İnsanın kendini unutması PDF Yazdır e-Posta

(20 Eylül 2019, Cuma)

İnsanın kendisini kaybetmesi, itidalini yitirmesi, dengesini bozması, kendinden geçmesi… Durup dururken olacak bir hâl değildir.

Ümidini kesen kişi kendini unutur.

İnsanın yaslandığı bir duvarı, ümit beslediği, bel bağladığı, onunla kendini güvende hissettiği bir dayanağı, varlığını kendisine borçlu olduğu bir varlık vardır.

Varmak istediği bir hedefi, tutunmak istediği bir ideali olmayanın bu hayattan beklentisi farklılaşır, sahte şeylere bel bağlar, yeni hedefler, yeni varoluşlar aramaya başlar ve bulur.

***

 

Yüce Allah Kitabında buyuruyor;

“Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.” (Hicr, 19)

Kişi Allah’ı unuttuğu için, yani Allah’ın emir ve yasaklarını dinlemediği için, kendi kendini de unutur. Allah, o kişiye kendini unutturur, öz benliğini kaybettirir. Bezm-i ezelde verdiği söze ihanet eder.

Allah’ın kul üzerinde hakları vardır, o hakları unutan kendi benliğini de unutur.

İnsanın benliği fıtratıdır; fıtratını muhafaza edemeyen benliğini kaybeder, özbenliğini kaybeden sahte benlikler, sahte varoluşlar arar.

Elmalılı ayetin tefsirinde şöyle der;

“Sarhoş gibi ne yaptıklarını bilmezler. İnsan nefsinin, beşer hukukunun kıymetini anlamaz, âdi şeylere tapar ve insanlığı zelil ederler. Ayrıca kendilerini kurtaracak hayır ve hesanâtı düşünmez, azabdan koruyacak işler yapmaz ve yarın için bir şey hazırlamaz olmuşlardır. Netice olarak denilebilir ki, onlar kıyamet günü öyle dehşetli trajedilere maruz kalırlar ki, kendilerinden geçerler. Hatta ruh yoktur deyip duranlar dahi, böyle kendilerini unutmuş, insan varlığının en mühim ayırıcı unsurunu teşkil eden şuur nimetini kavrayamamış kimselerdir. İnsanın kendisini hissetmesi fıtrî olduğu için şuurdan, şuurun hukukundan ve onun Allah'a bakan yönünden gaflet edenlerin fıtratı bozulmuş kimseler olduklarına tenbih için unutmak ile ifade edilmiştir. İşte onlar, fasıklardır. İtaatten çıkıp isyana dalmış, insanlık kıymeti kalmamış, fıskta tekâmül etmiş ve bozulmuş bir topluluktur. Müminler bunlara benzememelidir.”

Seyyit Kutup da;

“Allah’ı unutan adam bu dünya hayatında kendisini yüceler alemine bağlayan bağdan kopuk halde yaşar…

Bu durumda onun kendi insanlığını unutmasıdır. Bu gerçeğin yanında bir gerçek daha ilave edilir veya ondan başka bir gerçek doğar. Bu da sözkonusu yaratığın kendi kendisini unutması, sürekli olan ebedi hayatı için bir azık hazırlamaması, yarını için hazırladığı azığa bakmamasıdır” der.

Kur’an’da benzer çokça ayetler, konuyu değişik şekilde bize hatırlatıyor;

“Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler….”(En’am, 91)

“Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.” (En’am, 104)

Kişinin neye dayanarak ayakta kalması, kendini neye ait kılması, kiminle birlikte hareket ediyor olması, niçin yaşıyor olması gündeme alınmalıdır. Dayanak noktası çok mühimdir, insan kendini ne ile tarif ediyor, kendini var kılan şey nedir?

Her insan teki, kendi diriliğinin merkezine bir şey yerleştirir. Ana ekseni, o şey nesi, o oluşturur, diğerleri onun yan varoluşlarıdır.

Fuzuli;

Men lebün müştâkıyam zühhâd Kevser talibi

Nitekim meste mey içmek hoş gelür huşyâra su,


Şair insanların tıynetlerine göre hayattan zevk aldığını bize beyan ediyor.

Meste mey içmek hoş gelir. Sarhoşa içki içmek güzeldir. Aklını başından alsa bile onu mutlu kılar.

Huşyâra su. Uyanık olana da su hoş gelir. Su fıtrattır, bozulmamıştır, katkısı hilesi olmayan bir içecektir.  Meye müdahale edilmiştir, yaratılışına dokunulmuştur, fıtratıyla oynanmıştır.

Fıtratla bir kere oynandı mı, özelliğini kaybeder. Benliğinden kopar ve kendisi olmaktan çıkar. Ne kadar değerlenirse değerlensin artık kendi değildir.

Üzümün şırasını bozarsanız şarap olur, yıllanırsa değerlenir lakin artık üzümle, şırasıyla bir irtibatı, bağlılığı kalmaz. Akrabalığı bitmiş olur, o artık başka bir içecektir.

Piyasada mey, sudan pahalıdır, görünürde daha kıymetlidir. Su ise saftır, temizdir, ucuzdur ve hayattır. Demek bazı şeylerin bahası çok olsa da gerçek manada insan hayatındaki değeri farklıdır.

Karar vermemiz gereken; su mu içeceğiz, mey mi tüketeceğiz.

Fıtratımıza mı kulak vereceğiz yoksa geçer akçe olan piyasa değerlerine mi?

Kendimiz mi kalacağız yoksa kendimizi kendimize unutturacak mıyız?

“Kendilerine kendilerini unutturduğu” böyle insanlar, önce zihnen ve duygu olarak kendilerini unuturlar. Akılları daima negatife çalışır, insanlık yararına bir şeyler yapmayı enayilik sayarlar.

Zihinleri bulanıktır, bulanık zihin, duyguları da bulanık kılar. Bulanıklaşan zihin ve duygu, duyulara hükmetmeye başlar. Duyu organlarını kontrol edemez hale gelir.

Faizcilik yapanın ahiret diriliğinde şeytan çarpmış gibi kalkmaları, bu halleri iyi anlatır.

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

İnsanın kendini unutması
(20 Eylül 2019, Cuma) İnsanın ken...
Annemin Vefatı
(13 Eylül 2019, Cuma) Beyaz Anne...
Hasbihal - 2
(6 Eylül 2019, Cuma) Bir önce...
Hasbihal
(16 Ağustos 2019, Cuma) Nereye/neye od...
Ben Muhafazakâr Mıyım?
(5 Ağustos 2019, Pazartesi) Muhafazak&...
Neredeyiz?
(26 Temmuz 2019, Cuma) Herkes nerede ol...
Varlığımızın Ardındaki Hakikat
(19 Temmuz 2019, Cuma)  İnsan &uu...
İnsan Kendi Özüne Bakabilir Mi?
(14 Haziran 2019, Cuma) Uzun bir aradan...

Kimler Sitede

Şu anda 30 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 516
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 3219323
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >