MTTB – III (Milli Türk Talebe Birliği) PDF Yazdır e-Posta

MTTB – III  (Milli Türk Talebe Birliği)

Ömer Öztürk Dönemi (26 Mart 1971- 27 Mayıs 1973)


12 Mart muhtırasının gölgesinde kongre yapılır.  Bu kurulda tek aday olarak çıkar, zaten iç çekişme bitmiştir. İslâmcı çizgi kabul edilmiş, milliyetçiler - Türkçüler ve sol artık MTTB’yi bir ecmain teşkilatı olarak görmeye başlamıştır.

Genel başkanlığa aday olması üzerine divan heyeti önünde yaptığı konuşma çok özet ve ne yapmak istediğini bilen bir mesul adamın konuşmasıydı.

Türkiye’nin içinde bulunduğu şartların zorluğunu bildiğini, materyalizmin komünizm adıyla bu milletin çocuklarını dininden ve örfünden kopardığı belirtir. Eğitimin milli olması lazım geldiğini tüm başkanlar gibi kalınca altını çizer. Geleceğin yürütücüleri olarak donanımlı gençler yetiştirmek istediğini beyan eder. Şöyle formüle eder. Mazisine layık, istikbaldeki vazifeye hazır, mukaddesatına bağlı gençler yetiştirmek.

Teşkilatımız, ismine uygun orta tahsilde itibaren, talebelerle ilgilenmek ve onları kazanmak, birer mücahit ruhlu olarak yetişmelerini sağlamak.

Görüldüğü üzere artık milli-Türkçü-Kemalist falan yok mücahit var. Kollektif çalışmanın da altını çizer. Sonunda Allah’tan niyaz ederim diye bitirir.

MTTB geleneğinde basın bildirileri ve basın açıklamaları hayli rağbet görür, birer siyasi parti başkanı veya sendika başkanları gibi basınla çok işli dışlıdırlar. Öztürk zamanında bu biraz daha sistematik ve etkilidir. Basın - yayın müdürlüğüne Sedat Yenigün getirilir.

İlk basın toplantısı 4 Nisan 1971’de yapılır. Yurt ve dünya meselelerinden önce MTTB’nin gençlik dert ve problemleri üzerinde durmak istediğini söyler.

a- Eğitimin millileşmesi. İdeal sahibi genç için gereken maneviyata önem verilmesi.

b- Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ismine uygun hale getirilmesi. Bunun için yasal zemin hazırlanması. Yani gençlerin derdiyle ilgilenmesi.

c- Özel yüksekokulları meselesinin hal edilmesi. (70.000 kişidir.) Kâr güden bir müessese olmaktan çıkarıp vakıf üniversitelerine dönüştürülmesi.

d- Kapitalizm merhalesinden sonra Marksizm merhalesine geçen batıcılar, bu ülkeye hiçbir fayda sağlayamazlar. Yerli düşünceyi boğmaya çalışan ideolojilerdir. MTTB olarak bu ithal malı düşüncelere karşıyız.

e- Biz anti - komünist ve anti - kapitalist gençliğiz.

f- Halk  ile entelektülizmin senteziyiz. Halktan kopuk değiliz.

Sonunda ; hepinizi zafer inananlarındır imanıyla selamlıyorum, diye bitirir.

Bu dönem yılların tecrübesiyle yeni mücadele alanlarını açmaya başlamıştır. Kurumlarını oturtmuş, Kayhan döneminde başlayan iç eğitim daha da sistemli hale getirilmiştir.

Öztürkle beraber; Ankara İlahiyat Fakültesi’nden Mehmet Erol, İzmir İcra konseyi başkanlığına Fehmi Koru, Erzurum İcra başkanlığına Mustafa Sarıçiçek getirilmiştir.

Teşkilat şemasını değiştirmiş ve öğrencinin alaka duyduğu her alana el atmıştır. MTTB’nin nasıl çalıştığını ve nelerle uğraştığını anlamak için iç yapılanmasıyla alakalı biraz detay malumat vermek gerekecektir.

Ömer Öztürk aynı zamanda Erenköy Cemaati’nin bir mensubudur.

MTTB’nin şeması

Müdürlükler:

Basın- Yayın Müdürlüğü; sırasıyla, Sedat Yenigün, Z. Cevahiroğlu, Mehmet Tekellioğlu

Dış Türkler Md. Nasuh Göztepe, Eğitim Md. Fevzi Yılmaz, Raşit Ürper, Abid Özmen, Kültür Md. Bahattin Cebeci, Ahmet Şişman, Kütüphane Md. Mehmet Ersöz, Öğrenci Meseleleri Md. Sedat Savaşer, Tiyatro Md. Abdullah Gül, Halil Şalvarlı, İ.Hakkı Biçer, Tesisler Md. Ramazan Babayiğit, Timuçin Arslan, M. Ali Seri, Trafik Md. Sedat Savaşer, Hüseyin Gözgü, Turizm ve Dış Temaslar Md. İbrahim Mete Doğruer. (AKP Osmaniye milletvekili)

Kulüpler:

Fotoğrafçılık Kulübü Melih Özkarasu, Kitap  Kulübü Metin Önal, Sami Şener, Sinema         Kitap  Kulübü Sadettin Kültürel, Salih Diriklik, Spor  Kitap  Kulübü Ömer Öztürk .

Enstitüler:

Sosyal İlimler Enstitüsü Tayyar Baysal, Ahmet Eskinus,

Folklor ve Müzik Enstitüsü Abid Özmen,

Beden Eğitimi ve Güç Geliştirme  Enstitüsü Murat Yerlihan,

Müdürlüklerin, kulüplerin ve enstitülerin her biri faaliyet içindedirler. Hiçbir tabela kuruluş yoktur.

Özet olarak Müdürlüklerin faaliyetleri şöyledir:

Basın – Yayın Müdürlüğü:

Onbeş günde bir MTTB Gençlik Bülteni yayınlar. Bülten iki kısımdan müteşekkildir. Birinci kısım, MTTB’nin faaliyetlerini duyurur. İkinci kısımda fikri yorum bölümüdür. MTTB haberlerin yanı sıra fikri konularda dosyalar hazırlamıştır.

Bazı konular şunlardır: “Köy Enstitüleri Davası”, “Modalaşma, Komünist Terimlerin İflası”, “Fetih Özel Sayısı”, Varto, Hınıs, Bitlis Burdur depremleriyle ilgili “ Ölüm Saati” , “Malazgirt Özel Sayısı”, “Şehit Mustafa Bilgi Özel Sayısı”, “ Yunus Emre Özel Sayısı”, “ Eğitim”, “Doğu Türkistan Meselesi”, vs.

1971-1972 öğrenim yılı münasebetiyle “ Öğrencinin El Kitabı” adlı bir broşür hazırlanmış.

Bu kitapçıkta, Üniversite, Akademi, Yüksek Okul ve Enstitüler hakkında detaylı malumat verilmiştir. Okul yönetmenlikleri, iş alanı, vs. Burslar, yurtlar, krediler, öğrencinin nerelerden faydalanması gerekir, kütüphaneler, eğlence merkezleri hakkında bilgi, müzeler, mesire yerleri hakkında teferruatlı malumat verilmiştir.

Bu arada “Milli Gençlik Mecmuası” hazırlıklarına başlamış. Sedat Yenigün ayrılmış.

Daha sonra “Kerkük Meselesi”, Hint-Pakistan Savaşı”, “M. Akif Ersoy”, “ Fikir Buhranlarımız”.

Basın – Yayın Müdürlüğü, tiyatro ekibinin hazırladığı “Umut Suları” adlı bir dergi yayınlar. Dergide, piyesin yazarı Mustafa Miyasoğlu, genel başkan Ömer Öztürk, Prof. Mehmet Kaplan, M. Necati Sepetçioğlu, Salih Gökmen, Muhsin Ertuğrul, Üstün İnanç, Cemil Keskin, Alemdar Yalçın birer yazı yazarlar ve tiyatro hakkında düşüncelerini dile getirirler.

Bunlardan başka; “Dernekler Kanunu ve MTTB”, “Biz ve Basın”, Milli Sinema”, Tiyatro”, “Spor”, “Atletizm” gibi konularda açık oturumlar düzenlenir, bu oturumları Basın - Yayın Müdürlüğü yayınlar.

Dış Türkler Müdürlüğü:

Demirperde zulmü altında ezilen Türkler başta olmak üzere, dünyanın bir çok yerindeki Türklerle ilgilenir. Rusya’nın zulmü altındakiler bağımsızlıklarını elde edinceye kadar yanlarında olduklarını beyan ederler. Bunun için yayınlar yapılır, açık oturumlar düzenlenir, bu faaliyetler Basın - yayın aracılığıyla kamuoyuna aks ettirilir.

Avrupa’daki Türk işçilerin hakları dile getirilir. Trakya Türkleri hakkında malumat verilir ve yetkililer göreve çağırılır.

Orta-Doğu’yla da ilgilenirler. İsrail’in büyük bir tehlike olduğu gündeme getirilir. Eğer önlem alınmazsa ileride Türkiye için de bir tehlike olur. Bunun için İsrail’in Arz-ı Mevud planı vardır ve Türkiye buna göre tedbir almalıdır. Siyonist devlet güçlenmeden yıkılmalıdır.

Ayrıca Yahudiler ideallerinden asla vazgeçmediler, sonunda emellerine ulaştılar, bu hususta gençliğe bir ideal aşılanmalıdır, o da İslâm idealidir.

Türklerin çektikleri mezalim anlatılır ve sonunda bir kitap listesi verilir.

1-Onlar da İnsandı, Cengiz Dağcı(Roman) 2- O Topraklar Bizimdi,  Cengiz Dağcı(Roman) 3- Volga Kızıl Akarken, Şevket Baktöre (Hatıra)4- Moskof Mezalimi, Kadir Mısırlıoğlu 5- Tuna Kurbanları, C. Vigil Cherorghiu (Roman) 6-Bir Devin Düşüşü, İgor Gouzenko(Roman) 7- Azap Toprakları, Emine Işınsu Okçu (Roman) 8- Kızıl Çin’den Neden Kaçtım, Roset Loh(Hatıra) 9- Yedinci Koğuş, Valeri Tarsis (Roman) 10- İmam Şamil, Mümtaz Göztepe (Roman)

Bültenin iki sayısı 24-25. Kerkük davası ele alınmıştır.

Eğitim Müdürlüğü:

En çok üzerinde durduğu konu özel dershanelerdir. MTTB, önce genel başkan, Milli Eğitim Bakanı Şinasi Oral’ı ziyaret eder ve bu hususta bir teklifte bulunur.

10 pilot bölge seçilsin devlet yer ve öğretmen temin etsin diğer organize ve yürütme cemiyet yapacaktır. Fakat kabine değişikliğiyle bu proje hayata geçmez. Bunun üzerine MTTB kendi imkânlarıyla bu işe soyunur.

Eğitim kadrosuyla yüksek tahsile hazırlama ile beraber, kitap kulübü, sinema kulübü, folklor kulübü, spor kulübü, tiyatro müdürlüğü yollarıyla ders dışı faaliyetler ve kültürlenmelere de katkı sağlamıştır.

Üniversite hazırlık kursları 1 Mayıs 1971 yılında açılmıştır.

Bu kurslar her branş için ayrı programlar hazırlanmıştır. İTÜ için ayrı, Güzel Sanatlar için ayrı, Sosyal Bilimler için ayrı kurslar düzenlemiştir. Bu programları bülten aracılığıyla tüm yurda duyurmuştur.

Ayrıca kızlar için de ayrı organizasyon yapmıştır.

Kurs bitiminde veda programları düzenlenmiştir. Topluca gezilere gidilmiş, tarihi yerler gezdirilmiştir.

Ayrıca genel bir test hazırlanmış ve uygulanmıştır.

Mesele İTÜ kurslarına o sene 105 kişi katılmış bunlardan 88’i İTÜ’ye girmiştir.

Meslek okulları için ayrı hazırlık kursları düzenlemiş, çünkü bu okul mezunları sadece Akademilere girebiliyorlardı.

Eğitim Müdürlüğü dil kursları da açmıştır. İngilizce ve Almanca kurslar açılmış ve bu kurslardan İngilizce’ye 56, Almanca’ya 51 kişi katılmıştır.

Bu müdürlük üniversitelere girişte rehberlik de etmiştir.

Eğitim Müdürlüğü bir de neşriyatta da bulunmuştur.

Test - teksir bürosu açmıştır. Sosyal ve fen konularını işleyen kurslarda gösterilen derslerden 250.000 adet teksir basılmış kursa katılanlar ve 22 ayrı vilayetlerde bulunan temsilciliklere de gönderilmiştir.

Tanıtma broşürü basılmış ve aynı yolla dağıtılmıştır.

MTTB bir önceki sene giriş imtihanında çıkan soruları basmış ve dağıtmıştır.

Ayrıca müdürlük Tercüman Gazetesi’yle müştereken düzenlediği “Hayat Yolunda El Ele” sütununda problemlere cevaplar vermiş ve yol göstericilik yapmıştır.

Her sene sonu kursiyerler gecesi tertiplenmiş ve kaynaşmalar sağlanmıştır.

Kültür Müdürlüğü:

MTTB bu müdürlüğün çalışmalarıyla bir okul ve ekol haline gelebilmiştir. Unutmamak gerekir ki 1971 Mart muhtırasının akabinde yasaklar var. MTTB’nin sokaktan eğitime yönelmesi bir tercihten çok zaruriyettir. Veya zaruriyet ve istek toplamıdır.

Bu faaliyetler;

a- Seminerler b- Konferanslar c- Anma Toplantıları d- Geceler

Seminerler:

1- Mustafa Miyasoğlu, 11 Nisan 1971 “Tiyatro”

2- Salih Tuğ, 12 Nisan 1971 “İslâm’da Mali Mükellefiyetler”

3- Sabri Akdeniz 19 Nisan 1971 “Batılaşma”

4- Erman Tuncer, 21 Nisan 1971 “Gençlik Buhranları”

5- Yusuf Ziya Kavakçı, 26 Nisan 1971, “Devletler Hukuku”

Bu seminerler daha sonra bültende özetlenerek yayınlandı.

Konferanslar:

Ahmet Kabaklı, 10 Nisan 1971, “Milli Hedefler”

Ali Nihat Tarlan, 24 Nisan 1971, “Muhammed İkbal”

Anma Toplantıları:

17 Nisan 1971 Ali Fuat Başgil’i anma. Açılış konuşmasını genel başkan Ömer Öztürk yapmıştır. Ergun Göze, Rasim Cinisli, İsmail Dayı, Tahsin Demiray, Nurettin Topçu, konuşmuşlar.

35.vefat yıl dönümü dolayısıyla M. Akif Ersoy’u anma. Sadece İstanbul merkez değil diğer şubelerde de anılmıştır.

İstiklal Marşı söylenerek anmaya başlanmıştır. MTTB Kültür Müdürü Bahettin Cebeci’nin açılış konuşmasıyla başlayan anma, genel başkan Ömer Öztürk,  sırasıyla Mahir İz,  Metin Önal Mengüşoğlu, Muhittin Nalbantoğlu konuştular. Sonra film gösterileri olur ve Akif’in savaştaki yaptıkları anlatılır.

Sami Şener “Çanakkale Şehitlerine” şiirini okur. Daha sonra Faruk Kadri Timurtaş ve en son Ahmet Kabaklı konuşurlar. Akif detaylı bir şekilde anlatılır ve rahmetle yad edilir.

Akif’i anmak MTTB’de gelenektir. Akif bir nevi MTTB’li sayılır, onun Asım’ın nesli MTTB’li gençler adedilir.

Fetih Gecesi düzenlenir. Ortamın olumsuz şartları fetih mitingi yapmaya elverişli değildir. Onun için gece düzenlenmekle yetinilir.

Kütüphane Müdürlüğü:

MTTB kütüphane müdürlüğünü kurarak okuma seferberliği başlatmıştır. Diğer şubelerde de kütüphane oluşturulmuştur. Kitap okuma ve tartışmalar yapmanın yanında zengin bir kitaplık koleksiyonu da oluşturmuştur. Kitaplar numaralanmış ve kayda geçirilmiştir.

Öğrenci Meseleleri Müdürlüğü:

Yurt, burs, kredi, kitap temini ile uğraşmıştır. Öğrencinin tüm meseleleriyle ilgilenmiştir.

Eğitim reformu ile ilgili çalışmalar.

Yardım burs ve kredi ile ilgili çalışmalar.

Yurtlar ile ilgili çalışmalar.

Türk Kızları İlim ve Kültür Kolu ile ilgili çalışmalar.

Orta Öğrenim Kolu çalışmalarıdır

Bunların içinde Orta öğrenimin ayrı bir yeri vardır ve daha sonra bu müdürlüğe dönüşecektir.

Orta öğrenim komitesi 1968 yılında tohumu atılmıştır. Burhanettin Kayhan döneminde kurularak derli toplu hale gelmiş, son şeklini de Ömer Öztürk döneminde almıştır. İlk başkan Şehit edilen Mustafa Bilgi’dir. Ondan sonra gelen o da çok sonraları şehadet şerbetini içen Sedat Yenigün’dür. Bu dönemde tüm temsilciliklerde komite kurulmuş ve genel merkeze bağlanmışlardır.

Komitenin İstanbul’da 68 lisede toplam 750 üyesi bulunmaktaydı. Üyelerle seminerler, grup çalışmaları, kitap tahlilleri, karate, güreş, basketbol, judo ve voleybol çalışmaları yapılmaktaydı. Şehir içi ve dışı geziler, yarışmalar, film gösterileri, anketler ve tiyatro çalışmaları yapılıyordu. MTTB Orta Öğrenim komitesine bağlı kollar vardı.

Anket ve İstatistik kolu, Basın-Yayın kolu, Film ve Fotoğrafçılık kolu, Gezi kolu, Kültür kolu, Kitaplık kolu, Mektuplaşma ve İrtibat kolu, Spor kolu, Tiyatro kolu

Bu kollar faaliyetlerine aralıksız devam ediyorlardı. Mesele Film ve Fotoğrafçılık kolu: Her cumartesi merkezde film oynattığı filmlerin adedi, 45 adettir.

Mesela Gezi kolu, Öztürk döneminde 17 büyük gezi düzenlemiştir.

Kitaplık kolu, 550 kitaplık bir orta öğrenim kitaplığı kurmuştur.

İki ders yılı dönemi orta öğrenim kültür kolu, kültür çalışmalarını başlıklar halinde şöyle sıralamak mümkün:

Sedat Yenigün- İdeal ve Ebediyet

Macit Eş- Tarih boyunca müsbet ilim çalışmaları

Sedat Savaşer- sohbet

Ali Rıza Demircim- İnsan ve İnançlar

Ali Murat Daryal- Sosyoloji

Erman Tuncer- Dünyada Gençliğin Bunalımı

Hüseyin Coşkun- Başarıya Götüren Yol

A.Selim Toscuoğlu- Lisan Problemimiz

Sabri Akdeniz- Kavramlar

Osman Öztürk- Milli Edebiyatımız

Kerim Aytekin- Metafizik

Halil Şalvarlı- Sohbet

Sedat Yenigün- Bir Roman’ın düşündürdükleri

Yusuf Akaya- Orta Öğrenim Komitelerimiz

Erman Tuncer- Eğitim

Mehmet Alacacı- Adalet

Mehmet İncili- Meselelerimiz

Hüseyin Coşkun- Ahlak

Sami Şener- Tarihten alacağımız ders

Ömer Öztürk- Gençlik Meseleleri

İsmail Şimşek- Sağlık dünyamız

Nahit Dinçer- Eğitim ve Kültür

Tahsin Erdinç- İnsan ve Vazifesi

Sedat Yenigün- Osmanlılarda Cemiyet Nizamı

Erman Tuncer- Gençliğin Mesuliyeti

Nahit Dinçer- Muvaffakiyetin Sırları

Sefer Ahmetoğlu- Dinin insanlar üzerindeki tesiri

Yusuf Karaca- Yakın tarihimiz

Mustafa Sak- Tarih boyunca önderler

Ali Murat Daryal- Metafizik dünyası

Ali Rıza Demircan- Sosyal adalet

Sadettin Kültürel- Çağımızın Teknolojisi

Yarışmalar:

Lise ve dengi okullararası şiir yarışması.

Kompozisyon yarışması.

MTTB bu dönemde kamplar düzenlemiştir. Ramazan ve bayram yemekleri vermiştir.

Turizm ve Dış Temaslar Müdürlüğü:

Amatör tercüman rehber kurslar servisi

Çalışma kampları servisi

Talebe trenleri servisi

Reklam ve propaganda servisi

Talebe turları servisi

Enformasyon servisi

MTTB kapatılmayla karşı karşıya gelmiştir. Dernekler kanununa aykırı bulunmuş tahsisi ve yerinde edinme kararı gündeme gelmiştir.   Zamanın başbakanı Ferit Melen ile Milli Eğitim Bakanı Sabahattin Özbek olaydan  haberdar edilirler, verdikleri cevap: “MTTB’yi kaldırmaya kalkmayın ağırdır. Bir yeriniz incinebilir.” diyerek tehlikeye işaret etmişler ve karardan vazgeçilmiştir.

Raşit Ürper Dönemi (27 Mayıs 1973- 7 Temmuz 1974)

Tek aday olarak çıkan başkan yaptığı konuşmada politikasını şöyle açıklar: “Yarınların teminatı, genç neslin problemlerini bizzat gören ve bilen, zorluklar karşısında gençliğin yanı başında bulunan ve ona destek veren, sorunlarına çözüm üreten, Türkiye’nin tarihinde ve kaderinde büyük rol oynayacak olan kadroların yetiştiği bir merkez.” olarak MTTB’yi görür.

Gençliğini milliyetçi, vatanperver ve maneviyatçı olarak görür.

1949 Bergama doğumlu olup, İlköğrenimini Bergama’da, Yüksek Öğrenimini de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde bitirip ihtisasını yaparak Jeoloji Yüksek Mühendisi olarak okulunu tamamladı. İzmir, İstanbul ve Bergama‘da çeşitli dernek, vakıf, siyasi parti ve hizmet kurumlarında yönetici ve üye olarak faaliyet gösteren Ürper, 40 yıldan bu yana Bergama ve Manisa’da faaliyette olan Ürperler Şirketler Topluluğu kurucu ve ortaklarındandır.

28 Mart yerel seçimleriyle, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından Belediye Başkan adayı olarak gösterildi ve 28 Mart 2004 Mahalli İdareler seçimlerinde Bergama Belediye Başkanı olarak seçildi. Raşit Ürper evli ve 3 çocuk babasıdır.

Bu dönemde tarih bilinci aşılamaya özen gösterilmiştir. Diğer faaliyetler aynen devam etmiştir. Eski ile yeninin uyumlu yürümesine çalışılmıştır.

Malazgirt Savaşı İslâm – Türk Savaşı olarak kabul edilmiştir. Günlük siyasete karışmamış ve teşkilatı uluslararası talebe teşkilatlarına taşımıştır.

Abid Özmen Dönemi (07 Temmuz 1974 - 03 Ağustos 1975) 

(53. dönem) Bu dönemde Genel Başkan Abid Özmen’dir. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi talebesi idi. Bu dönemde Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümleri yine farklı üsluplarla kutlanmıştır. Bu dönemde “Sahte Kahramanlar” sloganı ile tarihteki birçok meşhurlar incelemeye alınmış, gerçek niyetleriyle başarı ve eksiklikleriyle enine boyuna işlenmiştir. Tanzimat devri siyaset adamlarından Mustafa Reşit Paşa’dan başlamak üzere “Batılılaşma” hareketi, milleti ruh kökünden uzaklaştırma hareketi olarak ele alınmıştır. Namık Kemal, Tevfik Fikret ve Ziya Gökalp gibi yazar ve edebiyatçıların sahip olduğu “Haksız Dönem”in üzerinde durulmuştur. Fikri toplantılarda ahlaki konular işlenmiş fikir akımları ve toplumun temel meseleleri ele alınmıştır.

Bu dönem öne Kıbrıs Meselesi çıkmıştır. Telin mitingleri olmuş ve devlet ricali göreve çağırılmıştır.

Bu dönem çatışmalardan uzak durulduğu ve çok özel etkinliklerin sergilenmediği bir dönemdir. Eylemlerden uzak kalmasının getirdiği iç çekişmeler de baş göstermeye başladığı dönemdir.

İslâmcılığın yedeğinde sağcılık da yürütülmüştür. Müdürlükler, kulüp ve enstitülerin faaliyetleri devam ettirilmiştir. En bariz faaliyet orta öğrenim için düzenlenen ve gelenek haline gelen “Üniversiteye Giriş Deneme İmtihanı”dır. 40 ilde yapılan ve 65.000 kişinin katıldığı sınav bu dönemde yapılmıştır.

Basın - Yayın Kurulu Müdürlüğü bu dönemde daha faal hale getirilmiştir. Genel Yayın Kurulu başkanlığına Abdullah Gül getirilmiş, Tesisler Müdürlüğü yardımcılığına Tayyip Erdoğan getirilmiş, sinema kulübü başkanlığına Salih Diriklik getirilmiştir. Kurula İçişler Bakanı Oğuzhan Asiltürk katılmıştır. Abid Özmen “Milli Gençlik” dergisinde yayınlanan yazısında, tarihi bir değerlendirme yapmış ve tarih gerçek manasıyla öğretilmemiştir demiş.  Cumhuriyet elitlerine sert eleştirilerde bulunmuş, batının kokuşmuş zihniyetini ilim diye Müslüman Türk gençliğine aktarmışlardır, demiştir.

MTTB’nin en çok üzerinde durduğu konu milli eğitimdir. Milli Gençlik dergisi bu konuya çok önem vermiştir. Bugünkü çarpık zihniyetin temelinde milli olmayan bir milli eğitim siyaseti yapmakta olduğuna inanılır.

MMTB kendi imkânlarıyla bu manevi boşluğu doldurmaya gayret ediyordu. Rehberliğine devam etmiş, üniversite kazanan gençlere yardımcı olmak için “rehber büroları” kurmuştur. Afişler astırmış, otogarlara adam koymuş, oralarda geçici yerler açmıştır.

MTTB teşkilatlanmayı İslâmi kurumlaşmanın başlangıcı olarak görür. MTTB’ye 4 yıldır gelmeyen Necip Fazıl Kısakürek tekrar gelmeye başlamış ve konferanslar vermiştir.

Bu dönemde “faizsiz ekonomi ve bankacılık” üzerinde durulmuştur. Bu birliğin kapitalist sistemin dışına çıkış arayışlarının bir işareti sayılabilir.

Yükselen İslâmi değerler de MTTB’yi buna itmiştir. Yani gelişen İslâmî anlayış etkisini göstermiş ve MTTB arayışlara girmiştir.

Sola karşı da kendini korumak ve geliştirmek için çabalara girmiştir. “Milli Sinema” “Milli Tiyatro” bu arayışların sonucudur.

Abid Özmen döneminde  “25 Nisan Gençlik Gecesi” düzenlenmiş, genel başkan “Mücahitler geliyor” “ İmanlı Türkiye” gibi sloganlar eşliğinde konuşma yapmıştır.

Gene bu dönemde İçişleri Bakanlığı’ndan izin alınarak İslâm Talebe Federasyonu Teşkilatı üçüncü kongresi MTTB’nin öncülüğünde Türkiye’de yapılmıştır. IIFSO (uluslararası Müslüman öğrenci birliği)

MTTB bunu “üçüncü dünya bloğu gençliği” olarak nitelendirmiştir. Yani kapitalist ve komünist olmayan bir dünya. Bu organizasyonda 25 ülkeden 50 temsilci hazır bulunmuştur. Toplantıyı ev sahibi Abid Özmen bir konuşma ile açmıştır. Liberalizmin ve komünizmin iflas etmekte olduğunu söylemiştir. İnsanlık arayışa girmiş ve bu arayışın sonu İslâm olacaktır diye konuşmayı noktalamıştır.

Kürsüye konuşmacı olarak katılan Necip Fazıl :  “Sizi Türk milletinin değil, içinde Türk’ün de eridiği İslâm bütünlüğünün genç ve aydın temsilcileri sıfatıyla selamlarım.” diye söze başlamış.

Kongreye İstanbul valisi, Namık Kemal Şentürk katılmış, Başbakan Demirel, başbakan yardımcısı Erbakan, Turan Feyzioğlu ve Türkeş’in tebrik telgrafları okunmuştur.  Bu daha gelişecek ve Türkiye’de kamplar kuracaktır.

MTTB 1974 yılında İHL’nin üniversiteye alınması talebinde bulunmuştur.

Bu dönem siyasilerle araları gayet iyi, başbakan yardımcısı Erbakan MTTB’yi ziyaret etmiş ve açıkça destekte bulunmuştur.

Rüştü Ecevit Dönemi ( 03 Ağustos 1975- 16 Ekim 1976 )

Bu dönemde Genel Başkan Rüştü Ecevit’tir. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi talebesi idi. Bu dönemde göze çarpan çalışma, MTTB’nin ambleminin değiştirilmesi olmuştur. Kurulduğu yıldan beri MTTB’ni temsil eden “Bozkurt” remzi, “Kitap” remzi ile değiştirilmiştir. Şekilde görülen bu değişiklik, aslında Birlik’in İslâmi yönüyle ağır bastığının bir ifadesi olarak kabul edilir. Aynı zamanda bu değişiklik, bu dönem çalışmalarının İslâmi fikir ağırlığında odaklaşması demektir.

Necip Fazıl Kısakürek’in deyişiyle; “iyice süt beyaz renge kavuşan, saflaşan ve Alpaslan’ın Malazgirt’te kazandığı büyük cihadın ruhunu kavrayan Türk Gençliği’nin yegâne temsilcisi” MTTB yine Alpaslan gibi Bozkurt’u alıyor yerine Kitab’ı koyuyordu. Bu değişiklikle MTTB, Milliyetçilik anlayışını iyice netleştirmiş oldu ve milli kimliğin asli unsuru olarak İslâm’ı benimsediğini vurgulamış oldu.

Bu değişiklikle Birlik’in hitap ettiği kitleyi de değiştirmiştir. Zaten Birlik bu dönemde, Birlik’in kendisini “Tevhid Gençliği” şeklinde ifade ederek olaylardan uzak kalmaya çalıştığı görülür. Rüştü Ecevit döneminde İmam- Hatip Okulu mezunlarının üniversiteye girmeleri konusunda yoğun çalışmalar yapılmıştır. Eğitimde fırsat eşitliğine dikkat çekmek üzere miting düzenlenmiştir.

Bu dönem siyasi hayata önderler yetiştirecek bir teşkilat öne çıkmıştır. Bu dönemde İslâmî kimliğe kılıf giydirme ihtiyacı artık duyulmamaktadır. Açık ve sarih bir şekilde İslâmî çizgi belirginleşmiş durumdadır. Artık ırkçılığın da bir hastalık olduğunun altı çizilmektedir. Genel başkanın hitabı değişmiş, söze; “Hak davanın kurmayları” diye başlar.

Bu görüşü destekleyen anlamlı kılan ve zemini hazırlayan siyasi bir ortam da vardır. 1970’ li yıllarda kurulan MNP kapatılmış, yerine MSP kurulmuş, İslâm’ın siyasette de temsili sağlanmıştır. İslâm sadece bir ahlak sistemi olmadığı ortaya konmuş, dinin idareyle, devlet yönetimiyle iç içe olduğu İslâm siyasetinin gündeme geldiği bir ortam.

12 Mart müdahalesinden hemen sonra 20 Mayıs‘ta MNP kapatıldı. Genel başkan Necmettin Erbakan İsviçre‘ye gitti. Kapatılan MNP‘nin kadroları, 11 Ekim 1972‘de, Millî Selamet Partisi (MSP) adıyla bir parti kurdular. Partinin Genel Başkanlığı’na Süleyman Arif Emre getirildi. MNP kurucularından hiçbiri MSP kurucusu değildi.

11 Ekim 1973 yılında kurulan MSP 42 il ve 300 ilçede hemen teşkilatlarını kurmuştur. Burada görev alanların hemen hepsi MTTB ile yolları kesişmiştir. MSP’nin siyasi tercihi değişmiş, NATO yerine İslâm dünyasıyla irtibat kurma almıştır. İslâm Birleşmiş Milletleri, İslâm Ülkeleri Ortak Savunma Paktı, İslâm Ülkeleri Ortak Parası, İslâm Ortak Pazarı.. Teşkilatlar kurmuş veya kurma teşebbüsünde bulunmuştur.

MSP’nin kuruluş çalışmaları içinde yer alan Necmettin Erbakan, bu partiye resmen 1973‘ün Mayıs ayında katıldı, 20 Ekim 1973‘te partinin genel başkanı oldu. 14 Ekim 1973 seçimlerinde MSP 1.2 milyon oy aldı, %11’lik bu oyla 48 milletvekiliyle meclise girdi. Senato seçimleri sonucunda ise 3 senatörlük kazandı.

26 Ocak 1974’te CHP-MSP koalisyonu kuruldu. Başbakan yardımcısı Necmettin Erbakan, din işlerinden sorumlu devlet bakanlığı, içişleri, adalet, ticaret, gıda tarım hayvancılık, sanayi teknoloji bakanlıklarını aldı.

MSP kamuoyunda takunyalı parti olarak tanındı. Ahlak ve maneviyat ve ağır sanayi partisiydi. Genel Af Kanunu’na 22 milletvekili ret oyu verdi, 141 ve 142 mahkûmları af dışı kaldı. Ecevit, 7 aylık bu koalisyonu, Kıbrıs Harekâtı başarısıyla yürüttü ancak iki parti anlaşamadı, hükümet dağıldı.

MSP, soldan sonra sağla koalisyona girdi. 31 Mart 1975’de AP-MSP-MHP-CGP 1.MC‘yi (milliyetçi cephe) kurdular. Arkasından 77 seçimleri sonunda 2.MC kuruldu. MSP bu koalisyonlarda anahtar parti idi. 12 Eylül askeri müdahalesi gerçekleşti. MSP’liler Konya Mitingi sebebiyle yargılandılar, beraat ettiler.

MSP, 12 Eylül 1980‘e kadar, Türkiye‘nin siyasal yaşamında etkin bir rol oynadı. Üç kez koalisyon hükümetlerinde yer aldı. 12 Eylül yönetimi tarafından diğer partilerle birlikte kapatıldı.

Bu dönem tüm Türkiye Müslümanlarını MSP etkiledi. MTTB’de bundan fazlasıyla nasibi aldı.

MTTB tarih tezini de değiştirdi, artık bozkurt yoktu veya bozkurt bozkırlardan gelerek söğütte yıkanmış medenileşmişti.

Türkçülüğü önde olan Necip Fazıl bile konuşmalarını yeni ortama göre ayarlıyordu, MSP çizgisiyle uyumlu tavır takınıyordu. Kongrede yaptığı konuşmada, “Anadolu’nun 60 noktasına ateş kuleleri dikmiş birlik komutanları” diye MTTB’yi selamlıyordu. İslâmî kimlik yanında Osmanlı rolünü de yüklenmişti ve tekrar İslâm dünyasını ayağa kaldıracak hamle yapması bekleniyordu.

Dış siyasetini şöyle açıklar MTTB;

a- Mukaddesatçı gençliğin tamamına hitap etmek

b- İslâmcı kitleyi MMTB bayrağı altına toplamak ve bu yönde yayınlar yapmak.

c- Küfürlü mücadele etmek ve İslâmi davette bulunmak.

d- Güçlü basın için eleman yetiştirmek.

e- İslâmcı gençliği anarşiden uzak tutmak.

f- Üniversitelerde fikir tartışmasını sağlamak.

g- Mukaddesatçı gençliği provokasyonlara karşı uyanık bulundurmak.

Ecevit, diğer başkanlara göre basını daha çok kullanıyordu. Mesela, Milliyet Gazetesi, “Talebe meseleleri ve Üniversitelerimiz.” adlı bir açık oturum düzenler. (9 Kasım 1975)  Açık oturuma; İ.Ü Rektörü Haluk Alp, Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı genel başkanı Prof. Aydın Aybay, Tüm Asistanlar birliği başkanı ve MTTB genel başkanı Rüştü Ecevit katılırlar. Ecevit, TMGT’nin böyle bir toplantıda yeri yoktur diye başlar.

Üniversitelilerin sorunlarını sıralar; barınma,  üniversiteye giriş sorunu, yurtlar sorunu hal edilmesi lazım geliri işler. MTTB sonu “-izm” ile biten hiçbir şeyi kabul etmez ve Cemil Meriç’in “İzm’ler bize giydirilmiş deli gömlekleridir.” sözünü kendilerine düstur edinirler.

MTTB bu dönemde “İslâm ve Irkçılık” “İstenen Gençliğin Vasıfları”, “MTTB ve Gayesi”, “İslâm Kardeşliği”, “İslâm’da Cihad’ın Yeri” , “İslâm’da Aile…” gibi konular tartışmış, toplantılar yapmıştır.

Cemalettin Tayla Dönemi (16 Ekim 1976 – 04 Aralık 1977)

Bu dönemde Genel Başkan Cemalettin Tayla idi. Bu dönemde de önceki dönemlerde olduğu gibi, bundan sonraki dönemlerde böylesi faaliyetlerde bulunulmuş, fikri çalışmalar, yayın çalışmaları devam etmiştir.

Fikri mücadele devam etmiştir, MTTB kendisini “İman karargâhı” olarak görür. Karanlık devrin muzdaripleri MTTB gençliği iken, diğerleri ise, “İhtişamlı mazisinden utanan ucubeler” olarak görülür.

MTTB’nin ötekileri solcular ve Kemalistlerdir. Sağcılar ne tam içinde ne de tam dışındadır. Tanpınar’ın Bursa’da Zaman şiirinde olduğunu gibidir.

Bu dönemde sistemin dışlandığını açıktır. Genel başkan 55. genel kurulda yaptığı konuşmada, yeni bir medeniyet inşası müjdesi verilmektedir. Sanki Necip Fazıl çizgisinden Sezai Karakoç’un medeniyet çizgisine yakınlaşma vardır.  Cumhuriyet devrini karanlık bir zaman dilimi olarak görür.

Düzene eleştiriler serttir “küfrün betonlaşmış parçaları”na İslâmcı gençlik yeniden hayat ve ruh verecektir. Tayla anarşik olayların temelinde âlim yok öğretmen var diye formüle diyor. Yani İslâm eğitim sistemini istiyor.

Kavgaya karşı olduklarını ve fikri mücadele ettiklerini açıkça savunan Tayla, MTTB çatısı altında toplanmayı “tarihi hesaplaşma” olarak ilan ediyor. Bu hesaplaşma sadece komünizmle, Kemalizmle değil tüm gayr-i İslâmiliklerle savaştır. Bu dönem Seyyid Kutub’a açıkça atıflarda bulunulmuş ve dünyadaki İslâmi gelişmeler takip edilmiştir. Artık “İlahi Nizam” istenmektedir.  Bu arada “Milli Gençlik” dergisinin yayın ilkeleri tekrar gözden geçirilmiş ve sonunda; dergi ne sadece sanat, ne sadece haber, ne de hareket dergisi olarak çıkacaktır. Dergi talebe birliği içerisinde düşünce birliğini oluşturacak ve birliğin çalışmalarını kamuoyuna tanıtacak en güzel araç olarak düşünülüyordu. Sanat, edebiyat, fikir, araştırma, inceleme, metot ve sistem gibi birbirinden ayrılmayan temel prensipler ve ana kaynaklar insanlara verilecek ve asıl metot sonra oluşturulacaktı. İlk etapta bu yeni gibi görünse de MTTB Burhanettin Kayhan’dan beri bu arayışını ve İslâmî arınma sürecini sürdürüyordu. Bu merhale merhale içselleştirilerek elde edilebilen bir tarzdır. Bir nevi İslâmî tedriciliktir. Adını MTTB mensupları böyle koymamışlardı. Fakat yapılanların toplamı buna dairdir, diyebiliriz. Mesela, Kayhan, kaynağını Kur’an’dan alan gençlik diye kitabında bir başlık açar..

Türkiye tam bir anarşi veya anomi ortamına sürüklenmiştir. Koalisyon ortağı MHP komandoları kayırmak istemesi üzere içişleri bakanı Oğuzhan Asiltürk, ülkücü komandoları, Frankenstein’e benzetmişti. Türkeş’e göre vatanseverlerle vatan hainlerinin savaşı vardı. Cumhuriyetçilerin de cumhuriyet karşıtlarıyla savaştıklarına inanılırdı. MTTB bunun dışında kalmayı ve düzeni hesaba çekmesi gerektiğini savunuyordu. Bu hengâmede Ecevit seçimlerde % 41.5 ile birinci parti oldu. “Halkın umudu Karaoğlan” 13 sandalye satın alarak 21 Haziranda 1977 azınlık hükümetini kurdu, fakat güvenoyu alamadı. Bunun üzerine 2. MC hükümeti kuruldu. Yıl sonunda AP’den 11 kişi istifa ederek CHP’ye destek verdi. CHP hükümet kurabildi. Şiddet olayları 1978’de hız kazandı. MTTB olayların dışında kalmayı tercih etti. Fakat içeriden Akıncılar tarafından eleştirildi ve pasiflikle hatta korkaklıkla suçlandı.

Cemalettin Tayla döneminde 11 sayı Çatı Dergisi çıkarılmıştır. (15.-26.) Çatı iç tartışmalara ve tefrikaya yer vermiştir. Adı konulmamış bir Akıncı - MTTB çatışması vardı. Yurtlar ayrılmış okullarda ayrı ayrı hareket edilir hale gelmiştir. Zaman zaman ölüme varmayan kavgalar bile aralarında çıkmıştır. Bunun altında tarikat kavgaları da vardı. Fakat o günün akıncısı olarak şunu diyebilirim ki, bu bir kırılma idi. Akıncılar yaygınlık kazandı, daha İslâmî bir söylem geliştirdi. Ama bir şey daha oldu sığlaştık ve eylemcilik öne çıktı. MTTB’nin lider ve öncü kadro yetiştirme yerine daha çok meseleyi sokakta haletme yoluna gidildi. Sıradanlaştık. Bu bir müdahale idi.

Gene eğitim üzerinde durulur ve mevcut eğitim eleştirilir. 1977 yılında üniversite hazırlık sınavı 62 ilde yapıldı ve 100 bin genç katıldı.

MTTB “Sultan II. Abdülhamit Han Haftası” ilan ederek etkinliklerde bulunur. Bu arada okunacak kitap listelerini yayınlar. Büyük İslâm İlmihali Ö.N. Bilmen, Elmalı Tefsiri, Buhari, Müslim hadisleri, Asım Köksal Tarihi, İhya…

Sloganlar değişmiştir mitinglerde “ Tek Önder Peygamber”, “Küfür Tek Millettir.” “Devrim Yok Diriliş Var”…

MTTB’nin Ayasofya meselesi asla bitmemiştir. Cemalettin Tayla döneminde de gündem gelmiştir.

Toplanan grup adına İcra Konseyi başkanı Kenan Yabanigül,  “Bizi Ayasofya’yı tekrar cami haline getirme arzusundan kimse asla vazgeçiremez.” diyerek sert bir açıklama yapar. (1977)

Kasım Yapıcı Dönemi (4 Aralık 1977- 28 Temmuz 1979)

4 Aralık 1977 tarihinde yapılan genel kurulda Divan başkanlığına Rüştü Ecevit getirildi. Divan başkanlığının seçiminden sonra, eski başkanlardan Abid Özmen, Dr. Tahsin Erdinç, Dr. Yusuf Akaya, Tevfik Arslan ve Ali Dursun birer konuşma yaptılar. Seçime geçildi ve Kasım Yapıcı başkanlığındaki liste seçimi kazandı.

MTTB 55. yönetimi aşağıdaki isimlerden oluştu.

Genel Başkan: Kasım Yapıcı

Genel Sekreter: Ali Öztürk, Cemil Can

Genel Sekreter Yardımcıları: Hasan Dağ, Yaşar Korkmaz, Muhittin Boynueğri.

Genel Muhasib: Abdullah Top, Ali Öztürk.

İcra Konseyi: Mü’min İriş, Haşmet Özalp.

İcra Konseyi  Yardımcıları: Vehbi Ecevit, Hüsamettin Sönmez, Hasan Angı, İsmail Uzlaş, Alparslan Doğusan, İbrahim Erken, Sabahaddin Özmen, İbrahim Bayram, Muammer Yener, Kâzım Arıcı, Kadir Alp, Cemalettin Kutluca, Ali Güdücü, Osman Küçük, Alaattin Cennet, Hüseyin Eryiğit, Ali Karantinalı, Cafer Çetintaş, Ali Kaloğlu, Mansur Kılaç, Aydın Derin, Zeki Kılıç, Ahmet Uslu, Servet Özcan, Kerem Ateş.

Özel Sekreterlik: Yakup Barutçu, Yaşar Zengin, İshak Subaşı, Ali Göbel.

MTTB’nin faaliyetlerinin kapsamının bir daralma sürecine girdiğini gözlemlediğimiz bu dönemde Teşkilat Başkanları Toplantıları yapılmış ve faaliyet programı çıkarılmıştır.

02.03. 1978’de Ali Rıza Demircan günün meselelerini İslâmî açıdan ele alan bir konferans verirken;

10.03.1978 tarihinde Mustafa Yazgan “Hitabe” başlıklı bir konferans,

16 Mart 1978 Çanakkale Şehitleri anıldı.

12. 05.1979 tarihinde de Nevzat Yalçıntaş içinde bulunulan siyasi ortamı değerlendiren “Son Gelişmeler” başlıklı bir konferans veriyordu.

29 Mayıs 1978 günü Fethin 525. yıl dönümü dolayısıyla büyük bir gece düzenlendi. Açılış konuşmasını Genel Başkan Kasım Yapıcı yaptı. Ayrıca, İbrahim Hakkı Konyalı, Cahit Baltacı, Mustafa Yazgan birer konuşma yaptılar. Kültür Müdürlüğü tarafından sahneye konulan “Fetih” piyesi oynandı. Gecenin kapanış konuşmalarını, M. Akif İnan ve Yönetim Kurulu üyesi Kenan Yabanigül yaptılar.

I.I.F.S.O. tarafından düzenlenen Kıbrıs kampına, davet üzerine, MTTB bünyesinden bir grup katılıyordu. “Dünya Müslüman gençliği tanışmak, kaynaşmak, dünyadaki İslâmî hareket hakkında bilgi sahibi olmak” açısından yararlı olduğu belirtilen kamp ekibinde Hasan Angı, Alaattin Engin, Ekrem Kızıltaş yer alıyordu.

5 Mayıs 1978 yılında Üniversite giriş deneme imtihanları 62 ilde yapıldı.

Konya ve Bursa’da fetih yürüyüşleri yapıldı.

Milli Gençlik ve Çatı Dergisi yayınlanmaya devam edildi.

Siyasal çatışmaların silahlı mücadeleye dönüştüğü ve şiddet olaylarına dönüştüğü bu dönemde MTTB her ne kadar olayların dışında kalma iddiasında olsa da bu dönemde MTTB üyesi öğrenciler öldürülüyordu.

1969 sonrasında ayrışmaya başlayan Ülkücü-İslâmcı çizgi günlük siyasal çatışma düzleminde keskinleşmekte ve kimi zaman işlenen cinayetlerin failleri olarak ülkücüler suçlanmaktadır.

23 Aralık 1977 Cuma günü beraberinde üç arkadaşıyla akşam namazından dönen Erdoğan Tuna 50-60 kişilik adlarına ülkücü denilen grubun saldırısına uğradı. 14 yerinden aldığı bıçak yarasıyla hastaneye kaldırılan Erdoğan Tuna 25 Aralık günü ruhunu Rahman’a teslim etti.

29 Aralık 1977 günü Selimiye'de kılınan öğle namazını müteakib kılınan cenaze namazından sonra aralarında M.T.T.B. Genel Başkanı'nın da bulunduğu coşkun bir Müslüman selinin omuzları üzerinde köyünde defnedildi. Erdoğan Tuna M.T.T.B. Edirne Teşkilatı Eğitim Müdürlüğü vazifesini deruhte ediyordu.

Bu dönemde artık bir gelenek haline gelmiş olan Fetih mitingi Konya’da yapılmaktadır. Mitinge katılan kalabalık İslâm gençliği olarak nitelenmekte ve miting esnasında atılan sloganlar değişmektedir. Bu sloganlardan bazıları “Tek Yol İslâm, Müslüman Türkiye, Hak Yol İslâm, Çağımız Buhranda Kurtuluş İslâm’da, Tek Önder Peygamber, Mücahitler Geliyor...” biçimindedir.

M. Akif Ersoy mezarı başında anıldı.

Bu dönemde Orta Öğrenim Komitesi tarafında açılan orta okullararası “Karikatür Yarışması”, “İstanbul Orta dereceli okullararası Altın Kalem Şiir Yarışması” , “Türkiye Lise ve Dengi Okullararası Kompozisyon Yarışması” düzenlendi ve büyük ilgi gördü.

Bu dönemde 26 yeni teşkilat açıldı.

Fakat bu ideolojik netleşmeye paralel bir biçimde 1960’ların sonundaki sağ cephede birliğin adresi olma ve sola karşı mücadelenin merkezi olma konumunu yitirmiş ve bir daralma süreci içine girmiştir.

Ülkenin girdiği siyasal çatışma ortamında MTTB her fırsatta şiddet olaylarının dışında olduğunu vurgulamaktadır. Fakat MTTB’nin civarında ya da ondan koparak özellikle de taşrada kimi yapılanmaların mücadele biçimi olarak şiddet eylemlerini seçtiği bilinmektedir.

Ülkücü - komünist çatışmasının yanı sıra Ülkücü – Akıncı - MTTB çatışması da başlamıştır.

Ülkücüler tarafından şehit edilen Metin Yüksel, Erdoğan Tuna bayraklaştırılmış ve sağcılarla İslâmcılar arasına kalın duvarlar örülmüştür. Millilik ile solculuk artık aynı sayılmaya başlanmıştır.

Haşmet Oğuzalp Dönemi (28 Temmuz 1979- 30 Ağustos 1980)

28 Temmuz 1979 yılında MTTB genel başkanı Kasım Yapıcı delege misafirlere “hoş geldiniz” konuşmasını yaptı ve kongrenin hayırlı olmasını diledi. Genel kurulda Divan başkanlığına eski Genel Başkanlardan Rüştü Ecevit seçildi.

Açılışta önce Kur’an-ı Kerim okundu akabinde İstiklal Marşı okundu ve Genel Başkan Kasım Yapıcı açılış konuşmasını yaptı.

Özetle; “her şeyi inançla ve inanarak yaptıklarını anlattı. Hakkın ölçülerine riayet ettiklerini Rasulullah’ın yolundan asla ayrılmadıklarının altını çizdi. MTTB’yi, şahsi düşüncelere ve  Türk gençliğini basit sokak oyunlarına alet etmediklerini, anarşinin çözümü ancak iman ve ahlakla olacağını vurguladı.  En büyük anarşi ruhlardaki anarşidir diyerek maneviyata değindi…”

Kasım Yapıcı sanki akıncılara mesaj gönderir gibiydi. Çünkü MTTB o zaman partiler üstü bir politika gütmeye çalışıyordu ve Akıncıları da MSP’nin güdümünde olmakla suçluyordu. Genel Merkezde öyle bir hava vardı, fakat taşra teşkilatlarında böylesi bir ayrılık yok denecek kadar azdı.

Daha sonra protokol konuşmaları yapıldı, ilk konuşma Sabahattin Zaim Hoca yaptı. MTTB bir mekteptir diye başladı konuşmasına, buradan yetişenler lokomotif vazifesini görürler, gittikçe oturan bir gençlik var diyordu.

Arkasından eski Genel Başkanlardan Abid Özmen konuşma yaptı. “kim ne derse desin MTTB İslâm’ı anlama ve yaşamada işin özüne doğru büyük adımlarla ilerliyor… MTTB’nin tasvip etmediği hiçbir hareket Türkiye’de geçerli olmamıştır. MTTB hadiselere zamanında ve doğru teşhis koymuştur… hadiseler içinde yer almayın, İslâm’ın kendi metodunu öğrenin, ona göre hareket edin...” diyerek o günkü ahvali ve MTTB’nin duruşunu özetledi.

Daha sonra kürsüye eski Genel Başkanlardan Cemalettin Tayla davet edildi ve konuşma yaptı: “…Bugün MTTB’de hedef, strateji, gaye tesbit için tartışmalar olmaktadır. Hedef Allah’ın rızasıdır. MTTB bu yolda olduğu müddetçe ilelebed teşkilat yürüyecektir.”

Daha sonra eski Genel Başkanlardan Ömer Öztürk: “.. Allah davası önce nefislerde yaşanması gerekir, bu sağlanırsa ancak dünyaya hakim olunur..” diye özetlenecek bir konuşma yaptı.

Seçime geçildi ve Haşmet Oğuzalp genel başkan seçildi. Başkan tekbir sesleri arasında kürsüye gelerek konuşmasını yaptı. Vazifesini zorluğunu bildiğini bunu yerine getirmek için çaba harcayacağını belirtti.

Diğer genel başkanlara göre sönük ve iddiasız bir konuşmaydı.

Daha sonra kendini şöyle anlatacaktı yeni başkan;“Feriköy Öğrenci Yurdu’na 1974 yılında geldim. Ramazan günü iftar saatine yakın bir zamandı, iftar vaktine az kaldığı için yemekhanede beklememi söylediler. O sırada babamların ev komşusu Kemal Ödev Ağabey’le karşılaştım. Yemekten sonra beni odasına götürdü. Daha sonra yurt müdürlüğüyle konuşarak benim kendi (26 no’lu) odasında kalmamı sağladı. Bu tarihten itibaren Konya Yurdu’nda yaklaşık 3 sene kaldım. Yurtta tanıştığım arkadaşlarımla halen görüşüyoruz. Bazılarını zikretmek gerekirse; Prof. Dr. Kemal ÖDEV (Selçuk Üiversitesi Meram Tıp Fakültesi Radyoloji Bölüm Başkanı), Yard. Doç. Dr Alaaddin VURAL (Radyoloji Uzmanı, Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı), Mehmet UZBAŞ (İnşaat Yük. Müh.), Müteahhit Mustafa UZBAŞ (Maden Yüksek Mühendisi Konya Devlet Su işlerinden emekli), Ahmet Uslu (Elektrik Müh. emekli), Mehmet Emin Mıhoğlu (Diş Hekimi), Necdet Kesici (Elektronik Mühendisi). Kendilerini hayırla yâd ediyorum.”

Bu dönem, MTTB, kendini muhafaza etme mensuplarını anarşi dışında tutma gayreti içindeydi. Ayrıca iç muhalefeti dışarıya sızdırmamaya gayret gösteriyordu.

Vehbi Ecevit Dönemi (30 Ağustos 1980 -12 Eylül 1980)

MTTB yönetici kadrosu:

Genel Başkan: Vehbi Ecevit

Genel Sekreter: Salih Mutlu, Cemal Top

İcra Konseyi Başkanı: İsmail Uzbaş

Yönetim Kurulu Üyeleri: Hüseyin Sivri, Yakup Barutçu, Süleyman Öztürk, Muzaffer Şeker, Talat Fırlar.

Çok kısa süren bu dönemde kayda değer bir faaliyetten bahs etmek imkânı yoktur.

Son dönemlerde MTTB tırmanan terörden kendini korumaya çalışıyordu, fakat en yakın ülküdaşları Akıncılar tarafından pasiflikle ve korkaklıkla suçlanıyordu. Okullar parsellenmiş, mahalleler bölüşülmüştü. 12 Eylül’e hazırlıklar yapılıyordu ve gençlik bu askerî müdahaleyi meşrulaştırmak için birbirine kırdırılıyordu. Böyle bir ortamda MTTB manasız kavganın dışında kalmaya çalışıyor ve fakat bunu sağlamak güçtü, çünkü sağdan ve soldan sıkıştırılıyordu.

Ortam savaş alanı gibiydi, İslâmcılar bazı yerlerde ülkücüler tarafından şehit ediliyor, bazı yerlerde solcu komünistler tarafından şehit ediliyordu. Ülkücüler devlet adına adeta kolluk görevini üstlenmişti. Solcular, dine ve dini değerlere saldırmak ve hakaret etmeyi vazife edinmiştiler. Müslüman gençliği de sağcı sayıyorlardı. Çünkü sol olmayan herkes sağcıydı onlara göre. Rus emperyalizmini göremiyor ve sadece ABD’yi emperyalist olarak sayıyorlardı. Böyle bir ortamda solcu veya sağcılık bir mana ifade etmiyordu. Kaldı ki Türkiye’deki sol varlığını din karşıtlığında buluyor ve İslâm coğrafyasını işgal eden SSCB’yi emperyalist saymıyordu. Ezberlediği bir nakarat vardı; din emperyalizmin kullandığı bir vasıtadır.

Müslümanları hâlâ 1960’lı yıllardaki sağcılarla ortak hareket edenler olarak görüyordu. Bu solun tarihi yanılgısı ve ezberciliğidir. Bugün bile aşırı sol, Müslümanlarla ırkçı sağcıları ayırma basiretini ve siyasi ferasetini gösteremiyor.

Bunu göremeyen sol kendi gibi düşünmeyen hiç kimseyi emperyalizmle mücadele edemeyeceğine inanır. Hâlbuki bugün dünya şuna şahit oluyor, gerçek manada emperyalizme karşı duruş farklı bir yaşam tarzıyla mümkündür. ABD’linin, İngiliz’in aklı gibi dünyaya ve eşyaya bakacaksınız, onlarla aynı ruh halini taşıyacaksınız, onlarla aynı tarz hayat süreceksiniz - içki içme, zina etme, aklı kullanma kıstası olarak hayata bakma aynı yaşayacaksınız- sonra da tutup o insanlara muhalif olduğunuzu söyleyeceksiniz.

Sol ve sağ, Müslümanlara o zaman daha acımasız ve insafsız bakıyordu. MTTB bunların farkında olarak olaylara karışmak istemedi. Bazıları buna anlayamadılar İslâmcı camiayı 12 Eylülcülerin kayırdığını sandılar ve öyle propaganda yaptılar. Bu bakış açısı olayları tahlil etme gücünden yoksun ve ezberci değerlendirmelerdir.

GENEL BİR DEĞERLENDİRME

Türkiye siyasetini üç ana devreye ayırmak mümkündür; tek parti dönemi, çok partili hayata geçiş dönemi ve İslâmlaşma (ne kadar İslâmî o tartışmaya açık) dönemi.

MTTB, T.C’ nin üç siyasî devresinin hafızası mesabesindedir.

Tek partili dönemin resmi ideolojisini gençliğe kabul ettirmede başat rol oynamış ve bu ideolojiyi yaymış dersek abartılı olmaz.

Türklük düşüncesini resmi ideoloji gibi anlamamış ve sonunda resmi ideolojiye 1936’da muhalefet etmiş ve kapatılmıştır.

1950 - 1960 arası resmi ideoloji ile DP arasında bocalamış ve gençliğin ateşli mizacına uygun olarak 27 Mayıs ihtilaline destek vermiş ulusal sol düşünceye yuva olmuş ve sol ideolojiye bağlanmıştı. 1965 yılında yerli arayışlara girmiş ve sonunda milliyetçi muhafazakâr Müslüman bir çizgiye oturmuştur.

1967-1969 yıllarında ise Müslüman sağcı milliyetçi bir düşünce sergilemiştir.

1969’dan sonra İslâmî bir çizgi benimsemiş ve milliyetçilerle yollarını ayırmıştır.

1970’li yıllarda müesseseleşmiş ve Türkiye gençliğinin en büyük talebe teşkilatı olmuştur.

Bugünkü; parti, dernek, vakıf ve belediyelerin ilgi alanların hepsinde çalışmıştır.

MTTB, 1970’den sonra kendi içine doğru bir kapanma yaşamaya başlamış ve ilgi sahasını daraltmıştır.

Muhalif bir söylem geliştirerek sistemden rahatsız olan imanlı gençliğin kalesi haline gelebilmiştir.

MSP’nin kuruluşuyla MTTB hem devlet ricali tarafından desteklenmiş hem de partiler üstü kimliğini yitirmiştir. İçerideki tarikat çekişmesi de partinin MTTB’yi arka bahçesi gibi görmesinin büyük etkisi olmuştur.

Akıncıların kurulmasıyla bu farklılık su yüzüne çıkmış ve MTTB-Akıncı ayrışması zuhur etmiştir.

MTTB daima yarına bakarak hareket etmiş gelecek nesillerin yetişmesine önem vermiş günübirlik siyasete çok değer vermemiş, sokak hareketlerine bulaşmamak için tüm gücünü harcamıştır. Bunu yaparken asla zulme boyun eğmemiş ve hak bildiği yoldan sapmamıştır. Şehit vermiş, kavgalar etmiş solun en azgın dönemlerinde sola asla teslim almamıştır.

MTTB’nin bu tavrını tam anlayamayanlar Birliği sağcı, muhafazakâr olarak adlandırmışlar bu bakış açışı yüzeysel ve biraz da tarafgirdir.

Ülkücü komandolar da MTTB’yi solcu saymışlar ve Türk milliyetçiliğine ihanetle suçlamışlardı. MTTB-Ülkücü çatışması da zaman zaman olmuşsa da bu büyük kavgalara dönüşmemiştir bunun sebebi de MTTB’nin sağduyulu ve İslâmî hassasiyete olan bağlılığından kaynaklanmıştır. Ülkücüler MTTB’yi çok kışkırttılar ama kendileri gibi yapamadılar. Tarih MTTB’yi haklı diğer sağcı ve solcuları haksız çıkardı.

MTTB İslâmî referanslara dayandığı için ülkede yankı buldu ve halk tarafından sahiplenildi.

Tabiî ki o günün şartları ve o günün anlayışını da taşımaktaydı, bastığı yeri çok iyi tayin ve tesbit etti ne büsbütün mevcuda ve yerele bağlı kaldı ve ona ne saplandı ne de bastığı yeri yoksaydı.

MTTB’yi tam anlayabilmek için tüm taşra teşkilatlarının faaliyetlerini detaylı bir şekilde araştırmak ve oralarda icra-i faaliyette bulunan zevatı tek tek tanımak ve onları anlamakla mümkün olur. Çok genellemelerle MTTB net anlaşılamaz.

“12 Eylül İslâmcıları arkaladı” yalanı

Solcular, liberaller, bazı sağcılar ve Kürtçüler 12 Eylül darbesinin Müslümanları kayırdığını ve önlerinin açtığını iddia ediyorlar. Delilleri de; Akıncılar MTTB’liler ve MSP’liler az işkence gördüler. Sağ, sol ve Kürtçüler (aslında Kürtçüleri de sol hesabına kaydetmek icab eder.) derler ki biz çok çektik. 12 Eylül’den sonra faaliyet alanımız daraltıldı ve Müslümanların önü açıldı, bu da İslâmcılığın Amerikancı oluşundandır.

Bu külliyen yalandır. Tarihin hiç zaman diliminde İslâmcılar hiçbir emperyalist güce bel bağlamadılar ve hiçbir gücün temsilcisi veya taraftarı olmadılar.

12 Eylül öncesi Türkiye’sini iyi bilen herkes şunu da biliyor ki; 1970-1980 arası İslâmcıların dışında kalan her ideoloji mensupları bir kampa yaslanmışlardı ve sırtlarını onlara dayayarak ayakta kalabiliyorlardı. Bu hem içerde böyle idi hem dışarıda. İçerde sol umudunu askere ve Rus yanlılarına bağlamıştı. Dışarıda da başta Rusya olmak üzere kimi Çin’e kimi Arnavutluk’a, kimi Yugoslavya’ya kimi Hindistan’a bel bağlamışlardı ve aralarında gizli aşikar irtibat vardı.

Dünya dengesi değişince hem içerde hem dışarıda hamisiz kalan ve halka da dayanmayanlar açıkta kaldılar. İtiraf ederek yanlışlarını düzelteceklerine dönüp İslâmcılara çamur attılar.

Bu sağcılar için de aynı şeydir. Sırtlarını devlete dayadılar ve İslâmcıları bazen yeşil komünist bazen Arapçı, bazen İrancı diye suçladılar. Devletin âli menfaatleri için bize silah sıktılar, kardeşlerimizi şehit ettiler. Devletin desteklediği devletler ve uluslararası güçler de onların tabii müttefiki oldular.

Biz her zaman kendimizle yola koyulduk, yanlışlar yaptık ama yanlışlarımız kendi yanlışlarımızdı. Hiçbir emperyalist güce ne güvendik ne de herhangi yabancı güçten yararlandık. Hatta İran devrimi olunca da çok az bir grup istisna kimse İran’a solun Rusya’ya baktığı gibi bakmadı. İran’ı  hem destekledik hem mesafe koymasını bildik.

Ayrıca silaha da sarılmadık. 12 Eylül üstümüze geldi ama ellerinde kullanacakları hiçbir somut delil yoktu.

Herkes kendince 12 Eylül darbesinden payını aldı, biz de aldık. MTTB kapatıldı, Akıncılar kapatıldı, MSP kapatıldı, mal varlıklarına el konuldu.

Ama biz Müslümanlar gücümüzü kendi iç dinamiklerimizden, imanımızdan aldığımız için çabucak toparladık. Camide toparlandık, evde toparlandık, mahallede, şehirlerde toparlandık ve dünyayı okuyabildik.

Bizim dışımızdaki sağ-sol bağımsız olamadıkları için bağımsız ve ülke gerçeklerine uygun bir çalışma zemini bulamadılar.

Bu beceriksizliklerini bize çamur atarak örtmeye çalıştılar. Medya ellerinde olduğu için de bunu millete inandırdılar.

12 Eylül silindir gibi mevcudun üstünden geçti. Bundan biz de nasibimizi aldık. Fakat Müslümanlar çok azı müstesna gördükleri zulmü anlatmayı abesle iştigal saydılar. En azından o zaman öyle idi. Tarihi başkası yazınca hakkımızda yalan yanlış haberler yazıldı, ahkamlar kesildi. Tarih bunun şahididir, vakit henüz tam geçmiş değildir, bir gün birileri gerçekleri yazacak ve kimin işbirlikçi, kimin hain ve kimin kendi başına hareket ettiği ortaya çıkacaktır.

12 Eylül’ ün bilinen korkunç bazı resmi sonuçları:

* Yönetime el koyanlar, yasama ve yürütme görevini kendi kendilerine verdiler.

* Hükümet istifa ettirildi.

* TBMM kapatıldı. Milletvekillerin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Parti genel başkanları, yöneticileri, çok sayıda milletvekili tutuklandı.

* Anayasa iptal edildi.

* Sendikalar kapatıldı, mallarına el konuldu.

* 23.677 derneğin faaliyeti durduruldu.

* Gözaltı süresi 90 güne çıktı.

* Ülkedeki bütün grev ve lokavtlar kaldırıldı.

* 210.000 dava açıldı.

* 7.000 kişi için idam cezası istendi.

* 517 kişi idama mahkum edildi.

* 400 gazeteci için 4 bin yıl hapis cezası istendi.

* 31 gazeteci cezaevine girdi.

* 300 gazeteci saldırıya uğradı.

* 3 gazeteci silahla öldürüldü.

* 299 kişi cezaevlerinde hayatını kaybetti.

* 14 kişi açlık grevinden öldü.

* 144 kişi şüpheli olarak öldü.

* 16 kişi kaçarken vuruldu.

* 43 kişinin intihar ettiği bildirildi.

* 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.

* Darbe öncesi ve sonrasında 5.000 kişi öldü.

* 120 öğretim üyesi ve 47 hakimin işine son verildi.

* 30.000 kişi mahzurlu olduğu için işten çıkartıldı.

* 39 ton kitap, dergi ve gazete yakıldı.

* 937 sinema filmi yasaklandı.

* 30.000 kişi yurt dışına kaçtı.

* 388.000 kişi pasaport alamadı.

* Sıkıyönetim Komutanlıklarının kararlarının tartışılması, sözlü, yazılı demeç, makale yayımı yoluyla beyan ve yorumda bulunmakta yasaklanmıştır.

* Bir milyon kişi gözaltına alındı.

* Bir milyon 683 bin kişi fişlendi.

Bu tablo korkunç bir tablodur ve sorumluları içinde asla bir İslâmcı bulamazsınız. Mağdurlar arsında İslâmcılar vardır.

İran İslâm devriminden ürken emperyalist güçler Türkiye üzerinde titizlikle durdu ve halen duruyor. Bu yönüyle bakılırsa 12 Eylül, bölgede gelişmekte olan İslâmlaşmaya karşı yapılmış bir darbedir.

Soğuk savaş sürecinin biteceğine karar verenler, dünyada ve Türkiye’de hazırlık yaptılar. Bunun sonucu küreselleşmeye ortam hazırlamak gerekirdi böyle de yapıldı ve mevcut işleyiş ziruzeber edildi.

Aslında yeni bir devrin başlanmasıydı ve bunu anlayanlar ayakta kalabildiler anlayamayanlar devre dışı kaldı.

Sağ-sol varlıklarını devlete borçlu oldukları için devlet desteğini çekince çöktüler. Bugün de böyledir, sağ-sol zinde güçler tarafından kurulur ve kullanılırlar. İşleri bitince de buruşturulur ve çöpe atılırlar. Biz Müslümanlar kendimiz Allah’ın izin verdiği ölçüde iş yapar organize olur ve hayatiyetimizi sürdürürüz. Bunu sağ ve sol asla anlayamaz. Çünkü zihin yapıları buna müsait değildir.

Tekrar MTTB’ye dönersek, ihtilalden sonra kapatıldı ve mal varlıklarına el konuldu.

Daha sonra tekrar MTTB’yi ihya etmeye başladılar.

MTTB’yi tekrar canlandırmak mümkün mü?

Hiçbir kurum aynıyla tekrar kurulamaz. Ancak ders alınır ve benzerleri kurulabilir.

Birlik Vakfı kurulunca da bu tartışmalar oldu. MTTB mensupları yeni şartlarda Birlik Vakfı’nı kurdular, fakat Birlik Vakfı asla MTTB yerine ikame edilemedi, onun fonksiyonunu icra edemedi. Başka şeyler yaptı AKP’yi kurdu ve Türkiye’yi idare eden parti haline geldi. Elan da T.C’nin en çok oy alan partisidir.

MTTB bir talebe hareketiydi, bir gençlik hareketiydi, bir ideolojisi bir dünya görüşü vardı. Gelecekte dünyaya nizamat verecek ideallere sahipti.

Bugün aynı ruhu bir partinin şemsiyesine sığınarak vermek mümkün değildir. Gençlik yeni fikirler ister, dünya hakim gücüne kafa tutmak ister, reel politikadan hoşlanmaz, fikirlerin en derinine en dibine kadar iner, en idealini seçer.

Kâr-zarar hesabı yapmaz, inancına muhalif ne varsa onu teper. Müslüman gençlik, faizden, karaborsadan, ulus-devlet menfaatinden haz duymaz. Ümmetçidir, ona göre her şeyin dini imanı vardır. Dinin olmadığı yerde din dışılık olacağına inanır. İdare-i maslahatı anlamaz, anlarsa gençlik olmaz.

Eğer ülkenin geleceği için, insanlığın geleceği için ümmetin geleceği için çaba harcamak isteyenler varsa ve gençlik üzerinden bunu icra etmek istiyorlarsa, dünya hâkim gücüne kafa tutacak bir ruh ve heyecan oluşturarak hareket lazım.

Hem mevcut mer’i gayr-i İslâmî düzeni koruyacaksınız hem de İslâmcı gençlik yetiştireceksiniz, bu imkansızdır.

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

BAYRAM MESAJI
           ...
İftarın / İftarımızın Ardından
                          ...
İkbal’e Dair
                      ...
Ramazan’da Sükûnet ve Hareketlilik
Ramazan’da Sükûnet ve Hareketlilik ...
CHP + MHP + Fethullah Gülen + Ekmeleddin + …?
CHP + MHP + Fethullah Gülen + Ekmeleddi...
Yere İnen Hakikat
Yere İnen Hakikat              ...
Beg Yaman Çıkacak mı?
Beg Yaman Çıkacak mı?           ...

Kimler Sitede

Şu anda 22 konuk çevrimiçi
Üyeler : 2
İçerik : 290
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 569318
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >