Yeni Modernlik ve İslâmcılık/İslâmlaşma PDF Yazdır e-Posta

(27 Nisan 2018, Cuma)

Bu topraklarda cereyan eden batılılaşma/modernleşme hareketleri, belirli safhalardan geçerek bugüne geldi. Bu safhalarla ilgili genel bir değerlendirmede bulunursak ve ana hatlarıyla başlıklar halinde kısaca değinirsek, nasıl buraya geldiğimizi kısaca hatırlamış olacağız.

Tanpınar, Türklerin (diğer Müslüman kavimlerin büyük bir kısmı için de geçerli) iki büyük değişiklik geçirdiğini söyler. Biri şamanlıktan İslâm’a/İslâm medeniyetine geçiş, diğeri de İslâm medeniyetinden batı/modern medeniyete geçiştir. Her iki geçişte, alfabe değişikliğine gidilmiş, hayat tarzları baştan sona ziri u zeber edilmiştir.

Batılılaşma/modernleşme, İslâm medeniyetinden/kültür havzasından, batı medeniyetine geçişin serüvenidir.

Serüvenimiz; önce batıyı yok sayma idi, ardından batıyı kabul etme, bir sonraki adım kendine denk görme, daha sonra ona öykünme ve onun gibi olma şekliyle sonuçlandı. Bu serüven süresince; çokça tartışmalar, çokça teklifler ileri sürüldü.

A- Batıyı olduğu gibi almaktır. Bu iddia ve teklife göre Batı medeniyeti insanlığın geldiği en mükemmel noktasıdır, biz de yolu kısaltmak için o medeniyette yerimizi almalıyız. Yerli, milli, İslâmî gibi kaygıları da bir tarafa bırakmalıyız.

B- Batının, ilim ve fennini almalıyız, ama ahlak ve sosyal yapısını almamalıyız. Çünkü biz farklı bir dine mensubuz, batı farklı bir dine mensuptur. Batının din hakkındaki telakkileri bize uymaz, zira İsl'am ile Hristiyanlık aynı değildir.

C- Batı medeniyetinin külliyen karşısında olmalıyız, hatta onların icatlarını da kullanmamalıyız. Çünkü batı bizi yok etmek istiyor her şeyi ile bize yabancı ve biz ondan ne kadar uzak durursak o denli rahat ederiz. 

Bugün gelinen nokta ise; Batı ile ilişkiler, yeni bir safhaya girmiş durumda.

. Evvela batı dışı bir modernlik olabilirliğine inanan çokça insan vardır.

. Dünyanın geldiği yeni durum itibarıyla, üzerine kapanarak, etrafına duvarlar örerek yaşamanın mümkün olmadığı orta yerde bir gerçek olarak duruyor, vardır. Gözlerimizi kapatarak bunu yok sayamayız.

. Batıya tam teslimiyetin mümkün olmadığı da ortaya çıkmış ve tecrübe ile sabit olmuştur. Bütün insanlığın batı tarzı modernitenin şemsiyesi altına sığmayacağı da gün gibi ortadadır.

Bu şartlar tahtında, modern dünyayla ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz. Medeniyetimiz ile batı medeniyeti yüzyıllarca kavga etti. Batı medeniyeti mensuplarınca bize karşı yürütülen tenkitler, savaşlar yüzyıllar sürdü. Haçlı seferleri fiziki saldırı idi ve Hristiyanlık adına yapıldı. Elan gelinen noktada fiziki saldırı tarzı değişti, daha doğrusu adını değiştirdiler; demokrasi dediler, medenileştirme dediler şimdi de terörü yok etme ve özgürlük adına saldırıyorlar. Haçlılık zahirde görünmüyor. Artık haçlı orduları yok. Fiili işgalden önce vesayet savaşlarıyla, örgütler üzerinden üstümüze geliyorlar. Cismi ve fiziki bizden ama ruhu ve anlayışı onlardan olan insanlarla bizi yıpratıyorlar sonra da işler açmaza girince aslî unsurlarıyla sahneye çıkıyorlar.

Dün oryantalistlerle dine ait iç meselelerimizi istismar ederek aramıza fesat fitne tohumlarını ekiyorlardı, bugün kendileri adına, onların sesi ve dili kimi âlimlerle iç farklılıkları düşmanlık vesilesi haline getirebiliyorlar.

Dün fiili savaşta da açıkça ortada idiler, kültürel savaşta da açıkça orta idiler, bugün her iki saldırı tarzında da alalamalı olarak işlerini yürütüyorlar.

İslâm karşıtlarının taktikleri, durmadan değişerek devam ediyor ve devam edecek. Bu mücadele bitmeyecek.

Müslümanlar olarak durup düşünmeliyiz;

Yeni ahvali önce anlamalıyız. Küreselleşen dünyada neyin etkin olduğunu bilebilmeliyiz. Savaş tek yönlü ve tek cepheli olmaktan çıktı. Topyekûn bir savaş var, topyekûn savaşın iki ana cephesi yok, çok cepheli ve çok taraflı bir savaş. Orta yerde birçok düşman var, aynı zaman da birçok müttefik var. Kamplar, paktlar, o kadar birbirine karıştı ki kim kimin yanında kim kimin karşısında eskisi kadar net ve oturmuş bir bloklaşma ve taraftarlık yok. Kaypak bir zemin her an dost-düşman tarifi değişebilir. Kaypak ve omurgası olmayan bir zemin var.

Batı/modern dünya güçlerini birleştirerek daha büyük menfaatler elde etme yolunda ilerliyor, lakin halkı Müslüman olan İslâm ülkeleri ise tarihi düşmanlıkları canlandırarak tekrar birbirlerini öldürmeye doğru hızlı adımlarla koşuyorlar. Bu yetmedi yeni yeni düşmanlıklar icad ederek birleşmelerini zorlaştırıyor. Batılı-haçlı, doğulu İslâm düşmanları unutulmuş durumda, birbirleriyle çarpışıyorlar.

İslâm ülkeleri dışındaki dünya birleşerek büyümeye çalışırken ehl-i İslâm ayrışarak bölünmeye daha teşne halde. Ayrıca her ülke kendi içinde yığınla problemle uğraşıyor. Bunlardan başını kaldırıp kendine gelebilme imkânlarını gittikçe yitiriyor. İslâm dünyasının bu hale gelmesinin dış etkisi tabii ki vardır, lakin suçu dışarıda arama kolaylığını bırakabilme hünerini gösterip kendimize gelmemiz gerekecektir.

Bu kargaşanın içinden nasıl çıkarız diye düşünmemiz elzemdir. Bunun için evvela modern dünyanın geldiği yeri iyi tayin ve tesbit etmeliyiz. Yeni modern dünya, post modern dünya, yenidünya küreselleşen dünyayı adına ne koyarsak koyalım iyi anlamayı ödev olarak kabul etmeliyiz. Dersimizi ciddi çalışarak modern dünyanın geldiği yeri olduğu gibi görebilme basiretini göstermeliyiz. Bu hususta tezler sunmalıyız, enstitüler kurmalıyız. Geçmişin ışığı altında İslâm dışı dünyanın buraya nasıl ve niye geldiğini iyice tesbit etmeli ve bundan sonraki siyasetlerinin neler olabileceğini de değişik varyantlarıyla hesaba katarak delilleriyle ortaya koymalıyız. Bu iş ciddidir çünkü geleceğimizi etkileyen, ilgilendiren, yönlendiren hayati bir meseledir. Artık kendi içimize kapanarak idame-i hayat edemeyiz.

Batı daha önceleri nasıl bizi keşf edip, öğrendiyse biz de aynısını yapacağız. Önce batıyı ayakta tutan ve cazip hale getiren, bilim, anlayış, düşünüş, sosyal ve siyasal işleyişini teferruatıyla öğreneceğiz. Bu öğrenişimiz; onları taklit, onlara teslim olma niyetiyle olmayacak. Aşıklar gibi sadece batının iyi taraflarını görmeyeceğiz, olduğu gibi göreceğiz. Bu da yetmez batı ile aramızdaki anlayış, yaşayış, düşünüş ve inanış farklarını da açıklığa kavuşturacağız. Batının zaaflarını da göreceğiz. Bizden aldıklarını bize geri nasıl sattıklarını da görebileceğiz.

Hz. Adem’den bugüne insanlık serüvenini de öğreneceğiz. Tarih boyunca Allah tarafından gönderilen Peygamberlerin öğretilerini de bileceğiz. Peygamberlerin hayat hikâyelerini ve mücadelelerini bir de bu gözle tekrar okuyacağız. Çünkü biz bütün nebilere iman eden ve aralarında fark gözetmeyen bir imana sahibiz. Peygamberlerimizin zamanında gelişen bilim, teknik vb. gelişmelerin hangisinin insanlık yararına olduğunu, hangisinin insanların fıtratını bozduğunu da tefrik edebilecek bir kafa ve gönül yapısına da sahibiz. Bunu tefrik edebilecek insanlık tarihini gözden geçireceğiz.

Bunlar ışığında modern dünyanın geldiği yeni yeri gözden geçirerek bir yol-yöntem bulmaya çabalayacağız.
….

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Yeni Modernlik ve İslamlaşma (4)
(18 Mayıs 2018, Cuma) Kavimler Arası ...
Yeni Modernlik ve İslamlaşma (5)
(25 Mayıs 2018, Cuma) Hakikatin Ortaya...
Yeni Modernlik ve İslâmlaşma (2)
                          ...
Yeni Modernlik ve İslâmcılık/İslâmlaşma
(27 Nisan 2018, Cuma) Bu topraklarda ...
AKP - Dış Siyaset
(20 Nisan 2018, Cuma) Bir ülkenin d...
Zeytin Dalı Harekâtı Sonrası Suriye
                          ...
Bencileyin Gülmedik Baş
(30 Mart 2018, Cuma) Yürü fâni düny...
Ahlak; Cesareti Kırar mı?
(23 Mart 2018, Cuma) Cesaret-ahlak ili...

Kimler Sitede

Şu anda 100 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 470
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 2298652
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >