Yerel Seçim Atmosferi PDF Yazdır e-Posta

Yerel Seçim Atmosferi

Türkiye, yerel seçim atmosferine girdi, adaylar peş peşe açıklanıyor, partiler birbirlerini gözlüyor, kim nereden aday olursa partisine daha fazla katkı sağlayabilir hesapları yapılıyor.

Partilerin kendi iç dengeleri ve iç hesapları/hesaplaşmaları var, bir de dış/diğer partilere karşı dengeleri ve hesapları var.

Bu hususta herkesin gözünü diktiği ve mercek altına aldığı AKP’dir. İktidar partisi içeride/parti içinde, iç dengeler, parti içi adı konulmamış hesaplaşmalar, etnik, mezhebi farklılıklar ve bu husustaki muvazeneler zorlu bir yol olduğunun açık delilleridir.

Partiyi yönlendirmeye çalışanlar, doğru ve isabetli bilgileri verip vermedikleri kuşkuludur. Köşe başlarını tutmuş siyasiler, yerlerini muhafaza etmek için var güçleriyle çaba harcıyorlar. Kendilerine yakın duran veya onların dediğinden çıkamayan adayları öne çıkarıyorlar, oy potansiyeli olan adayları da karalıyorlar. Tabii bu küskünlüğe ve kopmalara vesile oluyor. Bu kopmalar, AKP’nin genel imajına da zarar veriyor.

Ayrıca diğer partilerce köşeye sıkıştırılmak istenmesi de başka bir problem, muhalefet dikkatli bir şekilde açık arıyor, çünkü muhalefetin siyaset üretemediği gün gibi aşikardır, bunun yerine AKP’nin yanlış adımları üzerine polemik yaparak yıpratma siyasetini güdüyor.

Diğer partiler adı konulmamış bir ittifakla hükümeti yerel seçimlerde biraz sarsıp genel seçimlerde şimdiki oy oranını düşürmek istiyorlar, hayallerinde AKP dışı koalisyonlar da var. Ülkenin istikrarı artık söz konusu değildir.

Bunlara bir de uluslararası AKP ve yeni Türkiye vizyonuna karşı duyulan rahatsızlık ilave edildi diyebiliriz, tam da kargaşa ve karmaşa ortamı böylece oluşmuş oluyor. Belki şöyle demek daha doğru olur: Uluslararası zinde ve hakim güçler AKP’nin, dolayısıyla yeni Türkiye açılımının gidişatından rahatsızlık duymaya başlaması içeridekileri umutlandırmış ve iştahlarını kabartarak atağa geçmelerini sağlamıştır.

Bu yönüyle bakıldığında yerel seçimler normal yerel seçim gibi algılanmıyor.

Dış siyasette yaşanan tıkanıklık buna tuz-biber oluyor. Dünyada gelişen olaylar, yerel seçimlere etki ediyor.

Mısır ve Suriye’de yaşananlar AKP’nin aleyhine dönmeye başladı.

ABD, AB’nin son çıkışları buna örnektir. İran’ın batıyla anlaşması, ana muhalefet partisi genel başkanının ABD’yi ziyaret etmesi ve oradaki ilişkileri de bunlardan ayrı düşünülemez.

Yerel seçimlerdeki partiler arası kaymalar bunların göstergesi olarak anlaşılabilir.

En ilginç olan da Fethullah Gülen hareketinin yalın kılıç hükümete saldırmasıdır.

Bildiğimiz Nur hareketin tümü açık saldırılarda bugüne kadar bulunmamışlar. Daima mağdur rolünü oynamışlar ve her daim müsbet olma yolunu seçmişlerdi. Bu yönüyle Fethullah Gülen ve hareketi için bir ilk ve yeni bir yöntemdir demek mümkündür. Bu cesaretinden dolayı da birileri tarafından tebrik edilmeyi hak etmiştir.

Ecevit’e şefaat hakkını kullanmak isteği dahi cılız ve silik bir söylem idi. Kendini şefaat etme mevkiinde görebilen Gülen, hem siyasi alana çıkıyor, hem de Allah ve Rasulünün pek da razı olduğu söylenemeyen bazı siyasileri açıkça destekliyor. [AKP’nin siyasetinin İslamîliği buradan çıkarılmaması gerekir.] Ruhaniliğe özenen, züht ve takva görüntüsü veren bu zat, şu an Türkiye’nin en etkin ve güçlü lider pozisyonuna oynuyor. Ayrıca kendisine bağlı kurum ve kuruluşlar dolayısıyla yönetilen maddi imkan, para ve iş hacmi de hesaba katılırsa, nasıl bir yapılanmayla karşı karşıya olduğumuzu da gösteriyor.

Vatikan’da, koca cübbeler altında dönen entrikalar, yönettikleri kanuni ve gayri kanuni para, iş hacmi ve çevirdikleri dolaplar herkesçe malumdur. Üstat Said Nursî’nin ardılısı olduğunu söyleyen böyle bir şahsı bu tür işlerden tenzih etmek isterdim ama gönül rahatlığıyla bunu yapamıyorum.

O zaman Fethullah Gülen’e şöyle bir çağrıda bulunmak istiyorum; yol ayrımına geldin, ya Üstad’ın yoluna geri dön! Veya açıkça siyasete soyun kendi etkini ve çalışmanın meyvesini de görürsün. Seni aldatıyorlar, bugün etrafında dönenler, sana yalakalık yapanlar, senin üzerinden birilerine saldıranlar sana yar olmayacaklar, senin bunları bilmen lazım. Bir ömür boyu biriktirdiğin manevi sermayeni heder etme.

Senin ve sana gönül verenlerin yaptıklarını, gücün cazibesine ve geçici dünya payelerine kapılarak keenlemyekun eyleme. Sen de bilirsin ki; dünün güzelliği yarının garantisi olmayabilir! Senin adına ahkam kesenlerin hoşuna gitmeyen ikazlarda bulunuyorum, bunun çok kârlı bir yol olmadığını da biliyorum. Senin zatından ziyade sana gönül veren ve seni çağın mücahidi/müceddidi görenlerin dünya ve ukbalarını yıkmaman adına bunu yapıyorum. Her şeyin ve herkesin sahibi olan yüce Allah, senin de sahibin ve Rabbındır, O’na teslim ol ve tevekkül eyle! İmkan, güç, şaşaa seni aldatmasın, eğer şimdiki tavrını sürdürürsen sıradanlaşırsın!

Timeturk / 10 Aralık 2013 Salı 

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

AKP - Dış Siyaset
(20 Nisan 2018, Cuma) Bir ülkenin dı...
Zeytin Dalı Harekâtı Sonrası Suriye
                          ...
Bencileyin Gülmedik Baş
(30 Mart 2018, Cuma) Yürü fâni düny...
Ahlak; Cesareti Kırar mı?
(23 Mart 2018, Cuma) Cesaret-ahlak ili...
Cesaret-Ahlak
(16 Mart 2018, Cuma) Bu iki haslet, ins...
İnsanlarla İçiçe Yaşamak
(9 Mart 2018, Cuma) “İyilik ve t...
Gazel İncelemesi
                          ...
Fitne Anında Dile Dikkat
(12 Şubat 2018, Pazartesi) Fitne günl...

Kimler Sitede

Şu anda 55 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 465
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 2252000
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >