Cumhuriyet ve Ahlakî Yozlaşma PDF Yazdır e-Posta

      Cumhuriyet ve Ahlakî Yozlaşma      (28 Ocak 2011, Cuma)

      Birileri ayağınıza taş değse, sorumlu hemen Cumhuriyet ve laiklik dersiniz, diye itiraz eder, edebilir hakları da vardır.

      Hiçbir olay tekil olarak ele alınmaz, alınmamalıdır. Olayları bir bütün olarak görür ve anlamaya çalışırsak belki daha iyi tahlil edebiliriz.

      Türkiye’de olup bitenler Cumhuriyet'le bağlantılıdır. Eğitim siyaseti, nasıl bir insan tipi isteniyorsa ona göre düzenlenir.

      Eğitim sisteminin adı “Millî Eğitim” dir. Evvela niye "eğitim" değil de “Millî Eğitim”

      Millilik vasfı bile isteye verilmiş, yani ırk meziyetine dayalı ulus-devlet taparlığı önceleyen bir sistem.

      Daha önceleri ” Maarif” idi, yani irfandan gelen bir kelime.

 

      Milli Eğitim Bakanlığı'nca yayımlanan “Örnekleriyle Türkçe Sözlük” te, Maarif şöyle tarif edilir: Bilgiler, kültürler, ilimler, irfanlar, bilgi, kültür.

      Ziya Gökalp’tan bir alıntıyla örneklendirilmiş.  Maarif; tabiî halde iki büyük unsurdan, yani milli kültür ile milletlerarası medeniyetin toplamından ibarettir.

     Gene hazretten; maarif meselesi bir terbiye meselesi… diye bildirilmiş.

      Aynı eserde irfan şöyle tanımlanır; bilme, biliş, anlayış, iç yüzünü bilme, derinliğine varma, bilgi ve zekâ ile elde edilen olgunluk.

      Eğitim ise şöyle tarif edilir; her hangi bir kimseyi eğitmek, yetiştirmek işi.

      Eğitimin ne rengi ne de kokusu var, sadece birine bir şeyler öğretirsiniz. Neyi, millî olanı.

      Millî olan nedir? Elcevap, millete ait, millete has, millete mensup olmak.

      Millet nedir; aynı sözlük şöyle der; aynı toprak üzerinde yaşayan, aralarında din, dil, tarih, töre ve ülkü birliği bulunan insanlar topluluğu.

      Türkiye Cumhuriyeti bu kadar birlikteliği nasıl sağlamayı düşünüyor. Merkeze hangi unsuru yerleştiriyor. Aynı toprak üzerinde yaşayan ve fakat dilleri ve dinleri farklı olan toplulukları nasıl bir arada tutabiliyor. Hangi harçla bunu yapmaya çalışıyor?

      Herkes biliyor ki, temel unsur dile dayalı etnik milliyetçiliktir. Yani Türk milliyetçiliği, bunun da tefsiri ve açılımı Atatürk milliyetçiliğidir. Türk olmayan unsurlar ya Türkleştirilecek veya kendilerini Türk gibi hissedecek. Fıtrata uygun olmayan bu zorlamanın ülkeyi getirdiği durumu tüm dünya izliyor.

      Din, Türk'ün ruh köküne uygun hale getirilecek ve dinin ne olduğunu da Türklük şuur ve gururu karara bağlayacak. Dinin din olması için temel bazı kıstaslar belirlendi T.C. tarafından.

      Arabın dini olmayacak çünkü onlar bizi arkadan vurdular, böylesi hain bir milletin dili olan Arapça asla Türk dininin dili olamaz dediler. Ezanın Türkçe okunması, ibadet dilinin Türkçe olması için yapılan çalışmalar ve komikliklere dünya alem şahittir.

      Araplarla ve İslam’la ortak neyimiz varsa hepsini değiştirmek istedi Cumhuriyet. Tarihi de buna kattılar, yeniden bir tarih tezi geliştirdiler ve dediler ki, Türk tarihi beş bin yıllık bir tarihtir, Osmanlı'yı yani İslam’ı paranteze alalım ve yok sayalım, koca beş bin yıllık tarih içinde küçücük bir yer işgal eden bu kamburdan kurtulalım. Kurtulalım ki batılı erk sahipleri bizi kabul buyursunlar.

      Millî Eğitim de Cumhuriyet'in gelişmişliğine ve dünyayla iç içe girmesine göre değişikliğe uğradı.

      Cumhuriyet'i kuran irade; 1928’e kadar İslam’la barışık olarak görüntü vermeye başladı. 1928’den sonra tamamen dine cephe aldı, eğitim de buna paralellik arzederek ona göre müfredat programı izlendi.

      Dinin akla uymadığını ve Türk dini ile Arap dinin aynı olamayacağı üzerinde duruldu.

      Değişen dünya şartlarına göre eğitim de şekil değiştirdi.

      Eğitim bir milletin ana mihverine yol gösteren bir rehber hükmündedir.

      Millî Eğitim halktan ve toplumdan kopuk ezbere dayalı, insanın aklını dondurmaya yönelik bir formattadır. Bu taammüden yapılan bir uygulamadır.

      Çünkü insanlar sorgulamasınlar, yanlışları doğma olarak kabul etsinler, istendiği için böyle yapılıyor. Allah’ın nasslarını akıl dışı sayan batıcı zihniyet kendi nasslarını herkese telkin ediyor.

      Eğitimde ahlak yok, salih amel yok, dahası imandan yoksun.

      İmandan, ahlaktan, dinden, tarihinden, töresinden soyutlanmış bir nesil isteniyor. Böylesi bir nesil hiçbir yanlışa direnemez, hiçbir haksızlığa başkaldıramaz. Baş kaldırmaya niyetlenenler de başka bir yanlışın pençesine düşmeye mahkûmdurlar.

      Edilgen, birilerinin peşine takılan, kendine güvenini yitirmiş bir nesilden ahlaklı olmayı bekleme hakkına kimse sahip değildir, siz erk sahipleri bu gençliğe ne verdiniz ki ne isteme yüzünüz olsun.

      Burada tek umut, İslamlaşma gayreti içinde olan İslamcılardadır, onlar da eğer erke yaslanarak bir yerlere varmak istiyorlarsa…

      İşte o zaman geçmiş olsun.

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Annemin Vefatı
(13 Eylül 2019, Cuma) Beyaz Anne...
Hasbihal - 2
(6 Eylül 2019, Cuma) Bir önce...
Hasbihal
(16 Ağustos 2019, Cuma) Nereye/neye od...
Ben Muhafazakâr Mıyım?
(5 Ağustos 2019, Pazartesi) Muhafazak&...
Neredeyiz?
(26 Temmuz 2019, Cuma) Herkes nerede ol...
Varlığımızın Ardındaki Hakikat
(19 Temmuz 2019, Cuma)  İnsan &uu...
İnsan Kendi Özüne Bakabilir Mi?
(14 Haziran 2019, Cuma) Uzun bir aradan...
2019 Yerel Seçim Sonuçlarının Yankıları - 2
(26 Nisan 2019, Cuma) Kılıçdar...

Kimler Sitede

Şu anda 86 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 515
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 3190373
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >