Arap Gençliği Kimliğini ve Onurunu Arıyor PDF Yazdır e-Posta

Arap Gençliği Kimliğini ve Onurunu Arıyor

 

Tunus’la başlayan Arap Baharı’nı herkes bir şekilde değerlendiriyor.

Kimine göre ABD ve AB’nin kışkırtması ve dürtmesiyle harekete geçirilmiş ve ne olacağı belli olmayan bir dalga. Onun için büyütmemek lazım, bu dalga geçer ve sistem oturur ve uluslararası hakim güç ne isterse o olur.

Kimine göre bazı ülkelerde bilhassa Libya ve Suriye’de katliama dönüşebilir insanlar birbirlerini katlederler ve bu ayaklanmanın da sonu olur.

Kimine göre de batı hayat biçimine uymaya direnen bu halk bu olaylardan sonra sisteme entegre edilir ve dünya sistemine pazar olmaktan öte geçemez.

Kimine göre bu kalkışma bahane edilerek İslâm coğrafyasında Şii-Sünni çatışması başlar ve ümmet bir yüzyıl daha kendine gelemez.

Kimine göre de bunun altında işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluklar yatıyor bunlar ortadan kalkarsa olaylar yatışır.

 

 

Olaylara tarihî perspektiften, sosyal yapı ve kültür perspektifinden en önemlisi inanç açısından bakmayı kimse aklına getirmiyor.

Belki de bunu dillendirmek mevcut dünya sisteminin ve o sisteme bağlanan devletlerin, partilerin, anlayış sahiplerinin işine gelmiyor da ondan bu anlayışın üstünü örtüyorlar.

Olaya inanç ve medeniyet açısından bakarsak görürüz ki birikmiş bir kimliksizleştirmenin doğurduğu neticedir bu olaylar.

Araplar, Türkler, Kürtler, Persler, Berberiler, Peştunlar, Belucler… tüm Müslüman halk dünya siyaset sahnesine İslâmî kimlikle çıktı. Diğer medeniyet sahipleriyle bu inanç ve kimlikle mücadele etti, tarihte bu kimlikle var oldu. Onurları ve haysiyetleri İslâm’la sağlandı.

Araplar, İslâm’la şereflenince dünyada söz sahibi oldular ve yüzyıllar İslâm’ın izzet ve haysiyetiyle yaşadılar.

Emevi, Endülüs, Abbasi, kısmen Eyyübi devletleri zamanında bu kimliklerini muhafaza ettiler ve İslâm’a kendilerini nisbet ederek dünya siyasetinde, ilminde, kültüründe yer edindiler.

Osmanlı zamanında da kendilerini imparatorluğa nisbet ederek kimlik buldular. Osmanlı ile inişli çıkışlı münasebetleri bile onları incitmedi. Neticede bir İslâm devleti vardı ve bu devlet tüm Müslümanlar adına küffarla ceng cihad ediyordu.

Osmanlı da yıkılınca kendilerini Arap milliyetçiliğiyle anmaya başladılar ve bağnazca bağlandılar, bununla kimlik bulmaya çalıştılar. Fakat çok zaman geçmeden Arap milliyetçiliğin kof bir ideoloji olduğunu anladılar.

Ayrıca batı emperyalizmi onları incitti kimliklerini yok saydı Arapların varlığı İngilizlere, Fransızlara ve sonunda Amerikalılara bağlandı, varlıkları onların varlığıyla mümkün olmaya başladı.

Bu kadarla da yetinilmedi içeride de başka başka baskılar olmaya başladı. Baasçılık adı altında toplumun değer yargılarıyla alay edildi, tarihte şerefli yer edinmelerine vesile olan İslâm horlandı, ana mecrasından saptırmaya çalışıldı, tiranlar ve despotlar İslâm’ı nasıl anlayacaklarına onlar adına karar verdiler. Bugüne kadar kendilerini var eden değer yargıları birden sıfıra irca edildi.

Bu da yetmezmiş gibi ülkelerini fiili olarak işgal ettiler batı medeniyet temsilcileri, bu işgale karşı koyamayan yerli işbirlikçiler, işgale karşı direnenleri terörist ilan ettiler.

İsrail’e karşı hiçbir varlık göstermeyen baskıcı Arap rejimleri kendi halklarına karşı aslan kesildiler.

Onurlu ve haysiyet sahibi Müslümanların bir kısmı, ülkelerindeki bu dışa karşı pısırık ve silik içe karşı ceberut ve kahramanları kendilerine rakip görmediler.

Cihad meydanlarına koştular, önce Afganistan’a gittiler orada Rus işgaline karşı savaştılar, büyük başarılar elde ettiler, oranın imarına çalıştılar eğitimlerine katkı sağladılar böylece zedelenen ve incinen onurlarını kısmen onardılar. Yıllardır önüne eğik başlarını kaldırabildiler.

Daha sonra Bosna savaşına katıldılar, canlarıyla ve mallarıyla orda da mücadele ettiler. Çeçenistan’da da aynı şeyi yaptılar tarihe not düştüler eşine az rastlanır kahramanlıklar sergilediler.

Fakat dünya Müslümanları bu insanları kuşatacak güçte ve takatte değildi, bunlara sahiplenerek savaş psikolojisiyle yoğrulan bazı insanî zaaflarını düzelteceklerine onları büsbütün yok saydılar hatta ABD gözüyle onları değerlendirdiler.  Terörist ilan ettiler.

Halbuki bu insanlar daha önce Cezayir’de kendilerini başka türlü ifade etmek istediler heyhat batı emperyalistleri buna fırsat vermedi. Bugün HAMAS’ı hale meşru saymıyorlar önce sinirlerini alacaklar sonra kabul edecekler. Bu da ayrı bir kimliksizleştirme ve onur kırmadır.

Üsame b. Ladin’in öldürülmesiyle/ şahadetiyle koparılan yaygaralar ve İslâm’ın onur simgesi olan cihad hakkında söylenen ve yazılanlara bakılırsa, tüm Müslümanların izzetiyle, onuruyla oynuyorlar. Bu seviyesizliğe kendilerine Müslüman diyenler de katıldı.

Arap Baharı tüm bu sayılanlara karşı kendi özüne dönme, kimliğine sahip çıkma, onurunu onarma ameliyesidir.

Tabii ki bazı yanlışlar yapacaklar, bazı çelişkiler serdedecekler. Kendilerine yardımcı olacaklarına inandıkları bazı kötü niyetlilere kanacaklar. Ama ok yaydan çıkmıştır, bu ok hedefine ulaşıncaya kadar arayış ve meydan okuma devam edecektir.

Bugün susturulsa bile yarın tekrar başlayacaktır.

Sanıldığı gibi Arap ülkeleriyle sınırla kalmayacak,  kimliği elinden alınan ve onuru rencide edilen her toplumda bu meydana gelecektir.

Yalnız burada bir hususa dikkat çekmek istiyorum o da kimlik ve onur ırksal ve dile dayalı değildir. Dili ve ırkı da içine alan ve daha yüksek idealdir o da inanca dayalı kimliktir, inanca dayalı onurdur, inanca dayalı haysiyettir, inanca dayalı siyasettir.

İran, İslâm devrimiyle kısmen bu kimliksizliği gidermeye çalıştı ama geldiği yer itibarıyla gelecekte başı belaya girebilir. Yol yakınken İsl3am’ı Allah’ın istediği gibi hayata hakim kılmaya çalışmalıdır aksi halde sonu iyi olmaz.

Kendinden çok emin görünen Türkiye'de o kadar muhkem değildir. Bu devlet de İslâmî kimlikle, Müslümanların onuruyla, haysiyetiyle, siyasetiyle oynamamalıdır.

Kürt meselesini birinci mesele sayıp İslâmî değerleri yok sayarsa sonu iyi gelmez.

Ayrıca Kürtler de şimdilik İslâmî kimliksizlerini etnik kimlikle kapatmaya çalışıyorlar bu da bir göz boyamadır.

Dile dayalı etnik milliyetçilik eğer bir kimlik olsaydı Araplara olurdu onlara bir fayda sağlayamadığı gibi Kürtler de hiçbir fayda sağlamaz.

Türkiye bizim kimliğimizle oynamaya başladı, Cumhuriyet tamamen bizi kimliksizleştirme operasyonudur.  1950, 1983, 2011’de yapılan kısmî iyileştirme bizi tatmin etmez, İslâm kimliğimizi istiyoruz, eğer Arap Baharı gerçek kimliğini bulursa bize de sirayet eder.

Türkiye akılılık eder de İslâm’la aramıza sokulan barikatları kaldırırsa kendini kurtarır aksi halde büyük olaylara gebe olur.

Araplar, bazı konularda avantajlıdırlar, herkes eksikliklerini dile getiriyor. Bunun bir de olumla yanları vardır.

Araplar, din dili olan Arapça’ya vakıflar, kendi dilleri onun için bizde olduğu gibi İslâmî naslardan kopmamışlar.

Tüm İslâm coğrafyasına yayılan İhvan-ı Müslimin gibi bir kuruluşa sahiptirler.

Dünyanın dört bir yanına yayılmışlar, dolayısıyla dünyada olup bitenlerden haberdardırlar.

Cezayir (FİS) (Abbas Medeni), Sudan (Hasan Turabi),  Tunus (Raşid Gannuşi), Fas (Abdüsselam), HAMAS, Ürdün, Afganistan (Azzam)… tecrübelerine sahiptirler. Ve bunlardan mutlaka ders çıkarmışlardır.

Tek eksik oldukları devlet tecrübesidir. O da bütün bu sayılanlar bir arada düşünülürse hal edilemeyecek bir eksiklik değildir.

Türkiye devlet tecrübesinde ve askerî oluşum sürecinde katkı sağlayabilir.

Arap Baharı gelecekte dünyada sözü edilebilir bir çıkış yolu olacaktır. Batı ve doğu, sosyalistler ve liberaller bu harekete engel olmaya çalışacaklar.

Tarih yeni bir dönemin açıldığına işaret ediyor, küçümseyerek değil ibretle ve anlayarak bakmasını bilmeliyiz.

30 Mayıs 2011  / Timeturk 

 

 

 

 

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Sadrazam Said Halim Paşa
(5 Ocak 2018, Cuma) Mehmed Said Halim P...
Normallik
Normal; kurala, alışılmışa uygun, d...
Ebu Yusuf'un1 Harunurreşid’e Tavsiyeleri2
Bismillâhirrahmânirrahim, Allah, Emir...
Ülke - Bölge - Dünya
(15 Aralık 2017, Cuma) İslam dünya...
Dostum Gazali
                          ...
Aşkın Üç Hâli
                          ...

Kimler Sitede

Şu anda 37 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 454
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 2091571
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >