Öğrenmenin Anahtar(lar)ı PDF Yazdır e-Posta

(23 Kasım 2018, Cuma)

İlim tahsil etmek, bir meseleyi iyice bilebilmek, öğrenmek için o meselenin, o işin, belli vazgeçilmezleri vardır. Bu hususta Mecellenin Şerhi “Dürretü’l-Hükkam, şerhu mecelletü’l-ahkâm” dan hareketle konuyu ele almaya çalıştım.

İlim talebesinin 10(on) şeyi bilmesi icab eder. Bunlar göz açıklığını gerektirir. (Talip) bunlara riayet ederse yaptığı işin farkına varır, nasıl bir iş işlediğini bilir hale gelir.

Bu On Şey

1-İlmin ismi, 2-tarifi, 3-muzu’û, 4-mehazı(kaynak), 5-gayesi, 6-vazı’ı(ilmin ilk kurucusu) 7-meseleleri, 8-hükmü, 9-şeref ve fazileti, 10-nisbeti(bağı, rabıtası, ilgili ilimle irtibatı…)

1. Talibin; çalıştığı alanın ismini açıkça bilmesi veya tesbit etmesi gerekir. Bilinen bir konu ise onu belirtmesi, yeni bir konu ise adının içeriğine uygun konulması icab eder. Eğer isimlendirmede bir eksiklik olursa, geri kalan kısmında o eksiklik veya aksaklık devam eder gider. Bu yaptığımız her iş için böyledir. Önce adını koyacağız, sonra o isimlendirmeye göre çalışacağız. Adı muğlak olan çalışmanın neticesi de muğlak olur.

2. Tarifi; talip, çalıştığı alanın tarifini iyi yapacak. Tarifin tarifi şöyledir: “Efradını cami, ağyarını mani” yani kendine ait olanı kapsayan içine alan, dışarıda bırakmayan, kendisine ait olmayanı da dışarıda tutan, dışlayan, araya karıştırmayan demektir. Konuyu anlatırken ne bir eksik ne bir fazla. Laf kalabalığı da olmayacak, bilmece gibi anlaşılması zor da olmayacak. Konudan konuya atlanılmayacak.

3. Mevzuu; yani konusu, konusu da ne kadar sarih olursa o denli anlaması ve anlatılması kolay olacak. Diğer meselelerle karıştırılmayacak. Anlatılırken bilgelik taslanmayacak konunun dışına taşmayacak. Muhtaç olduğu dayanakları beyan edecek.

4. Mehazı; talip, işlediği konunun dayanaklarını bilmesi elzemdir. Hangi konuyu araştırıyorsa, hangi alanda iş tutuyorsa, o konunun, o işin dayanaklarını bilmesi ve bildirmesi gerekir. Bu dayanaklar, objektif, konuyla alakalı literatüre uygun ve konunun ehlince geçerli olmasına dikkat edilecektir.

5. Her yapılanın bir gayesi olmalıdır. Kimse boşuna kürek çekmez, ele alınan konu veya yapılmak istenen iş neye hizmet eder, gayesi nedir bilinmesi lazım. Muğlak ve genel gayeler özel bir alan için gaye olamaz. İnsanlığa hizmet, Allah rızasını kazanma, bir iş ve eser için söz konusu olamaz. Tabii ki bir Müslüman yaptığı her işten Allah rızasını celbetmek ister o başka. Konumuz olan öğrenme ve bir amel işlemede ise, bizzat o işin, o eserin neticesinde ne elde edilir, onun açığa çıkması lazım gelir.

6. Talip, çalıştığı alanın ilki ve ilklerini beyan etmek zorundadır. Başkasının çalışmasını kendi çalışması, başkasının fikrini kendi fikriymiş gibi göstermesi ahlaki bir zaaftır. İyi, güzel ve yeterli olan birinin yaptığına sahip çıkmak ile ondan aşırarak kendi görüşü gibi sunmak, farklı şeylerdir, buna azami dikkat gerekir.

7. Talip, konunun etrafındaki meselelerini iyice aydınlanmasını bilecek. Tariften da anlaşıldığı gibi konuyu ilgilendiren meseleleri önce tesbit edecek sonra ehemmiyetine, konuyla alakalarına göre, tasnif edecek sonra işleyemeye başlayacak. Hemen işin başında bunu yapacak. Yoksa zamanla konuyla alakası olmayanlar da karışacak veya kendine ait mesele dışarıda kalacak.

8. Hükmü, yaptığı çalışmanın bir ölçüsü olacak. Hangi alanda ise o alanın hükmüne göre bu çalışması neye tekabül edecek bunu bilecek ve açıklayacak.

9. Şeref ve fazileti, talip, ilgilendiği alanın insanlığa, Müslümanlara, çalışana nasıl olumlu bir katkı sağlayacak. Bunun da hesabı yapacak. Doğrudan veya dolaylı kimseye faydası olmayan işlerle iştigal etmek en azından maleyaniye girer. Vakit değerlidir gerekli olmayan işlerle harcanması akıl kârı değildir.

10. Talip; çalıştığı alanın ilgili ilimce silsilesi nedir, ona dayandıracak, mesela Hanefi fıkhının nisbeti; İmam Azam Ebu Hanife(Numan b. Sabit) Hammad’dan, Hammad İbrahim Nehai’den, Nehai, Alkame’den Alkame Abdullah b. Mesud’dan, o da Rasulullah’tan almıştır. Denilir bu silsile bir ilim geleneği ve ahlakıdır. Aynı zamanda dayanağının muhkemliğine de delilidir. Hangi ilim dalında olursa olsun, tarihi bir dayanağı vardır ve onu zikretmek hem kişiyi hem de düşünceyi, söylemi güçlendirir ve meşru kılar. Ben yaptım, ben ettim, ben bildim gibi enaniyetine de engel olur. Ayrıca bir insanlık vazifesidir.

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Davet Kime Yapılır?
(14 Aralık 2018, Cuma) Davetçi ...
Öğrenmenin Anahtar(lar)ı
(23 Kasım 2018, Cuma) İlim tahsil etm...
Davet-Hizmette Öncülük
(16 Kasım 2018, Cuma) Her bir fikrin, ...
Ne Olmadığını Söylemek
(9 Kasım 2018, Cuma) Ne olmadığını...
AKP Değerlendirmesi
İlgilenen ve merak edenler için ...
Ziya Gökalp'e Dair
(26 Ekim 2018, Cuma) Birlik Gazetesinde...
Cemal Kaşıkçı Vesilesiyle
(12 Ekim 2018, Cuma) Suudi vatandaşı ...

Kimler Sitede

Şu anda 37 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 489
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 2568900
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >