak Diriliş erlerinin ideali, ülküsüdür, İslam devlet yapısı bunlar sağlandıktan ve birleştikten sonra tam anlamıyla teşekkül eder ve yerleşir.

Coğrafyamız, tarihimiz, inancımız buna müsaittir. Bitişik bir coğrafya, köklü bir tarihi geçmiş ve aynı inancı paylaşma bu konuda bize imkanlar sunuyor.

 

On üçüncü bölüm;

Bu bölümde, İslam?ın diriliş hareketi, diriliş akımı üzerinde durulur.

Diriliş hareketinin ilk hamlesi düşüşü durdurma olacaktır. İkinci hamle ayağa kaldırma olacaktır.

Düşüş çok köklü olduğu için durduruş ve ayağa kaldırış da çok köklü olmak zorundadır.

Bunun için ilk diriliş ruhta, metafizikte başlayacak. Buna inanç dirilişi denilir.

Bundan sonraki diriliş psikolojik diriliş olacaktır. Komplekslerden kurtulma, kendine ve inancına, medeniyetine güvenme devresi olacaktır.

İslam ülkelerinde halkı Müslüman olan ülkelerde bu diriliş hareketi neşvünema bulacaktır.

Bu hareket bir diriliş akımına dönüşecek.

 

Sonuç

Sonuç bölümü, bu taslak bir öneridir. Uygulama ihtimali yüksek bir öneri.Bunun için önce bir diriliş erleri, erenleri, pirleri oluşturulur.

İslam düşüncesinden, tarihi tecrübeden, hayattan ve dünyanın içinde bulunduğu ahvalden süzülerek sunulan bir öneri, bir program.

Bu bir nevi uygulanması istenen bir programdır.

 


1. Başlık tarafımdan konulmuştur.

 

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Türkiye'yi Bekleyen Riskler ve İmkanlar
(14 Şubat 2020, Cuma) Türkiye imkanla...
Diriliş Neslinin Amentüsü - II
(24 Ocak 2020, Cuma) Dirilişin Devlet ...
Bilim Sanat Vakfı'na Kayyum Atanması Hakkında
(22 Ocak 2020, Çarşamba) Bilim ve San...
Diriliş Neslinin Amentüsü - I
(17 Ocak 2020, Cuma) Karakoç'un "Diril...
İktidar Mantığı / Dili
(27 Aralık 2019, Cuma) Daha önce ?Muh...
Türkiye için çıkış yolu var mıdır?
(20 Aralık 2019, Cuma) Temel esaslar d...
Serlevhasız
(10 Aralık 2019, Salı) Yıllar önce ...
Yeni Bir Arayış Mümkün Mü?
2 Aralık 2019, Pazartesi Partisel siya...

Kimler Sitede

Şu anda 13 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 529
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 3429401
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >