Türkiye'nin Modelliği (2) PDF Yazdır e-Posta

       Türkiye'nin Modelliği (2)

Osmanlı tarih sahnesinden çıkarıldığı zamanlardan bugüne, Türkiye dışındaki İslâm ülkelerin ahvaline bakmakta fayda var, niye fayda var, çünkü o tarihlerde Türkiye’nin örnek olma durumu yoktu. Kendi varoluşunu garantilemek ya da yenidünyada nasıl ayakta kalacağım diye siyaset üretmekle meşguldü.

Birkaç ülke üzerinden İslâm dünyasındaki varoluş seyrine değinme ihtiyacını duymaktayım. Mısır, İran, Suud, Pakistan, bu ülkelerin bugünkü bulundukları yere geliş seyrini anlarsak İslâm dünyasının -Türkiye ayağı hariç- bugününü ve niye model arama derdine düştüklerinin anlaşılmasına katkı sağlar.

Mısır; bin dokuz yüzlerin başından bugüne nasıl bir idare biçimi oluşturacağına, hangi tarz siyaset yürüteceğine, dünyada hangi kampın yanında duracağına, İslâm’ı hayata nasıl geçireceğine, batılı emperyalistlerin coğrafyamızın içine yerleştirdiği Siyonist devletle nasıl mücadele edeceğine dair bir arayış içerisindeydi elan bu arayış bitmiş değil.

Mısır’ın bu arayışında Türkiye’nin asla payı olmamıştı. Tam tersi olmuştu, Türkiye İslâmcıların büyük çoğunluğu Mısır’daki İslâmî mücadeleyi takip etmişler, bir umut aramışlar, bir model olabilir mi diye detaylı bir şekilde Müslüman Kardeşler hareketini anlamaya çalışmışlar.

Seyyid Kutup, el-Benna, Abdülkadir Udeh… kitaplarını çokça okumuşlar ve mücadelelerine sahip çıkmışlar.
Bir model oluş da değildi, etkilenme idi, niye etkilendik, çünkü o günkü ihtiyaçlarımızı dile getiriyordu. Devletsiz İslâm olmaz, emperyalizmle mücadele ile yerli uşaklarla mücadele aynıdır deniliyordu. Bu görüş bizi celbetti.

Ama Mısır kendi içinde bir çözüm bulamamış, bunca gayret, dökülen bunca kan bugüne ancak bu haliyle gelebilmiştir. Müslüman Kardeşler terörist ilan edilmiş, Ezher çoraklaştırılmış, bir avuç Siyonist’e yenik düşmüş bir Mısır. Dünyaya bir devlet modeli, bir İslâm adaletini göstermediği gibi, temel insanî haklardan da kendi insanını mahrum etmiş bir ülke.

Mübarek sonrası Mısır’ın ne yapabileceği daha net değil, inşaallah tarihine ve geçmişine döner halkıyla barışır ve Allah için dökülen şehit kanlarının bereketiyle bereketlenir.

İran devletlerine bu açıdan bakılınca; tarih boyu yaptıkları genellikle Şii dünyasının kapsamını aşamamıştır.
İran halkı, başka bir ülkeyi örnek almayı asla millî gururuna yediremez. O ancak örnek alınır.

İran İslâm devriminden sonra İslâm dünyasında bir örneklik teşkil edebilme imkanı doğdu ve bu imkan vardı. Fakat gerek İran’ın yanlış siyaseti, gerek dış etkenler buna meydan vermedi.

Son Suriye olayları dolayısıyla gösterdiği tavırla kendini tamamen Sünni dünyadan ayırdı. Ayrı bir güç ve ayrı bir siyaset üretmeye başladı. Maalesef düşmanlığın merkezine de Türkiye’yi koydu.

İran’ın Türkiye’yi model kabul etmesi bir yana Türkiye’ye model olma arayışında. Bunu sağlamak için de hiç de şık/uygun olmayan davranışlar sergiliyor. İsrail karşıtlığı da Türkiye’ye olan kızgınlığından sebep sönmek üzere. Osmanlı’nın tekrar ihya edileceğini iddia ediyor ve bölgedeki Türkiye etkisinden çok rahatsız, böyle bir ülkenin acaba Türkiye’yi model alma imkanı var mı?

Suudi Arabistan; tarih sahnesine acar devlet olarak çıkmış/çıkarılmış, Arap asabiyetine Selefilik elbisesini giydirmiş bir ülke. Kendini Kureyş’in varisi sayar ve de tüm Müslümanların kendilerine itaat etmesi gereğine inanır, bu düşünceyi de İslâmî itikat olarak dünya Müslümanlarına kabul ettirmeye çalışır.

Osmanlı’nın yıkılışından sonra Türkiye’nin dinden koptuğunu söyleyerek artık aramızda bağ kalmadı diye bir tezle varoluşunu sağlamaya çalışan ülke.

Vahhabiliği / Selefiliği, ülkesiyle eş sayarak gerçek Müslümanlığın ancak kendilerinde olabileceğini ve devletini de bu düşünceyi yaymakla vazifeli addettiği Suudi Arabistan, Türkiye’yi örnek alması asla söz konusu değildir.

Din dışına çıkmış ve batılılar gibi yaşayan Türkiye ile ticarî, askerî bağlarını da koparmıştı, ancak son zamanlarda bu anlayışını biraz yumuşatmışa benziyor.

Petrolüne ve Mekke/Medine konumuna güvenerek İslâm dünyasında lider olmaya soyunan bu ülke asla Türkiye’yi kabul etmez.

Pakistan; Türkiye ile ilişkileri en iyi olan ülkedir. Kardeş ülke olarak anılır, fakat kendi varoluş serüveni başkadır. İşbirliği ve dünyada ortak siyaset yürütmekle model almak farklı şeylerdir.

1947 yılında devletleşen ülke, kendi varoluş seyrini henüz oturtabilmiş değildir. Rahmetli Mevdudi’nin anayasal çalışmalarıyla kendine has bir İslâmî idare biçimini denediler ama henüz olgun bir sistem oturtamadılar. Altyapı eksikliği, halkın tecrübesizliği, İngilizlerin geriye bıraktıkları ezik ruh hali onları arayışa sürüklüyor, bu arayışlar içerisinde Türkiye tecrübesi de dâhildir. Ama tam model olarak Türkiye’yi kabul etmeleri yoktur.

Yukarıda çok özet olarak vermeye çalıştığım manzaralar iki bin yılına kadarki zaman dilimi için geçerliydi. Bugün durum biraz farklı çünkü Türkiye artık eski Türkiye değildir.

8 Ocak 2013  / Timeturk 

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

İşi Vaktinde Yapmak
                          ...
Leylek ile Kırlangıç Hikayesi
(6 Temmuz 2018, Cuma) Leylek ile kırla...
Yeni Modernlik ve İslamlaşma (6)
(8 Haziran 2018, Cuma) Yeni Modernliğe...
Şevşevık(*)
                          ...
Yeni Modernlik ve İslamlaşma (4)
(18 Mayıs 2018, Cuma) Kavimler Arası ...
Yeni Modernlik ve İslamlaşma (5)
(25 Mayıs 2018, Cuma) Hakikatin Ortaya...
Yeni Modernlik ve İslâmlaşma (2)
                          ...
Yeni Modernlik ve İslâmcılık/İslâmlaşma
(27 Nisan 2018, Cuma) Bu topraklarda ...

Kimler Sitede

Şu anda 23 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 474
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 2373631
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >