Batılılaşma Serüveni Devam Ediyor PDF Yazdır e-Posta

       Batılılaşma Serüveni Devam Ediyor   (21 Ocak 2011, Cuma) 

      Osmanlı batılılaşması, yenilgi sonucu ortaya çıkmıştır ve imparatorluğu kurtarma arayışına girenler, kendini yenen batının her şeyini almayı bir çıkış yolu kabul emişlerdir.

      Kabul etmemiz lazım gelir ki Osmanlı’nın son dönemi çökme eşiğine gelmişti. Devlet idaresi acziyet içinde, dış temsilciliklere teslim olmuş bir bürokrasi, çökmüş bir medrese, otoritesi bitmiş bir padişah, batıya hayran bir aydın kitle ve borç içinde bocalayan bir yapıyla karşı karşıyaydık.

      Alınan her tedbir tersine dönmüş, yeni fikir ileri sürenler hainlikle suçlanıyordu.

      Ayrıca tüm dünya Osmanlı’ya düşman, hasta adam ilan edilen imparatorluk dış destek arayışında ve fakat istediği desteği bulamıyor. Çağı anlayarak kendini yenileyeceğine iç düşman arama hevesine düşmüş bunun neticesinde ülke insanı birbirine düşman kesilmişti.

       Çağın geçer anlayışı olan milliyet fikri millet-i hakime olan kısmı ırkçılığa itmiş, ev sahibi kendini yabancı saymaya başlamıştı.

      Hızını alamayan batılı güçler fırsattan istifade, sorumluluğu dine ve dindarlara yıkmış kendilerine aydın diyen güruh da buna inanmış ve dinden kopmanın kendilerini tekrar eski haşmetli devre yükselteceğini inandırılmış veya inanmışlardı.

      Batılı değer yargıları tedrici olarak benimsenmiş ve yavaş yavaş Müslümanlara içirilmiş ve içselleştirilmiştir.

      Önceleri kâfirleri kendine eşit görmeyen Müslümanlar daha sonra kendilerine denk görmeye başladılar, sonra da bizi yenen bu güç, bizden üstündür, fikrine inandılar. Kim tarafından? Osmanlı’nın çöküşünü önlemeye çalışan aydınlar tarafından bu böyle algılanmıştır.

      Başlangıçta batının fennini ve tekniğini alır ahlak ve adetlerini almayız diye yola koyulmuştur.

      Fakat batı bir hayat ve anlayış tarzı olduğu tekniğiyle ahlakını birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını bizim aydınlar fark edememiştir. Tekniği masum veya tarafsız bir olgu olarak anlamışlar. Teknoloji tüm değer yargılarıyla beraber gelmiş ve toplumu bağlı bulunduğu değer yargılarından soğutmuştur. Bu anlayış halen devam etmektedir.

      Bu serüven Cumhuriyet’in ilanıyla batı lehine sonuçlanmış, Cumhuriyet, batı değer yargılarını merkeze koymuş ve İslamî anlayış, düşünüş ve yaşayış biçimini kanun dışı saymıştır.

      Arayış yıllarında üç tarz-ı siyaset tartışılmış ve üçünden de vazgeçilmiştir. Yani İslamcılık da Türkçülük de Osmanlıcılık ta bırakılmıştır. Yerine muasır medeniyet diye bir mefhum icadedilmiş ve kızıl elmamız batı medeniyeti seviyesine veya üstüne çıkma olarak belirlenmişti.

      Bugün siyaset güden tüm aktörler bu mefkûreden asla ayrılamazlar. Çünkü bu ideal devlet hedefidir.

      Osmanlı’nın çöküşü ile Cumhuriyet idaresi arasında sıkı bir bağ vardır, imparatorluğu kurtarmak için yola koyulanların önerdiği reçete sonucu Osmanlı çöküşünü hızlandırmış ve devleti kurtarmaya yetmemiştir.

      Kötü sonun faturasını kendileri ödeyeceğine, yetkileri ellerinden alınmış göstermelik padişaha ve onun temsil ettiğine inandırılan anlayışa çıkarılmıştır.

      Ülkeyi cihan harbine sokan ve imparatorluğun elden çıkmasına vesile olan İttihat ve Terakki’dir. Tüm paşalar ittihatçıdırlar. İster İngilizci kanat olsun ister Almancı kanat olsun.

      Bu yanlışlarından ders çıkaracağına suçu Vahdettin’e ve İttihat’ın bir numarası Enver’e yükleyip işin içinden çıktılar. İçinden çıktıkları ve Osmanlı’nın çöküşünü hazırlayan örgütlerinin tüm suçlarını başkasına yüklediler.

      Savaş sonrası yorgunluk ve bitap düşme neticesinde kurulan devlette de nizaa olmasın diye ses çıkarılmadı bazılarınca, fakat sonra görüldü ki yeni devlet kendi insanına ve devlet geleneğine düşman bir organizasyon olarak ortaya çıktı.

      Cumhuriyet’in nasıl reddi miras ettiğini daha önce kısaca değindik ve bu minval üzere daha da değineceğiz çünkü dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz; batılılaşma bizi bu hale getirdi.

      İşte Cumhuriyet bu ahval ve ruh haliyle kuruldu.

      Devleti kurtarmak için dinini feda etti, sandı ki dininden vazgeçerse batılı güçler onlara kucak açacak, onları ellerinin üstünde tutacak kendi ailesine dahil edecekti.

      Kim ne kadar batılı değerlere sahip çıkar, kendi varlığına küfür ederse o kadar itibar gördü batılılarca. Durum böyle olunca yalaka takımı dine ve dindarlara hücum etmeyi vazife edindiler, bu hal Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında çok rağbet gördü. Elan bu durum değişerek devam ediyor. Bugün AB kapısında bekleyen T.C. dünkü Cumhuriyet’i kuran iradeyle aynı fonksiyonu icra ediyor ve batı değer yargılarına olan inançları asla sarsılmamıştır.

      Cumhuriyet’i kuran irade AB’yi kutsayanlar gibi, kendini halka ve Müslüman dünyaya karşı da savunma ihtiyacını hissetti bunun için kendine gerekçeler buldu. 

      AB isteklerine tam teslim olanlarla Cumhuriyet’i kuranlar arasında aslında bir uyumluluk söz konusu sadece zaman farkından dolayı kullandıkları yöntem farklı.

      Buna devam edeceğiz…

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Varlığımızın Ardındaki Hakikat
(19 Temmuz 2019, Cuma)  İnsan &uu...
İnsan Kendi Özüne Bakabilir Mi?
(14 Haziran 2019, Cuma) Uzun bir aradan...
2019 Yerel Seçim Sonuçlarının Yankıları - 2
(26 Nisan 2019, Cuma) Kılıçdar...
2019 Yerel Seçim Sonuçlarının Yankıları
(19 Nisan 2019, Cuma) 2019 yerel se&cce...

Kimler Sitede

Şu anda 28 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 510
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 3108751
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >