Benim Mağaram* PDF Yazdır e-Posta

Benim Mağaram*


Benim bir mağaram var, dışarıdan saldırıya uğradığımda oraya sığınırım.


Mağaram, öyle bildiğiniz mağaralardan değil, duvarları talimatlarla örülü, görünmeyen ve emareleri

açık olan saldırılara karşı nasıl korunmam lazım geldiğini bildiren bir mağaradır.


Saldırıya uğramayanlar, saldırıya uğradığı halde saldırganlara teslim olanlar, saldırılara alışanlar

benim mağaraya sığınmamı anlayamazlar.


Ben saldırıya uğradığıma inanıyorum.


Modern saldırılar eski saldırılardan daha farklı ve daha acımasızdır.  Onun için hayatı sadece

görünen fiziki hayattan ibaret sayanlar izah edeceğim saldırıları saldırı kabul etmezler. Ruha ve maneviyata yapılan saldırının bedene yapılan saldırıdan daha vahim sonuçlar doğuracağını anlayamayan çağın ruhsuz insanının beni anlamasını bekleyemem, ancak daha önce saldırıya uğramışların benim kendimi tüm insanlık adına korumam için sığındığın değerlere yedi yabancı gibi saldırması inciticidir.


Ben saldırıya uğruyorum, ticaret yaparken saldırıya uğruyorum; bana faize bulaş diyorlar. Faiz

yemek Allah ve Rasulü’ne savaş açmaktır diyorum, diyorlar ki alış de faiz gibidir, asıl faiz tefeciliktir, bu devirde faiz yok denecek kadar azdır, dinin naslarını faizi mubahlaştırmak için evirip çeviriyorlar ve faizden kaçanları mağaracılıkla suçluyorlar.


Çocuklarımı İslâm ahlakı ve İslâmî bilgi ile yetiştirmek istiyorum dersem; diyorlar ki; çocuklarını

sen istediğin gibi eğitemezsin. Devlet ve dolayısıyla uluslararası şebeke nasıl istiyorsa öyle yetiştireceksin. Bırakın kendim yetiştireyim dersem bana ceza veriyorlar bunda ısrar edersem bana mağaraya sığınmış muamelesi yapıyorlar.


Kadın erkek münasebetleri bir usul ve adab çerçevesinde olsun diyorum, iç içe girmek insanı söz,

göz ve fiili zinaya sürükler diyorum, diyorlar ki senin kalbin kötü insanlar eşittir ve iç içe yaşamak asla zararlı değildir. Sonra isteyen istediği gibi yaşar sen karışamazsın herkes hürdür. Kıskançlık kötü bir haslettir eşini kıskanmak çok insanî değildir biraz psikolojik bir vakıadır. Yani sen kafayı biraz yemişsin diyorlar.


Her ülkenin yer üstü ve yer altı zenginlikleri kendilerine ait olsun diyorum, diyorlar ki bazı ülke

insanları reşit değildir,  mal varlıklarına büyük ve gelişmiş devletler el koyma hakkına sahiptir, çünkü o ülkeler liberallerdir, sosyal adaletçidirler veya hür dünyanın bekçisidirler.


İslâm son dindir ve tüm insanlık adına söz söyleme sırası ve hakkı vardır diyorum diyorlar ki; asıl

olan liberallerin yaptıklarıdır, çünkü onlar İslâmlığın da bir üstü olan insanlık davasını savunuyorlar.  O nedir diye soruyorum, diyorlar ki insan aklının ürünü olan ilerlemeci tarih anlayışıyla, tüm insanlığın tecrübesi sonucu oluşmuş bir deneyimin toplamıdır.


Peki ilk insan ve ilk peygamber Adem (a.s.) ile başlayan ve Allah tarafından gönderilen dinlerin

ortak kelimesi olan tevhid ve ahiret inancıyla bu dünyaperest anlayış nasıl bağdaşır diyorum o başka bu başka. Din dünyaya karışmaz ahiret işidir.


İslâmlık en büyük insanlıktır diyorum, biz öyle bir Müslümanlık görmedik diyorlar. Peki kaç asırdır,

İslâm fiilen yürürlükte yok diyorum, İslâm hakim iken de zaten böyle idi diyorlar.


Bu tür soruları çoğaltmak mümkün sanırım meramımı kısmen açıklayabildim. Bu bir girizgah idi.


Gelelim asıl mevzuya; ilahi kader, dünyada ve Türkiye’de Müslümanların önüne bir imkan serdi ve

yeni bir imtihan alanı açtı.


Bugünden sonra insanlık adına konuşma sırası Müslümanlarındır. Bilhassa İslâm coğrafyasında bu

böyledir. Lakin bu imkanı bu şekliyle göremeyenler veya Müslümanların imkan ve varlıklarının farkına varamayanlar, bu durumun bazı liberallerin ve tanrıtanımazların desteği ve yardımıyla sağlandığına inanırlar, çünkü ruhen Müslümanların inanış ve düşünüş dairesinin dışına çıkmışlardır. Bunu fıkıh terimi olarak kullanmıyorum tekfir falan manasında asla anlaşılmamalıdır.


Batılaşma sürecindeki bazı aydınların İslâm’ı terakkiye mani anlayışının bugünkü dille ifadesi olan

bu anlayış sakattır. Bu anlayışa sahip olanlar İslâm’ın naslarında şüphe edenler, önce kendi içlerine dönüp İslâm’ın ana umdeleriyle bir daha yüzleşsinler.


Ben mağaramda yaşamaya devam edeceğim, İslâm’ın tüm dünya problemlerini çözeceğine

inanıyorum, dünyada meydana gelen olayların da sonunda İslâm adaletinin tüm dünyayı kuşatacak bir hareketin başlangıcı olarak görüyorum.


İslâmî hassasiyetleri yaşamak ve Müslümancı düşünüp ona göre bir hayat sürmek mağarada

yaşamak ise onunla iftihar ediyorum.


(*) Buradaki mağara İslam’ın nasları doğrultusunda yaşamaya çalışmaktır.

25 Ocak 2012  / Timeturk 

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

İşi Vaktinde Yapmak
                          ...
Leylek ile Kırlangıç Hikayesi
(6 Temmuz 2018, Cuma) Leylek ile kırla...
Yeni Modernlik ve İslamlaşma (6)
(8 Haziran 2018, Cuma) Yeni Modernliğe...
Şevşevık(*)
                          ...
Yeni Modernlik ve İslamlaşma (4)
(18 Mayıs 2018, Cuma) Kavimler Arası ...
Yeni Modernlik ve İslamlaşma (5)
(25 Mayıs 2018, Cuma) Hakikatin Ortaya...
Yeni Modernlik ve İslâmlaşma (2)
                          ...
Yeni Modernlik ve İslâmcılık/İslâmlaşma
(27 Nisan 2018, Cuma) Bu topraklarda ...

Kimler Sitede

Şu anda 39 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 474
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 2373654
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >