Reşit Paşa'dan Özal'a - VII PDF Yazdır e-Posta

İttihad-ı Muhammed Cemiyeti

15 Nisan 1909 yılında kuru­lan cemiyet hakkında çeşitli yo­rumlar yapılmış, farklı ve zıd yazılar yazılmıştır. Cemiyet’in kurucuları, programı, yayınları fazlaca bahse konu olmuştur. İMC'ni en çok gündeme ge­tiren de 31 Mart Vakıası, vakı­ada etkisi olan şahıslar ve so­nuçlarıdır. Gerek İttihad-ı Mu­hammedi Cemiyeti, gerek 31 Mart Vakıası tarihi olarak net bir şekilde sebep ve sonuçları maalesef irdelenememiş, hak­kında gerçekler tarafsız ortaya konamamıştır. Toplumumuz tari­hi olayları bile tarafgir ve garizkâr olarak ele almakta, bu anla­yış tarihten ders alma yolunu tı­kamakta, bazı kişilerin hakla­rını çiğnemekte ve bazı şahısla­rı hak etmedikleri yüce yere oturtmakta. İnsaf sahibi olan­lar tarihe, tarihî olaylara ve ta­rihe mal olmuş şahıslara olduğu gibi bakabilmeliler. İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti'nin orta­ya çıktığı devir, gayesi, progra­mı, uygulamaları ve sonuçları üzerine kısaca durulacak ve ta­rafgir olmamaya gayret gösteri­lecektir.

Cemiyet’in Doğduğu Ortam

1908 yılında İttihat ve Terakki'nin baskısıyla ilan edilen İkinci Meşrutiyet, ülkeye bir serbesti getireceğini, Osmanlı’ya baskı yapan devletlerin artık baskılarından vazgeçeceğini, Osmanlı sınırları içinde yaşa­yan gayr-i müslimlerin kargaşa çıkarmayacağını, iktisadiyatın düze çıkacağını sağlayacaktı. Ve insanımız rahat nefes ala­caktı.

İttihatçılar, yıllardır gizli ör­güt halinde çalışarak, mensup­larını ayrı bir anlayışta yetiştir­mişlerdi. Genç İT'li subaylar batı anlayışını temsilen icrayı fa­aliyet ediyorlardı. Bir istibdadı kaldırıp yerine daha şedid bir idare getirdikleri senesi geçme­den ortaya çıktı. Subaylar as­kerlere baskı yapmaya, örf, adet, gelenek ve dinlerine mü­dahaleye başladılar.

Dış dünyada Osmanlı Meş­rutiyet idaresine geçti diye hiç bir yumuşama görülmedi, azın­lıklar daha da azdılar. Batılılaş­ma boyunca gayr-i müslimlere tanınan imtiyazlar ehl-i İslâm'ı rencide etmiş, gayretli Müslümanları ezmiş, idareye karşı iti­matlarını kaybettirmiştir. Umut gibi görünen örgüt-çete mantı­ğını iktidar olurken de devam ettiren İttihat ve Terakki parti­leşme sürecine bir türlü gire­medi. İktidarı perde arkasından idare etmeye başladı. Aklı ba­şında, güngörmüş, dünya siya­setini anlayan, zevatı devre dı­şı bıraktılar. Ayrıca askeriyenin içinde de genç subaylar söz sa­hibi oldu ve tecrübeli kıdemli­ler tasfiye edildi. Ulemayı dev­re dışı bıraktılar. Genç, tecrübe­siz,. halkından kopuk, atılgan, cesur, olayların sonunu kestire­meyen, peşine taktıkları insan­ların nerede durduracağını bile­meyen, dış dünyaya göre hatt-ı hareket çizen bir idare. İttihad-ı Muhammedi böyle bir ortamdan rahatsız olan gayret-i diniyeyi ön plana çıkaran ehl-i İslâm’ın İ.T.'ye bir tepkisidir denilebilir.

Gayesi

Fırkanın gayesi programın­da, çıkardıkları gazete ve dergi­lerde bilhassa "Volkan"da açık­ça ortaya konmuştur. Bunun çok gizli bir tarafı yoktur. 31 Mart Vakıası’yla Cemiyet’in fikri ve emeli hakkında spekülas­yonlar yapılmışsa da bunların tarihi değeri yoktur. Burada Volkan ve program esas alına­rak gayesi değerlendirilecektir. 5 Nisan 1909 tarihinde kurulan Cemiyet 41 maddelik tüzüğe sahipti. Volkan 75. sayısında 41 maddelik programı ve 26 aza­nın isimlerini yayınlamıştır. Ce­miyetin esas gayesi Volkan'ın 36. sayısında İttihad-ı Muham­medi Cemiyeti başlığıyla du­yurduğu haberde belirtilmiştir: "Cemiyet-i Muhtereme’nin Maksad-ı yeganesi Kur'ân-ı Azî-müşşân'ın ila yevmi'l Kıyam be­ka ve Şeriat-ı Mutan arra-i Muhammediyye'nin muhafazası amaline matuf bulunmaktan ibaret idiğü maal-iftihar istih­bar kılınmıştır." Derviş Vahdetî'nin 98. ve 99. sayılarında bir Zabit'e verdiği cevapta:

"Beyoğlu'larında çarşaflı İslâm ka­dınlarının, birahanelere gitme­sine kadar mesağ-ı hürriyeti teş­mil ettiniz. Allah da sille-i şeriati ensenize indirmek için İtti­had-ı Muhammedi Cemiyetini meydana getirdi. Acaba İttihad-ı Muhammedi ne yapacak? Bu­rası sizce malum olduğu hal­de, işinize inkar etmek geliyor. Şeriat kelimesini teleffuz eden­lere mürteci (!) diyorsunuz. Anasır arasına tefrika sokmak (!) manasını veriyorsunuz.

İttihad-ı Muhammedi Ce­miyeti'nin birinci maksadı ve efradına vaki olan telkinaü meşrutiyet-i idarenin devamına son derece hizmet etmek, meclis-i mebusanda yapılacak kavaninin şer'i şerife muvâffık olması­na gayret etmek.

Eğer maksat, dini orta­dan kaldırıp da, vatanda başı­boş develer gibi gezmekse, o vakit bize vatanın da lüzumu yoktur. O zaman bu vatan ister İngiliz istilasına uğrasın ister Rus.

İşte sizin istediğiniz usul-i idare bu; Türklük, Rumluk, Arnavudluk, Ermenilik, Çerkez­lik, Ulaklık hep kavganız bu. Çünkü Avrupa böyledir. Siz de böyle olmak istersiniz. İ.M.C. ise Kanun-i Esasî'ye sadık kalmasıyla kaim ola­bileceği otuzüç senelik tecrübe ile sabit bir keyfiyettir. Çünkü gerek ulema, gerek meşâyîh pek rânâ bilirler ki, devr-i istibdadda kutub-i fıkhıyyiden tu­tunuz da ilm-i kelama varınca­ya kadar kütübü İslâmiyye kül­hanlarda yakıldı. Birçoklarının yaprakları söküldü.

Hele Buhari-i Şerif!e bile dest-i istibdad uzatılmış idi. Hal böyle iken İ.M.C. mürteci ol­makla itham edilmek istenmesi cinayetin denâetin en eşnaıdır. "

Görülüyor ki İttihat ve Terakki’nin ülkeyi İslâm dışı idare ve medeniyete sürük­lemesine bir sed koyma istemi vardır. Şimdi 41 maddelik prog­ramına kısaca değinilecektir.

Madde-1: Cemiyetin reisi Hazret-i Muhammed Mustafa (sav)’dir.

Madde-2: Cemiyetin ismi 'İttihad-ı Muhammedi Cemiye­ti’dir. 1327 senesinde Darül Hilafe’de teşekkül etmiştir.

Madde-3: (Özet olarak) Memalik-i Hilafette ve diğer belde­lerde bulunan ehl-i İslâm’ın ah­lâkını güzelleştirmek. Sosyal ge­lişmeyi sağlamak için çalışmak, Kur'an-i Kerim'in, şeriatın kı­yamete kadar devamını sağla­mak için çalışmak, Kanun-i Esasiye’yi -ki meşverete uygundur- muhafaza etmek, Mecelle-i Ahkam-ı Adliye'de olduğu gibi fıkıh kitaplarından istinbatla bir ceza kanununu meydana geti­rerek Meclis-i Mebusan’a arz et­mek, bütün liva-i Muhammedi altında bulunan alem-i İslâmiyeti taarruzdan korumak.

Madde-4: Cemiyetin saha-i faaliyeti bütün memaliki İslâmîyeyi ihtiva eder.

Madde-6: Cemiyetin şartna­mesini kabul ila ahkamına ittiba eden ve şer'an sinn-i rüşde vasıl olan her ferdi müslim ce­miyete dahil olabilir.

Bundan sonraki maddeler, cemiyetin iç işleyişi, üye kaydı, cemiyetten atılma usûlleri vs. hakkındadır.

İsim listesinde görüldüğü gi­bi çok parlak simalar yoktur. Ancak daha sonra etrafında gü­rültü kopacak Derviş Vahdeti, Bediüzzaman Said-i Kürdî ibn Mirza ulemadan bazı zevattır.

Resmi görüşe göre, Cemiyet Sultan Hamid’i tekrar güçlü bir şekilde iktidara getirmek, başla­tılan Meşrutiyet’i ortadan kal­dırmak için İngiliz oyununa alet olmaktır. Bir kere Derviş Vah­deti de, Said-i Nursi de Sultan Hamid idaresinden memnun değillerdi. İstibdada karşı müca­dele etmiş adamlardı. Sonra cemiyet Kanun-i Esasiye’yi İslâm dışı görmüyordu. Said Nursi'nin Cumhuriyeti de meşverete ben­zeterek kabul etmesi sonra M. Kemal ve ekibinin idareyi din dışına hatta düşmanlığına kay­dırması ortaya çıkınca Said Nur­si'nin isyanına sebep olmuş­tur. Bu düşüncede olanların sal­tanatı tekrar ihya etmek için ça­lışıyor olmaları mantık kuralla­rına uymaz. Ingilizcilik ithamı­na gelince, tamamen hakikat dışıdır. Mevcut sistemler kendi ayıplarını örtmek için karşı çı­kışları hep kökü dışarıda mantı­ğıyla değerlendirirler. O zama­nın hakim devleti de İngiltere olunca ithamda İngilizcilik ola­cak. Aynı ithamı Şeyh Said kıya­mında T.C. yetkilileri de yaptı­lar. İrtica'a gelince; bundan ka­sıt dinine, dinin kaynaklarına ve değerlerine sahip çıkmak ve sosyal alandaki uygulamaların şer-i şerife uygunluklarını istemekse, tabii ki her mü’min gibi onlar da mürteci sayılabilirler. Yok eğer yobazlık, akılsızlık, dünyaya gözlerini ve ülkelerini kapamaksa bu hiç olmamıştır.

31 Mart Vakıası’nı gazetenin (Volkan) kışkırtmasına bağ­lanmış, birinci derecede Vah­deti ve Cemiyet sorumlu tutul­muş ve nihayet hareket ordusu olaya hakim olmasıyla Vahdeti kaçarken İzmir yakınlarında ya­kalanarak idam edilmiş, Cemi­yet de böylece bitmiştir.

31 Mart'ın esas motivasyo­nunu bize bildiren küçük bir alıntıyla belirtelim. Zira konu­muz 31 Mart değil, ulemadan Ahmed Rasim Avni Efendi: "Ben 31 Mart Vakıası’nda olayı yerinde görmek için gittiğim za­man isyanın sebebini anlamak için Avcı Taburlarına mensup askerlerden sorduğum vakit demişlerdi ki:

"Hoca Efendi! Bizi Se­lanik'ten getirirlerken Meşruti­yet, Şeriat, Kanun-i Esasi Kur'an demektir. Sultan Hamid vekille­ri mürted olmuşlar da şeriatı ic­ra etmiyorlardı. Onları onun için düşürdük. Şimdi sizi İstan­bul'a şeriatı koruma ve mürtedleri başkaldırırlarsa tepelemek için götürüyoruz, demişlerdi. Şimdi bizi buraya getirdiler.

"Askerin namazı talimdir" di­yerek bizi namazdan hatta "pis­lik her yerinizden çıkmadı ya!" diyerek gusülden men ediyor­lar. Meğer mürted bunlar imiş­ler. Bizi mürted yapmaya çalışı­yorlar." (Sadık Albayrak, Türkiye’de Din Kavgası, 2. baskı, sh. 105)

Bu tür olaylar oldukça fazla­dır. Ehl-i iman buna tepkisini o zaman meşru vasıtalarıyla (Ce­miyet kurarak, gazete çıkara­rak) dile getirmeye çalıştı. Hey­hat ki güç hakkı ve kanun-i meşruiyeti hiçbir zaman tanı­madığı gibi o gün de tanımadı. Sebepleri belli. 31 Mart Vakıası’nı bahane ederek Cemiyet dağıtıldı Cemiyetin gayesi yuka­rıda belirtilmişti. Ulema ilgiyle karşıladı. Ama sonuç gene ba­tıcıların dediği gibi oldu. Bu le­gal ve kanun çerçevesindeki muhalefet gâvurlaşma yerleş­tikçe taktik değiştirerek devam edecek. Bu çizgi Hürriyet İtilaf Fırkası, Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası, DP, MSP, RP ola­rak günümüze kadar devam edecektir. Bu yönleriyle İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti bir baş­langıç sayılabilir. Çizgisini, gö­ze aldıklarını, cemiyetin kalite­sini, organizasyonunu kav­ramamız lâzım bugünü anlamak için.

Cemiyetin önderinin Hz. Muhammed Mustafa (sav) oluşu. İtikadın acizliğini veya ce­miyet içi güvensizliği gösterir. İş yapmaya azimli bir ekipten zi­yade platform bir manzara arz eder. Hatta Said-i Nursi'nin "Ha­kikat Başlığı Altında"ki "Biz Kalû Bela'dan Cemiyet-i Muham­medi de dahiliz. Cihetü'1-Vah-det-i İttihadımız tevhiddir. Peyman ve eymanımız imandır. Madem ki muvahhidiz müt­tehidiz." (Volkan 70.) yazısı hem felsefî bir derinlik katmada hem de bir nasihat havası ver­mektedir.

Bir ekip çalışması yap­mamış, fikri hatta itikadi ma­nada bir bütünlük sağ­layamamış tek ortak cephesi küfre karşı olmak olan -o da ana hatlarıyla- disiplinden uzak, kendi gücünü bilemeyen ve fakat halis niyetle Allah rı­zasını isteyen kelleyi koltuğa almış bir Volkan, ama çabuk biten bir volkan gibi parlayıp sönen bir hareket olarak gör­mek daha evladır.

Doğu toplumlarının aceleci, tedbirsiz, düşmanının ve ken­dinin gücünü bilmeden, çağın anlayış ve organizasyonundan yoksun, direnebilme gücü ol­mayan bir hareket. Hz. Muham­med Mustafa'nın cemiyet reisi kabul etmek hangi İslâmi dev­let anlayışına sığar doğrusu çok şaşırtıcıdır. Dünya siyasi yapılanmanın neresine otur­tulabilir? Vatikan bile Papa'yla idare edilirken, tarikatlar şeyhe bağlanırken, bu birinci mad­denin izahı yok gibidir. Bir ce­miyet sosyal hayata yönelik program yapar sonda da Allah Rasulü’ne liderlik atfederse bu cemiyet sosyal manada bir hatt-ı harekette bulunmuyor demek­tir. Çünkü Cemiyet bir fikir ve düşüncenin hasılasını ortaya çıkarma ameliyesi değildir. Dört halifenin devlet başkanlığında öyle bir madde yoktur. Eğer bundan kasıt Rasul’ün izini takipse o zaman "adı öyle konulsundu", demek hakkını kendimizde buluyoruz.

Aslında Müslümanlar, ilk de­fa resmi bir muhalefette bulun­maları açısından ehemmiyet­lidir. Cemiyetin İslâm nizamını tesisten başka gayesi olamaz­dı. Ancak düzensizlik hakimdi. Siyasi hayatımıza üç ana çiz­ginin çizilmeye başlaması bu cemiyetle su yüzüne çıktı.

a. Resmi îdeoloji (ÎT)

b. Adem-i Merkeziyetçi (li­beral) görüş Ahrar Fırkası

c. İslâmcı Görüş îttihad-ı Muhammedi. Tabi hatlar kalın değil: Bilhassa Prens Sebahattin’le İ.M.C. biribirine yakın gi­bi duruyor olabilir. Ama kalkış noktası çok farklıdır. Cemiyet siyasi tarihte bir başlangıç teşkil eder.

İttihâd-ı Muhammedi Cemiyeti Dersaadet Merkezi Meclisi İdare Azaları:

  1. Saâdetlü siyadetlü Sehl Fazl Paşa hazretleri       
  2. Şeyh Feyzullah Efendizâde Reşâdetlü Mehmed Sâdık Efendi hazretleri
  3. Beyazid dersiâmlarından faziletlü Mehmed Emin Hayreti Efendi
  4. İbnünnâfi' Ahmed Es'ad Efendi
  5. Şeyh el-Hac Mehmed Emin Efendi
  6. Karagümrük Cami-i şerifi ikinci imamı Nev
  7. Bandırma naibi faziletlü Şevket Efendi
  8. Bedîüzzaman Said-i Kürdî ibni Mirza
  9. Hırka-ı Saadet-i Hazret-i Nebevi kethüdası atûfetlü Hacı Hayri Beyefendi
  10. Evkâf-ı Hümâyûn ser-veznedarı saâdetlü Râşid Efendi
  11. Debre-i Bâlâ redif kumandanlığından munfasıl Ferik Rıza Paşa
  12. Volkan muharrirlerinden Fârukî Ömer Şev­ki Efendi
  13. Tarikat-ı Halvetiyyeden Şeyh Seyyid Müs­lim Penah Efendi Dârendevî
  14. Binbaşı Refik Beyefendi
  15. Kadirî Şeyhi reşâdetlü Veli Mehmed Efgânî Efendi
  16. Mucîz dersiamlarından faziletlü Ahmed Nazif Efendi
  17. Feriklikten mütekaid Hacı İzzet Paşa
  18. Sivas vilayeti nâkibüleşraf kaymakamı Sey­yid Abdullah el-Hâşimî el-Mekkî Efendi hazret­leri
  19. Me'murînden İhsan Bey
  20. Me'murînden Hayri Bey
  21. Fatih dersiâmlarından Divrikî Kadızâde fa­ziletlü Abdullah Ziyâüddin Efendi
  22. Şeyh Yunus Dergâhı postnişîni Şeyh Ali Efendi
  23. Beylerbeyi Câmi-i şerifî vaizi Hacı Kâzım Efendi
  24. Şeyhzâde Hacı Mehmed Efendi
  25. Müderrisinden Tevfik Efendi
  26. Volkan Muharriri Derviş Vahdeti

      (Değişim Dergisi, sayı 18, Eylül 1994)



 

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

AKP - Dış Siyaset
(20 Nisan 2018, Cuma) Bir ülkenin dı...
Zeytin Dalı Harekâtı Sonrası Suriye
                          ...
Bencileyin Gülmedik Baş
(30 Mart 2018, Cuma) Yürü fâni düny...
Ahlak; Cesareti Kırar mı?
(23 Mart 2018, Cuma) Cesaret-ahlak ili...
Cesaret-Ahlak
(16 Mart 2018, Cuma) Bu iki haslet, ins...
İnsanlarla İçiçe Yaşamak
(9 Mart 2018, Cuma) “İyilik ve t...
Gazel İncelemesi
                          ...
Fitne Anında Dile Dikkat
(12 Şubat 2018, Pazartesi) Fitne günl...

Kimler Sitede

Şu anda 82 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 465
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 2252206
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >