Yeni Modernlik ve İslâmlaşma (2) PDF Yazdır e-Posta

                                          (4 Mayıs 2018, Cuma)

Bazı Meseleler

Modern Dünyayı Anlamak,

İster modern diye adlandıralım, ister post modern diye adlandıralım, eski şekliyle işlemeyen, yürümeyen, siyaset gütmeyen yeni bir dünya var, biz de bu dünyada yaşıyoruz. Bu yeni dünyanın;

Yeni iktisat anlayışı var;

Yeni siyaset anlayışı var;

Yeni din anlayışı var;

Yeni kültür anlayışı var;

Yeni milliyetçilik, devletçilik anlayışı var;

Yeni teknik anlayışı var;

Yeni örf-adet anlayışı var;

Yeni aile anlayışı var;

Yeni medeniyet anlayışı var;

Yeni savaş anlayışı var;

Yeni barış anlayışı var;

Yeni ittifak anlayışı var

Yeni toplumsal yapısı var;

Yeni siyasi yapısı var;

.…

Bütün bu yeni “varlar” içinde Müslümanlarla Müslümanların ilişkisi ve Müslümanlarla gayr-i Müslimlerin ilişkisi de var, bunlar dahi yeni bir anlayış ve işleyiş atmosferine girmiştir.

Yeni Modernlikte; Fertler Arası ve Fert Cemiyet İlişkileri

Ferdi ilişkiler, ailevi ilişkiler, toplumsal ilişkiler, -yeni dönemde- farklı durumlar ortaya çıkarmıştır. Bunları tek tek ele alıp incelememiz ihtiyaç haline gelmiştir, ihtiyaçtan öte zaruret olmuştur. Yani kaçınılmaz olmuştur, olsa da olur olmasa da olur tarzında bir konu değildir artık.

Modern dünya ferdiyetçiliği hayatın tam orta yerine koymuş, kişiselliği toplumsallığın önüne geçirmiştir. Liberalizmin getirdiği dünya diriliği görüşü, kişinin önündeki engelleri kaldırmayı devlet siyaseti halinde hayata geçirmiştir. Bırakın yapsınlar, bırakın etsinler, yeter ki bir şeyler yapmış olsunlar, anlayışı hakim durumdadır. Yapılış tarzı, biçimi mühim değil, mühim olan her bir ferdin ne yapmak istediğidir. Devlet ve toplumun vazifesi; harekete geçmeye niyetlenen insanın önünü açmak ve kendisine mani olan ne varsa hepsini bertaraf etmektir.

Bu bertaraf edişte, ahlâk, ideal, toplum menfaati, insanın geleceği, eskisi kadar kaale alınmaz, ferdin isteğini yerine getirmesi daha önemsenir. Bunun daha gerçeğe uygun olduğu ileri sürülür. 

Fert, yoluna devam ederken, başkasını önceki biçimde düşünmek zorunda değildir. Evvel emirde her fert kendi menfaatini güttüğü için bir rekabet ortaya çıkar ve bu rekabetten de olumlu ve bütün insanlığın yararına sonuçlar elde edilir. İnsandaki hırs, harekete geçirici dürtü, ilerleme azmini kamçılar, neticede toplumsal gelişmeyi dahi tetikler. İnsanlar miskinlik tekkesinden, korumacılık zırhından kurtulurlar ve yetenekleri açığa çıkar. Bu önce ferdin kendi çıkarlarına olur, sonraki evrelerde bütün insanlığa da sirayet eder.

Artık ferdiyetçilik bir merhale ileriye gitmiş, yetişmede, kendini düşünmede ferdiyetçi, lakin iş yapma ve gelişme açısında ortakçılığa dönüşmüştür. Bu yeni ortakçılık anlayışı; kazan kazan fikrine dayanır. “Ben bunu yapacağım, iyi güzel bunda benim menfaatim ne?” Öne çıkmıştır. İlk bakışta ferdiyetçilik toplumsallığa kaymış gibi görünse de aslında ferdiyetçilik bir merhale daha kazanarak tüm toplumu bu hale getirmiş durumdadır.

Bu bakış açısı, kişisel becerilerle donatılmış insanların biraraya gelerek ortaklıklar kurarak, birlikte çalışarak büyük işler başaracağına yol açabilir. Elan bu başarıya şahit oluyoruz.

Bu gittikçe devletlerin siyasetlerine etki etmiş ve uluslararası platformlarda ve dış siyasette de kendini göstermiştir.

Böyle bir atmosferde Müslümanların tavrı nasıl olmalıdır? Soruları burada ehemmiyet kazanır.

Şahsiyetin oluşmasında kişiyi merkeze alma çok ehemdir. Her bir insan tek tek var olacak, kitleler halinde var oluş anlayışı İslâmîlikten çok sosyalizan bir tavırdır. Her bir insanın yaratılışı ve yetenekleri farklıdır, bu farklılıkların açığa çıkmasında kişisel keşifler yapılmalıdır. Kişiyi keşf etmeden onu eğitmek ve şahsiyet sahibi kılmak mümkün değildir. Şahsiyetin oluşmasında her bir insanın eşref-i mahlukat olduğu göz önünde bulundurularak bir dirilik öncelemelidir. “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.”(Tin, 4) güzel biçimde (ehsen-i takvim üzere) yaratılan insana güzel muamele etmek ve güzelliğini geliştirmek anlamında anlamak da mümkün. Her bir insanın güzeli kendine hastır ve bu haslığı açığa çıkarmak da her bir Müslümanın ödevidir.

Kişisel var oluş sürecinde insan tek tek ele alınıp ona göre bir var oluş sergilenmelidir. Bunun için de insan denen mahluku bize tanıtan Rabbimize iyice kulak vermeliyiz. Tek tip, tek düze fabrika malı diye bir insan yaratılmamıştır. İnsanların yetenekleri, hırsları, kinleri, adaletleri, merhametleri vardır ve farklıdır, aynı gibi görünenlerin bile tonları farklıdır… bu farklılıklar insanı özelleştirir ve biricik kılar.

Ama bu farklılıkların bir ana yola doğru akması ve uyumlu işlemesi elzemdir.  Her bir fert kendisi olarak var olacak ve bu var olan şahıslar birarada iş birliği ve iş bölümüyle hareket edeceklerdir. Bu ne sosyalizan bir tavır, eda ve işleyiştir ne de liberal, kapitalizmce bir yürüyüş ve işleyiştir. İkisini cem eden mezceden bir yol gibi görünse de kendine hastır.

Birlikte hareket etmek aynileşmek değildir, sırat-ı müstakim üzere olan farklılıklar hayatın gerçeği ve zaruretidir. Tek düze ve tek tip insan çok yönlü problemleri çözemez.

Fertlerin yeteneklerinin farklılıkları onları ayrı dünyanın insanı kılmaz, onlar bütünün birer parçasıdırlar, bir ağacın dalları ve meyveleri gibidirler. Kökleri aynıdır, aynı kökün dalları olan bu insanların ortak hareket etmeleri ve yekdiğerinin derdiyle dertlenmeleri, yekdiğerinin açığını kapamalı, birbirlerinin hamisi, koruyucusu olmalıdır. Müslüman insan, kişilik sahibi olduğu kadar toplumcudur da, ailesine sahip çıktığı kadar diğer kardeşlerini de sahip çıkacaktır. Var oluşun kişisel oluşu onu kendi içine ve üstüne kapamasına müsaade etmez. Onun imanı, ahlâkı, adalet duygusu, zulme karşı koyuşu ferdiyetçi olmasına engeldir. Şahsiyetlidir lakin şahısperest değildir. Kendisidir lakin kendine tapar değildir.

İslâm bütün insanlara gelmiş/gönderilmiş bir dindir, bütün sosyal sınıfların, renk, dil, kültür seviye farkı ne olursa olsun, bütün insanların meselelerini hal edebilecek bir yapıya sahiptir, yeter ki İslâm insanını doğru tanıyalım, doğru anlayalım.

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Yeni Modernlik ve İslamlaşma (4)
(18 Mayıs 2018, Cuma) Kavimler Arası ...
Yeni Modernlik ve İslamlaşma (5)
(25 Mayıs 2018, Cuma) Hakikatin Ortaya...
Yeni Modernlik ve İslâmlaşma (2)
                          ...
Yeni Modernlik ve İslâmcılık/İslâmlaşma
(27 Nisan 2018, Cuma) Bu topraklarda ...
AKP - Dış Siyaset
(20 Nisan 2018, Cuma) Bir ülkenin d...
Zeytin Dalı Harekâtı Sonrası Suriye
                          ...
Bencileyin Gülmedik Baş
(30 Mart 2018, Cuma) Yürü fâni düny...
Ahlak; Cesareti Kırar mı?
(23 Mart 2018, Cuma) Cesaret-ahlak ili...

Kimler Sitede

Şu anda 107 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 470
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 2298682
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >