Devlet Vatandaşının Akıl Güvenliğini Sağlamalı PDF Yazdır e-Posta

                                                                                                                 (10 Kasım 2017, Cuma)

Devletin -onu idare eden erk sahiplerinin, yani hükümetin- belli başlı görevleri vardır. Bunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür.

Biri dış dünyaya karşı ülkesini korumak, güvenliğini garanti altına almak, dış dünyada ülkeyi layıkıyla temsil edebilmek, uluslararası arenada diplomasiyi iyi idare edebilmek…

Diğeri de içeride güven ortamını temin etmektir.  Vatandaşının refah ve geleceğini düşünerek iç siyaseti yürütebilmektir.

Akıl güvenliği ve sağlığıyla bağlantılı olan iç işleyişe değinmek niyetindeyim. Bugünlerde dış siyaset o kadar öne çıktı ki içe dönüp bakamaz olduk. Dış siyaset içerideki uyumdan güç ve destek almaz ise doğru şekilde yürütülemez. İç-dış ayırımı yapılsa da birbiriyle bağlantılıdır, yekdiğerini hem besler hem de frenler, engeller.

İç-dış, uyum halinde iseler birbirini besler, birbirine yardımcı olur, biri diğerinin boşluğunu doldurur. Uyumsuz iseler, birbirinin önünü kesebilir, içteki bir gedik dış siyasette erkin elini kolunu bağlar, zayıflatır, kimi zaman da birbirini engeller.

Erk, içeride güveni sağlamakla yükümlüdür. Vatandaşın can güvenliği, ona emanettir, düşüncesi ve hayat tarzı ne olursa olsun canını korumak devleti idare eden idarecilerin vazifesidir. Bunu icra edemeyen idareciler görevi terk etmeli ve yerine bu işi ifa edebilen gelmelidir. Bu sadece siyasilerin işidir diye anlamak da doğru değildir. Bilhassa mülki amirlerin sorumlulukları fazladır. Amirlerin bu konuda ellerini güçlendirmek bütün vatandaşların ödevi olmalıdır. Mülki amirler parti merkezli işlerini yürütmemelidirler, hükümet de iç siyasette,   kilit mevkiindeki idarecileri partiye muhtaç bırakmamalıdır. Sivil alan veya yerel yönetimler güçlendirilirken bu konuya itina gösterilmelidir. Herhangi bir siyasi partinin emrinde çalışan bir amir, adaleti, tarafsızlığı koruyamaz. Amir bir partiye yakın olabilir, bir düşüncesi olabilir olmalıdır lakin görev başında iken tarafgirlik asla yapmamalıdır. Tarafgirlik yaptığı açıkça ortaya çıkan amir görevden el çektirilmelidir. İdareciler buna göre yetiştirilmez ise ülke kamplara rahatlıkla bölünür ve can güvenliğini sağlamak zorlaşır.

Erk, sadece can güvenliğinden sorumlu değildir; din,  mal, akıl, nesil güvenliğinden de sorumludur. 

Vatandaşın mal güvenliğini sağlamak mühimdir, eğer bu sağlanamazsa, iktisadi gelişme olmaz, milletin refahı sağlanamaz. Ayrıca devleti idare edenler; halkı, büyük şirketlere/tröstlere de ezdirmemelidir. Sosyal devlet anlayışı doğrultusunda hareket ederek dar gelirlileri korumalıdır. Bunlar yürürlüğe konulmasa başka kötü sonuçlar doğurabilir. 

Nesil güvenliğini korumak gayr-i meşru yolların kapatılmasıyla alakalıdır. Zinanın normalleşmesine vesile olan tüm düşünce ve eylemler önlenmelidir. Bu hususta medya, filimler, diziler dahi kontrol edilmelidir. Bugünün zevk u sefası için gelecek heba edilmemelidir. Özgürlükle ahlaksızlık ayni şeyler değildir, bu konu açığa çıkarılmalı ve toplumun dengesini bozan nesil güvenliğini tehlikeye atan bütün zararlı oluşlara engel olunmalıdır.

İnsan haysiyetini kırıcı her türlü söz ve eylemlerden kaçınılmalıdır. Adına devlet denen aygıtı temsil eden zevat, fertlerin insani hassasiyetlerine riayet etmesini bilmelidir. Buna göre eğitilmeli, insan haysiyetini zedeleyici davranışlarda bulunan görevlilere ceza verilmelidir.

Toplumun temel değerlerine aykırı hareket etmenin özgürlük olmadığının anlaşılması lazım. Toplumu toplum yapan ana değerler ne olursa olsun muhafaza edilmelidir. Hastalıklı insanlar hasta olarak kabul edilmeli ve iyileştirilmesi için çaba harcanmalıdır. Hastalığı normal görmek toplumu bozar. Zina etmek bir ahlaki zaafiyettir, bir nevi toplumu bozan hastalıktır, özgürlük adına bunu meşru görmek, gelecek nesiller için çürütücü ve yıkıcıdır. Bunu önlemek idarecilerin işidir.

Din güvenliği de garanti altına alınmalıdır. Laiklik adına dine, dini değerlere karşı lakayt kalmak, bununla yetinmeyip dini değerleri hafife almak, dinin toplumu böldüğünü iddia etmek gibi garabetlere kulak asılmamalıdır. Din, insan için vazgeçilmezdir. Türkiye kahır ekseriyeti Müslüman olan bir ülkedir, bunun için İslâm’a, İslâm’ın değer yargılarına toplum ve devlet sahip çıkmalıdır. Laiklik histerisine kapılanların yaygaralarına bakarak İslam dinini bozma, laik esaslara göre şekillendirmeye kalkışma gibi sapkınlıklara asla meydan verilmemelidir. Allah ve Rasulünün istediği şekliyle yani Kur’an ve sünnet ölçüsüyle dini eğitim verilmelidir. Erk sahipleri bunları icra etmekle yükümlüdür, bunlara kasıtlı olarak yapmayanlar veya engel olmaya çalışanların topluma verecekleri olumlu bir şey, katacakları bir değer yoktur.

Erkin vazifeleri arasında akıl güvenliğini temin etmek da vardır. Sayılan bu beş esas birbirine bağlı esaslardır, bunları birbirinden kopararak yol çizmek olumlu neticeler vermez.

Zinayı serbest bırakıp, akıl güvenliğini sağlamak ve akıl sağlığını korumak imkansızdır.

Sosyal adaleti yok sayıp, hırsızlığın önünü açarak akıl sağlığı korunamaz. Sermayedarların önünü alabildiğine açarak, fakir fukarayı ezerek akıllı davranmayı istemek akıllıca değildir.

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Ülke - Bölge - Dünya
(15 Aralık 2017, Cuma) İslam dünya...
Dostum Gazali
                          ...
Aşkın Üç Hâli
                          ...
Devlet Vatandaşının Akıl Güvenliğini Sağlamalı
                          ...
Akıl Sağlığı
                          ...
Akıl Güvenliği
                          ...

Kimler Sitede

Şu anda 36 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 450
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 2031545
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >