Sezai Karakoç İslâm Savaşçısıdır / Özgün Duruş PDF Yazdır e-Posta

      Mart 1, 2010     Röportaj: Yaşar Yeşil

      15 Ocak 2010 tarihinde büyük mütefekkir ve şair Sezai Karakoç için CINE 5 tarafından hazırlanan “Gün Doğmadan” adlı belgeselin CRR’de yapılan galasında bizzat bulunduk. Doğrusunu söylemek gerekirse belgesel adrenalimizi yükseltti. Şüphesiz bu belgesel sanat ve edebiyat cephesinde geniş bir yankı yaptı. Olumlu ya da olumsuz eleştirenler, konuşanlar, tartışanlar çok oldu. Biz de Sezai Karakoç’u yakından tanıyan bir isim olarak Kâzım Sağlam ile belgesel üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Kâzım ağabeyle belgeselin artısını eksisini, belgesele yansımayan Sezai Karakoç’un diğer yönlerini, diriliş düşüncesini ve medeniyet anlayışını konuştuk.

Y. YEŞİL:Sezai Karakoç yaşarken onun düşüncesini anlama, tanıma ve tanıtmak amacıyla CINE 5 tarafından “Gün Doğmadan” adlı belgesel yapıldı. Belgesele siz de bir mülakatla katkıda bulundunuz. Ayrıca belgeselin gala gecesindeydiniz. Belgeseli nasıl buldunuz?

K. SAĞLAM:Hemen hemen ilk olması hasebiyle hayırlı bir iş olmuştur. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Bilhassa Hamit Can ile Yusuf Armağan’a teşekkür ederim. İlklerin getirdiği bir acemilik, bir yerine oturmamışlık vardır. Herkesin beklentisi fazla ve yüksek olduğu için Sezai Bey’in bütün düşüncelerini, hareketini, sanatını, edebiyatını, dava adamlığını, hepsini bu belgesele sığdırmak da herhalde biraz zor oldu. Bu yönüyle boşluklar kaldı. Ama yine de çok hayırlı bir şey oldu. Allah, yapanlardan razı olsun diyoruz.

AK PARTİ MEŞRUİYETİNİ SEZAİ KARAKOÇ ÜZERİNDEN ARAMAMALI

Y. YEŞİL: “Gün Doğmadan” belgeselinin galasına İçişleri Bakanı Beşir Atalay da katıldı ve belgesel başlamadan önce bir konuşma yaptı. İzleyicilerden oldukça alkış alan konuşması şöyleydi: “Sezai Karakoç, düşüncesiyle bir medeniyet insanı, şiiri de o medeniyetin bir parçası. Eğer biz bir ‘kardeşlik projesi’, bir ‘milli birlik projesi’, bir ‘açılım projesi’ yürütüyorsak, burada Sezai Karakoç’un düşüncesinin büyük payı vardır. O hep bu büyük bakışı öğretti bize.” Sayın Atalay’ın “demokratik açılıma” bir nevi Sezai Karakoç’un düşüncelerini referans göstermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

K. SAĞLAM:Atalay’dan önce, cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanının belgeseldeki röportajları ve fikirlerini oraya dercetmeleri de bununla beraber değerlendirilmeli. Sezai Bey, kendi başına ayakları üzerinde duran ve kimseye, hiçbir erke eyvallah etmeyen biridir. Sezai ağabeyin medeniyet projesi, diriliş projesi, şiirleri, bakış açısı tabii ki Türkiye’de birçok insanı etkilemiştir. Bunlardan bir tanesi de İçişleri Bakanı Beşir Atalay’dır. Ama etkilenmek başka bir şey, o projeyi uygulamak başka bir şeydir. Sezai Bey’in kendi partisi vardır, düşüncesi vardır. Mesela AB ile ilgili tavırları vardır. İslam dünyasının gelişmesi için ileri sürdüğü projeleri vardır. Medeniyet projesi vardır. Bunlar başka bir şeydir, AK Parti’nin kendi politikası başka bir şeydir. Bu, Sezai Bey’in projesi değildir artık, kendi projeleridir. Bir meşruiyet arıyorlarsa bunu Sezai Bey üzerinden yapmamaları lazım. Bunu Sezai Bey’in adı üzerinden meşrulaştırmaya çalışmalarını doğrusu etik bulmadım. Hayırlı bir şey olmamıştır. Sanki biraz bana gölge düştü gibi geldi. Sezai Bey ömründe hiçbir zaman bir erke boyun eğmemiş adamdır. O, bildiğini söylemesini becerebilen bir insandır. Erk sahipleri, iktidarlar, böyle şeyler her zaman yaparlar.

SEZAİ BEY GENELLEMELERLE ANLAŞILACAK BİR İNSAN DEĞİLDİR

Y. YEŞİL:Gün Doğmadan belgeseli için başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, Şair Yazar Metin Önal Mengüşoğlu, Yazar İsmail Kazdal ve Şair Şaban Abak olmak üzere birçok yazar, düşünce adamı, siyasetçi ve şair görüş bildirmiş. Seçilen isimleri ve konuşmalarını nasıl buldunuz?

K. SAĞLAM: Sezai ağabeyin Türkiye’de etkilediği insan sayısı fazladır. Burada seçilen insanların seçimi de neticede bu işi organize edenlerin kendi inisiyatifleri ve istekleriyle yaptıkları bir şeydir. Tam isabetli midir? Doğrusu, keşke bunlar bunlar olsaydı diyebileceğimiz çok insan var. Ben, Sezai ağabeyin düşüncelerinin, yani medeniyet düşüncesinin, diriliş düşüncesinin, dünyaya bakışının, perspektifinin, sanatının, şiirinin, dilinin çok teferruatlı bir şekilde belgesele yansımadığı kanaatini taşıyorum. Böyle bir nakısa var. Bir de herkes birbirine çok yakın şeyler söyledi. İnsanların bir kısmı Sezai Bey’in düşüncelerinden ziyade kendi bulundukları yere göre konuştular. Herkes biraz kendini anlattı. Sezai Bey genellemelerle anlaşılacak bir insan değildir. Bu da tabi Sezai Bey’in çok yönlülüğünden gelen bir şey…

Y. YEŞİL:Sizin görüşünüze göre Sezai Bey’i daha iyi hangi isimler anlatabilirdi?

K. SAĞLAM:Belgeseli hazırlayan arkadaşlar da Sezai Bey’in düşüncelerinin kimler tarafından paylaşıldığını bilirler. Ben burada iki isim zikredebilirim. Bunlardan bir tanesi Şakir Diclehan’dır. Bu, Sezai ağabeyin hayatını ilk yazan arkadaşımızdır. Sezai Bey’in yanında yıllarca bulunmuş bir arkadaşımızdır, ben buna şahidim. Bir de Bedri Ermutlu. Bursa sosyolojide hocadır kendisi. Bu iki isim olsaydı Sezai Bey’i daha iyi anlatırlardı diye düşünüyorum.

SEZAİ KARAKOÇ, BATI’YLA HESAPLAŞAN BİR ADAMDIR

Y. YEŞİL:Belgeselde kullanılan görselleri nasıl buldunuz? Bu görsellerin Sezai Bey’in dünyasına ve anlayışına denk düştüğünü düşünüyor musunuz?

K. SAĞLAM:Ben burada isim vermeden genelleme yapmak istiyorum. Mesela, benim kafamda bir Sezai Karakoç var. Bu Sezai Karakoç; fikri oturmuş, düşünceleri oturmuş, sakin, rahat, ne dediğini ve nasıl dediğini bilen, vakur, asude, dostunu düşmanını çok iyi tanıyan bir Sezai Karakoç’tur. Belgeselde Sezai ağabeyin bu duruşuna uygun bir görüntüyle karşılaşmadım, o noktada da bir uyum göremedim. Benim kafamdaki Sezai Karakoç; çok yukarılardan bakabilen, sonra da yere oturup, belki de mum ışığında düşüncelerini, fikirlerini Müslümanlara bildiren bir adamdır. Böyle bütün dünyayı gözetleyip sakin, tevazu içerisinde oturan bir görüntü, bir Sezai Karakoç portresi göremedim belgeselde.

Y. YEŞİL:Sezai Bey’in en önemli şiirlerinden; Batı’yla hesaplaşmayı konu alan “Masal” şiiri, peygamber sevgisini yüksek perdeden dile getirdiği “Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine” şiiri adeta es geçilmiş. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

K. SAĞLAM:Ben kötü bir niyet beslemek istemem. Sezai Bey İslam adına, bu ülke adına Batı’yla hesaplaşan bir adamdır. O, Batı yakasına karşı ülkesini, insanını, değerlerini savunan bir adamdır. Adı geçen şiirlerde, bilhassa “Masal” şiirinde Batı’yla hesaplaşma vardır. Yani konjonktür şu anda AB, Batı’yla yakınlaşmanın getirdiği bir atmosfer var. Acaba bunun bir neticesi midir onu da bilmiyorum. İnşallah öyle değildir. Ama Sezai ağabey Batı yakasına karşı ülkesini, insanını, değerlerini ve medeniyetini savunan bir adamdır. Batı’yla hesaplaşan bir insandır. Burada böyle bir eksiklik var. Ben bu belgeselde Sezai Bey’in Batı’yla hesaplaşmasının ana parametrelerini, köşe taşlarını, işaret taşlarını fark edemedim. Belki aralara serpiştirilmişti, ama çok açık ve net bir şey olsaydı hayırlı olurdu.

AK VE KARA, İDEAL VE VAKİ MEDENİYETLER

Y. YEŞİL:Yine belgeselde Sezai Bey’in medeniyet anlayışı zayıf işlenmiş gibi geldi bana. Siz bu konularda makaleler yazmış birisiniz. Sezai Bey’in medeniyet anlayışını anlatabilir misiniz?

K. SAĞLAM:Sezai ağabey, düşüncelerini çok açık izah edebilen bir mütefekkirimizdir, yazarımızdır, şairimizdir. O, ne demek istiyorsa der. Onun söylediklerini bir tarafa çekemezsiniz. Dili de o kadar açıktır. Sezai Bey’in medeniyet algısı da anlayışı da çok açıktır. O, genel hatlarıyla medeniyeti ikiye ayırır. Biri ak medeniyettir, öbürü de kara medeniyettir. Ak medeniyet bizim medeniyetimizdir, vahiy medeniyetidir, Kur’an medeniyetidir. Kara medeniyeti de medeniyet saymaz, ama öyle isimlendirildiği için öyle kabul eder. Onların da farklı versiyonları vardır. Sezai Bey bizim medeniyeti de ikiye ayırır. Birincisi ideal medeniyet, ikincisi vaki medeniyettir. Sezai Bey, Asr-ı Saadet’te Hulefa-i Raşidin dönemi de dâhil olmak üzere bunu bir ideal medeniyet olarak görür. Bir de bu ideal medeniyetten çıkan Emevi, Abbasi, Osmanlı gibi medeniyetler vardır ki bunlar da vaki medeniyetlerdir. Bu vaki medeniyetler bulundukları zamanın ve zeminin izini taşırlar. Bugünden sonra da birisi eğer tekrar bir İslam medeniyeti ihya etmek isterse model olarak varacakları yer Asr-ı Saadet’tir. Onu örnek alırlar ve o vaki medeniyetin de edinimlerinden, tecrübelerinden yararlanırlar. Sezai Bey’in medeniyet anlayışının özeti budur. İslam medeniyetinin içindeki farklılıkları da bir bütün olarak görür. O, Maveraünnehir’in maverasından da, Harran’daki yakıcı selefi düşüncelerin hepsinden de haberdardır ve hepsini de İslam’ın dairesi içinde görür. İbni Teymiye de, Gazzali de, Mevlana da, İbni Arabi de hepsi Sezai Bey’in İslam medeniyetinin çatısı altındadır.

Y. YEŞİL:Sezai Bey’in eminim ki bu belgesele yansımayan yanları vardır. Biraz da bunlardan bahsedebilir misiniz?

K. SAĞLAM:Sezai ağabey mahlaslar kullanmıştır, çeviriler, sadeleştirmeler yapmıştır Osmanlıca’dan. Mesela Mehmet Yasin mahlası vardır. Sezai Bey sadece görünen kısmıyla değildir, onun bir ahlaki duruşu, insanlara bir bakışı, geniş bir kültür ağı vardır. Sezai Bey, siyasal mezunudur ama çok güzel Osmanlıca okur, yazar. Eski kitaplara vakıftır, okumuştur. Ortaokuldayken seminerler vermiştir. Bizim bilmediğimiz bir ton gizli tarafı vardır. Sezai Bey’in görünenden daha derin bir vukufiyeti, bilgisi, birikimi var. İnsanlar bunu çok görmüyorlar. Kullandığı dil modern dildir, ama Sezai Bey gelenekleri de, eski kültürlerimizi de bilen bir adamdır. Eski şiiri de bilir, eski tefekkür düşünce dünyamızı da bilir, ama bugünkü dile, kendine göre çevirir.

SEZAİ KARAKOÇ, MEHMET AKİF’İN DEVAMIDIR

Y. YEŞİL:Mehmet Akif’in Asım’ı ile Sezai Karakoç’un Taha’sı arasında ne gibi bir benzerlik var?

K. SAĞLAM:Sezai Bey bana göre Mehmet Akif’in devamıdır. Onun diriliş nesli Taha’dır. Sezai Bey’in Taha’sı yarasalarla savaşır. Karanlıkla, kapalılıkla, Batı’nın içimize soktuğu, zihnimizi karıştıran itikad ve ahlak bozukluğuyla savaşır. Mehmet Akif’in Asım’ı da namusunu çiğnetmemek için savaşmıştır. Sezai Bey’in savaşı da böyle bir şeydir. Ben Sezai Bey’in Batı’ya karşı bir savaş verdiğine inanıyorum. Batı saldırısına karşı, ahlak bozgunculuğuna karşı, dini bozmaya karşı, toplumu bozmaya karşı, bizim medeniyetimizle aramızda setler kurmaya karşı Sezai Bey bir savaş veriyor. Bu manada o bir savaşçıdır, İslam savaşçısıdır. Sadece Türkiye adına değil, bütün İslam dünyası adına Batı’ya karşı bir savaş eridir, bir savaş kahramanıdır o. Sezai Bey’in düşünceleriyle toprak damlarda büyümüş, tevazuyu merkeze koymuş, İslam davası için ateşten gömlekler giyen erler yetişecektir inşallah. Bu diriliş tohumu inşallah toprağa düşer, düşmüştür. İnşallah bu belgesel de buna vesile olur.

Y. YEŞİL:Söylemek istediğiniz son bir şey var mı?

K. SAĞLAM: Bu belgeseli yapanlara tekrar teşekkür ediyorum. Hatalarıyla beraber, Allah razı olsun diyorum. Onlar da alınganlık yapmasınlar. İnşallah başka birileri çıkar, bunun devamını getirir. Belki bu vesileyle Sezai Bey tekrar gündeme gelir ve gençler okur.

kaynak: ozgundurus.com

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Sadrazam Said Halim Paşa
(5 Ocak 2018, Cuma) Mehmed Said Halim P...
Normallik
Normal; kurala, alışılmışa uygun, d...
Ebu Yusuf'un1 Harunurreşid’e Tavsiyeleri2
Bismillâhirrahmânirrahim, Allah, Emir...
Ülke - Bölge - Dünya
(15 Aralık 2017, Cuma) İslam dünya...
Dostum Gazali
                          ...
Aşkın Üç Hâli
                          ...

Kimler Sitede

Şu anda 104 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 455
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 2096933
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >